Rojhilat: Bir slogan ve bir isyandan kadın yüzyılına... 2022-12-27 09:02:20   Melek Avcı   ANKARA - Yıl biterken, Rojhalat’ta “Jin jiyan azadî” ile yakılan ve tüm dünyaya yayılan özgürlük ateşi, 21’inci yüzyılın kadın yüzyılı olacağının ve hiçbir diktatörlüğün bunun karşısında kalamayacağının mesajını veriyor.    Yeni bir yılı karşılamaya sayılı günler kaldı. 2022 yılından yeni yıla kadın mücadelesi ve direnişi devrediliyor. Bunların başında da Rojhilat ve İran’daki kadınların “Jin jiyan azadî” sloganı ekseninde gelişen ve tüm dünyaya yansıyan isyanı geliyor. Bir slogan ile başlayıp dünya kadınlarının dilinden düşürmediği bir felsefeye dönüşen isyan bir devrim kıvılcımı olarak da değerlendirildi. Peki neler oldu, Rojhilat’ta ve İran’da nasıl başladı dalga dalga yayılan, tüm saldırılara rağmen aralıksız süren isyan…   İran rejimi Jîna’yı katletti   İran rejim güçlerinin “saçları göründüğü” bahanesi ile Kürt kadın Jîna Emînî 13 Eylül’de işkence ile gözaltına alındı, gözaltında devam eden işkence sonucu hastaneye kaldırıldı ancak Jîna 16 Eylül’de yaşamını yitirdi. Jîna’nın katledildiğinin duyulmasının ardından Rojhilat ve İran kentlerinde kadınlar öncülüğünde protesto eylemleri başladı.   Kadınların başlattığı eylemler baskı, şiddet ve idamlara rağmen karanlığa dönmek istemeyen bir tarihten güç alarak sürdürülüyor. Özgürlük direnişinin Ortadoğu’dan Afrika’ya oradan Amerika’ya ve dünyanın en uç noktasında yaşayan kadınların direnişine temas ettiğine şahit olduk. 2022, kadın kazanımlarını hiç var olmamış gibi yok etmek isteyen ataerkil devlet sisteminin uygulamalarına şahit oldu fakat 2023 kadınları ve halkları “Jin, jiyan, azadî” felsefesiyle karşılıyor.   Kalp krizi geçirdi yalanı   Tarihler 16 Eylül’ü gösterirken İran’ın Tahran kentinde bir Kürt kadınının hastanede kalp krizi geçirerek öldüğü söylendi. Ancak kadının yanındaki görgü tanıkları gerçeği hızla halka yaydı, “22 yaşındaki Kürt kadın başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınırken ‘ahlak polisleri’ tarafından şiddete ve işkenceye uğradı. Kafasına aldığı darbeler yüzünden beyin kanaması geçirdi ve katledildi.    Kadın gazeteci gerçeği duyurdu   16 Eylül'de, hastane koridorunda bekleyen kadının anneannesi ve babasının fotoğrafını sanal medyada yayınlayan gazeteci Niloofar Hamedi kadının hikâyesini anlattı. Ardından dünya basını da şu başlıkları attı, “Saqqez kentinden gelen Jîna Eminî katledildi. Kürt kadın gözaltında öldürülmüş. Jîna başörtüsü nedeniyle katledildi. Kürt kadın Jîna’yı ‘ahlak polisleri katletti.”   Şiddet, kimlik inkarı ve erkek egemen zihniyet   Jîna’nin katledilmesini aktarırken ilk bir ay adı dahi bir işkence gerekçesi oldu. Resmi olarak Kürtçe bir isme dahi izin vermeyen rejim, diğer herkese yaptığı gibi, Jîna’nın kimlikte Mahsa olarak yetişmesini dayatmıştı. Gazeteler adını bazen Jîna bazen ise Mahsa olarak yazsa da gördüğü şiddet ne İslam rejiminin erkek egemen sisteminden ne de kimliğinden bağımsız değildi.   Rejimin yalanlarını ortaya çıkaran deliller   Katledilmesinin ertesi günü açıklama yapan rejim polisleri ısrarla iddiaları reddetmiş ve “kalp krizi nedeniyle öldü” demeye devam etti. Jîna’nın kaldırıldığı hastane ise 13 Eylülde rejimi yalanlayan bir sanal medya paylaşımı yaparak Jîna’nın hastaneye gelmeden önce beyin ölümünün gerçekleştiğini ifade etmişti. Ancak bu gönderi 1 hafta sonra silindi. 17 Eylül'de Tahran polis şefi, Jîna’nın tutuklanma gerekçesinin başörtüsü takmamak ve dar pantolon giymek olduğunu açıkladı. Yayınlanan hastane fotoğraflarında ise Jîna’nın şiddet gördüğü açıkça ortaya konulmuş ve İran hükümetinin sahte tıbbi kayıtlar düzenleyerek olayı örtbas etmeye çalıştığı ortaya çıktı.   Saatler sonra kadınlar öncülüğündeki halk sokakta   Jîna’nın rejim tarafından katledildiği haberi tüm ülkeye hızla yayıldı. Halk saatler sonra sokağa dökülerek eylemleri başlattı. Dünya İran’da 8 Mart 1979 direnişinden sonra ilk kez herkesin katıldığı kitlesel eyleme şahitlik ediyordu. Hastanenin önünde başlayan eylem, önce Jîna’nın memleketi Saqiz, ve Sine, Divandere, Bane ve Kurdistan Eyaleti'nin diğer şehirlerine yayıldı. Eylemleri, hak mücadelesi olarak nitelendirilmek yerine rejim tarafından bilindik bir söylemle “Bunlar dış güçlerin oyunu” olarak değerlendirildi.    