‘Hakikat için bedel ödeyen özgür basını selamlıyoruz’ 2022-10-27 14:18:28     ŞIRNAK/BATMAN - Özgür basına yönelik gerçekleşen gözaltı operasyonuna ilişkin yapılan açıklamada, “Özgür basın karanlığa mahkûm edilirse yaşam da karanlığa mahkum edilir. Hakikat için emek ve bedel ödeyen özgür basını selamlıyoruz” dedi.   Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak İl Örgütü ve Tevgera Jinên Azad (TJA), JINNEWS ve Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirlerinin gözaltına alınmasını protesto etti. Şırnak’ın Uludere ilçesinde bulunan Meydan Çeşmesi’nde yapılan açıklamaya HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir de katıldı.   ‘Hakikatten taviz vermedi’   “Çapemenîya azad nayê bêdengkirin” pankartının açıldığı açıklamada, ilk olarak JINNEWS muhabiri Sema Çağlak konuştu. Özgür basının hiçbir zaman hakikatin izinden ayrılmadığını söyleyen Sema, “90’lı yıllarda Özgür basına yönelik baskılar üst düzeye çıkarıldı. Birçok gazeteci arkadaşımız sokak ortasında katledildi. Basın büroları yakıldı ve bombalandı. O günden bugüne baskılar, gözaltılar ve tutuklamalar devam ediyor. Bu baskıların temel amacı Özgür basının sesini kısmaktır. Fakat özgür basın emekçileri Apê Musa’dan, Gurbeteli Ersöz’e, Nujiyan Erhan’dan, Deniz Fırat’tan aldığı mirasla asla hakikatten taviz vermedi” dedi.   ‘İnsanların hakikate ulaşma hakkı vardır’   Ardından konuşan HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir de özgür basına yönelik baskılara dikkat çekerek, özgür basının Kürt halkına karşı yapılan düşmanlığın, özgür kadın iradesinin ve demokrasi mücadelesinin sesi olduğunun altını çizdi. Nuran, “Eğer özgür basın karanlığa mahkûm edilirse yaşam da karanlığa mahkûm edilir. Özgür basın faşizmin pençeleri altında her geçen gün artan baskı ve saldırısına maruz kalıyorsa, demokratik siyaset mücadelesi de tehlikededir. Çünkü özgür basın hakikati izliyor. Her insanın hakikate ulaşma hakkı vardır. İktidar bütün imkânlarıyla hukuksuz bir şekilde demokratik siyasete saldırıyor. Kürt halkı bedenleriyle karanlığa karşı kıvılcım olmuştur. Kürt basını da sokaklarda katledildi ama sözlerini tekrar ettiler. Halkının sesi olmaya devam edeceklerini belirttiler. Hakikat için emek ve bedel ödeyen özgür basını selamlıyoruz” diye konuştu.   Açıklama, alkışlarla son buldu.   Batman   HDP Batman İl Örgütü, il binası önünde özgür basın emekçilerinin ve kimyasal silah saldırılarına dair yaptığı açıklamalar nedeniyle hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın gözaltına alınmasına dair açıklama yaptı. Açıklamaya, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Batman Milletvekilleri Feleknas Uca, Mehmet Rüştü Tiryaki, görevden uzaklaştırılarak yerine kayyım atanan Belediye Eşbaşkanı Songül Korkmaz, TJA, Barış Anneleri Meclisi, HDP, DBP İl ilçe yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.   Açıklamada konuşan HDP milletvekilli Mehmet Rüştü Tiryaki, gözaltı ve tutuklamaların çarpıcı bir döneme denk geldiğine dikkati çekerek, “Yine karanlık bir güne uyandık. Önce gazeteciler gözaltına alındı. Ardından TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın gözaltına alındığını öğrendik. Her iki gözaltı işlemini de protesto ediyoruz. Biliyorsunuz ki bu bir ay içinde basının ve bütün toplumsal muhalefetin bütün karşı çıkışlarına rağmen ‘Sansür Yasası’ yürürlüğe girdi. AKP ve MHP bu konuda geri adım atmadılar ve sansür yasasını olduğu gibi Meclis’ten geçirdiler. Çok sayıda gazeteci arkadaşımız evinden ters kelepçeyle ve işkence edilerek gözaltına alındı. Bir kez daha Türkiye’nin basın karnesinin ne olduğunu hep birlikte gördük” diye konuştu.   ‘Sadece gerçeğin altını çizdi’   Mehmet Rüştü, Şebnem Korur Fincancı’nın gözaltına alınmasına değinerek, Şebnem’e karşı önce linç kampanyası yürütüldüğünü belirtti. Mehmet şöyle devam etti: “Evinden gece geç saatlerde gözaltına alındı. Oysa Şebnem hoca istedikleri zaman gidip ifade verebilecek durumdaydı. Ama halkı yıldırmak ve korkutmak için Şebnem hoca gözaltına alındı. Şebnem hoca ne için gözaltına alındı? Sadece bir gerçeğin altını çizdiği için, bir gerçekle ilgili soru sorduğu için gözaltına alındı. Neydi o gerçek? TSK’nin Güney Kürdistan’da kimyasal silah kullandığı iddialarıydı. Bu iddiayı bir adli tıp uzmanı olarak, bir hekim olarak, bir insan olarak dile getirdi. Her zaman yaptığı gibi bir konuda sadece soru sordu ve o sorunun karşılığı linç edilmesi oldu. O sorunun karşılığı hedef gösterilmesi oldu, o sorunun karşılığı gözaltına alınması oldu” ifadelerini kullandı.