‘Gelecek nesillere özgür basının direniş geleneğini bırakacağız’ 2022-10-26 12:22:50     ANKARA - Gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren gazeteci Melis Ciddioğlu, “Gelecek nesillere özgür basının direniş geleneğini bırakacağız” derken, TGS Ankara Şube Başkanı Sibel Hürtaş ise hanelerin suç unsuru olarak gösterilmeye çalışıldığına dikkat çekti.    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dün sabah saatlerinde 9 kentte yapılan ev baskınında, muhabirlerimiz Habibe Eren ve Öznur Değer, Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Zemo Ağgöz, Berivan Altan, Hakan Yalçın, Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli ile bir dönem MA'da stajyerlik yapan Mehmet Günhan, polis işkencesiyle gözaltına alındı.  Muhabirimiz Derya Ren ise hakkında açılan bir davadan dolayı gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.    Ankara Emniyeti’nden yapılan açıklamada, gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle gözaltına alındıkları belirtildi.  Savcılık, “Soruşturma içeriğinin öğrenilmesi halinde soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği değerlendirmekle” gerekçesini öne sürerek dosyaya gizlilik kararı getirdi. Savcılık, “suçun vasıf ve mahiyeti” iddiasıyla 24 saat avukat görüşme yasağı da getirdi. Savcılık, 11 gazetecinin gözaltı süresini de bir gün uzattı.   Gazetecilerin gözaltına alınmasına ise her kesimden tepkiler gelmeye devam ediyor. PİRHA (Pir Haber Ajansı) muhabiri Melis Ciddioğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sibel Hürtaş, ajansımıza konuştu.    ‘Bu gözaltılar ilk değil!’   Gözaltıların ilk olmadığını ve özgür basına yönelik baskıların 1990’lardan günümüze dek olağan hale getirildiğini belirten Melis, iktidarın sıkıştığı her süreçte baskı araçlarını kullandığını söyledi. Melis şunları kaydetti: “Yine gözaltı terörü yine bir operasyonla karşı karşıyayız. Ankara Emniyeti, sözde çok büyük bir şey yapmış gibi, kendi sosyal medyasından görüntüler paylaştı. Bu baskı ve gözaltılar, iktidarın baskılarının ve faşizminin geldiği noktayı gösteriyor. Operasyonlar, illegal bir örgütün çökertilmesi gibi lanse edildi. Hâlbuki arkadaşlarımız, gazetecilik yapıyor. Operasyonlar tam da sansür yasasının meclisten geçtiği günlerde gerçekleştirildi. Hemen ardından da devletin, Kürdistan’da kimyasal silah kullandığı gündeme geldi. Arkadaşlarımız da kimyasal silahı kullanımını sordukları için, haberlerini yaptıkları için alındılar.  Meclisten sansür yasası geçer geçmez, arkadaşlarımızın gözaltı terörüne maruz kaldığını öğrendik. Belki de tutuklanacaklar, neden tutuklanacaklar? Yaptıkları haberler yüzünden. Tepkileri ve sorgulamaları dile getirdikleri için de baskılara maruz kaldılar. ”   ‘Gerçeği halka ulaştırmaya devam edeceğiz’   Seçimlere yaklaştıkça, gazetecilere yönelik baskıların da arttığını ifade eden Melis, AKP iktidarının seçimlere giderken, kaos ve savaş ortamı yarattığını dile getirdi. Melis şöyle devam etti, “AKP iktidarı ortaya çıkan yolsuzlukların görünmesini, sorgulanmasını ve anlatılmasını istemiyor. Ülkenin bir tarafında, ekonomik kriz yaratıyor. Bunların dile getirilmesini ve dillendirilmesini istemiyor. Hakikati yazan gazetecilere, her zaman baskı olacaktır. Gazeteciler olarak geri adım atmayacağız. Çünkü gazetecilik suç değil ve biz yasadışı hiçbir iş yapmıyoruz. Biz iktidarın yaptıklarını, devletin uyguladığı bu baskı politikalarını teşhir ediyor, olanı halka anlatmaya çalışıyoruz. Tüm gerçekliğimizi halka ulaştırmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın her zaman yanındayız. Gözaltına alınabilirler, tutuklanabilirler, çeşitli baskılara maruz kalabilirler. 90’lı yıllarda bile katledilmeleri yaşadık. Bu bayrak bugünlere kadar geldi ve şimdi biz gazetecilerin elinde. Bizler de, bizden sonra gelecek olan gazeteci arkadaşlarımıza, özgür basının direniş geleneği bırakacağız.”   'Özgür basına yönelik baskılar tesadüf değil'   Sansür yasasının yürürlüğe girdiği günlerde özgür basına yönelik baskıların tesadüf olmadığını dile getiren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sibel Hürtaş ise, yapılan operasyonların gazeteciliği kriminalize etme çabası olduğunu kaydetti. Sibel, tutuklanan 16 gazeteci ile ilgili henüz iddianamenin bile hazırlanmadığını vurgulayarak, şu şekilde konuştu: “Arkadaşlarımız şafak operasyonlarıyla gözaltına alındı. Büroları aranan meslektaşlarımıza, avukat kısıtlaması getirildi. Kötü muamele uygulanan arkadaşlarımıza yönelik görüntüler servis edildi. Bu uygulamalar, gazeteciliği kriminalize  etme çabalarıdır. 16 Haziran da Diyarbakır'da tutuklanan 16 arkadaşımızın iddianamesi hala hazırlanmadı. Bugün gözaltına alınan arkadaşlarımızın neden alındığına dair yapılan açıklamalar ise çelişkili. Emniyet halkı tahrik edici haberlerden, mahkeme ise örgüt üyeliğinden soruşturmanın başlatıldığını iddia ediyor. Soruşturmanın mahiyeti ise soruşturmaya zarar vereceği gerekçesiyle açıklanmıyor. Ancak bir gerçek var, her iki taraf da haberleri suç unsuru olarak göstermeye çalışıyor. Ne yapılırsa yapılsın, bir kez daha söylüyoruz gazetecilik suç değildir!”