Jin jiyan azadî   Rejimin “Dış güçlerin oyunu” dediği eylemlerde halk iki temel slogan ile rejime cevap verdi.  “Diktatöre ölüm”,  “Jin jiyan, azadî”. Kadınlar öncülüğünde gelişen eylemlerde halkın taleplerinin özlük olduğunun ve rejimin baskılarının artık kabul edilmediğinin özeti oldu bu sloganlar.  Direnişin bu güne kadar aralıksız devam etmesinin de başlangıcı oldu.    ‘Saç yoksa günah da yok’   İran rejimine az da olsa muhalefet eden siyasiler, “İrşad devriyelerinin” lağvedilmesi için kampanya başlatırken, hakların ve baskının temelini sadece bu polisler olmadığının bilincinde olan kadınlar, kampanyaya destek vermeyerek kendi kampanyalarını başlattı. “Saç yoksa günah da yok” diyen kadınlar, sanal medyada saçlarını kestikleri videoları paylaştı ve  dünyanın yer yerinden destek geldi. Rejime öfke büyürken kadınlar özgürlüklerini ilan etmeyi sürdürdü, başörtüsüz derslere girdiler, sokakta saçlarını savurdular ve mollaların sarıklarını indirdiler.   Engel tanımadılar   Kadınların ve sokaktaki halkın seslerini duyurdukları platformlar internet kısıtlamaları ile engellenerek dünya ile bağlantıları kesilmeye çalışıldı ama kadınlar seslerini yine duyurdu. Rejim elindeki tüm gücü halka savaş açmak için kullandı, önce gazeteci Niloofar Hamedi’nin 22 Eylül günü evi basıldı ve tutuklandı devamında haberleri yayan diğer gazeteciler de tutuklandı. 3 aylık süreçte binlerce kişi tutuklandı, işkenceye uğradı ve en az 458 kişi katledildi. Rejimin işkence ve katletme girişimleri ise eylemler boyunca tepki gördü. ABD Hazine Bakanlığı, Rehberlik Devriyesi'ne ve birkaç üst düzey İranlı yetkiliye yaptırım uyguladı.   Genel Grevler   Eylemler her kanaldan sürerken 5 Aralık günü 3 gün için genel grev ilan edildi. Ülkenin 29 şehri Jîna ve halkların direnişi için iş bıraktı. Kirmaşan, Sine, Ciwanro, Paveh, Mahabad, Giyelan, Rwanser, Bane, Kurwe, Seqiz, Diwandere, İlam, Bokan, Dewelan, Urmiye, Kengever, Kani Dinar, Muj, Kameran, Tahran, Arak, Şiraz, Kazrun, Sistan Meriwan’ın da aralarında yer aldığı 29 kentte dükkânlar kepenk kapattı, öğrenciler okula gitmedi ve şehirlerde hayat durduruldu. Kirmanşan, Seqiz, Ciwanro gibi kentlerde ise gençler gece saatlerinde sokağa inip, ateş yakarak yolları kapattı.   Rejimin katliamları   İran İnsan Hakları Örgütü’nün açıkladığı verilere göre 16 Eylül’den bugüne dek protesto eylemlerinde 29’u kadın, 63’ü çocuk olmak üzere en az 458 kişi katledildi. Eylemlerde Kürt yurttaşlardan sonra en fazla Beluç yurttaşların katledildiği ifade ediliyor. Beluçistan’da şimdiye kadar 128 kişi katledildi. Gösterilerde tutuklanan eylemciler hakkında ise İran parlamentosunda görüşmeler yapılmış, ilk idam ise 8 Aralık günü Mohsen Şekari isimle gencin, onun ardından ise 12 Aralık’ta Mecid Reza Rehneverdi’nin katledilmesiyle karşımıza çıkmış ve büyük tepki toplamıştı.   Halklar kenetlendi   Kürtler, Azeriler, Farslar ve Beluçlar gibi birçok farklı kimliğin yaşadığı İran’da halkın tek bir slogan etrafında toplanması elbette ki tesadüf değil. Yıllardır kadın bedeni üzerinde aynı zihniyetten beslenen fakat farklı yüzyıllarda işletilen, hem laiklik denetimi hem de İslami şeriatçı denetimin uygulanmaya çalışıldığına şahitlik ettik. Sadece İran’da değil, Afganistan’da da yönetimi ele geçiren Taliban, iktidarları yıkma ve dönüştürme gücüne sahip kadınların haklarını saldırdı. Parkları, sokakları ve tüm kamusal alanların kadınlara yasaklandığını bu yıl da görürken, kadınlara cehennemi yaşatan Taliban yönetimi ironik bir şekilde İranlı kadınlara “desteğini” sundu. Zira eğitimlerine devam etmek için yeraltı okullarında ve evlerde toplantılar için bir araya gelen Afgan kadınların yaşadıklarını İran kadınları çok yakından hissediyordu ve Taliban’ın bu “dayanışmasını asla kabul etmedi. Afganistan ve İran’da örtünme zorunluğu derken Türkiye’de de başörtüsünün anayasaya konulması için Aralık ayında kanun teklifi verildi. Eşit temsil, taciz, tecavüzü önleme ve kadının ekonomik olarak güçlendirilmesi ile ilgilenmesi gereken iktidar, başörtüsü meselesini çoktan aşmış ve kadın yüzyılına göz kırpan kadınların kılık kıyafet ve bedenin denetlenmesiyle ilgilenmeye devam etmekte.   Tecrit ideolojiyi hapsedemedi   İran’da, “zen, zendegi, azadi”, Türkiye’de, “kadın, yaşam, özgürlük”, Avrupa’dan Amerika’ya, “Women, life, freedom” diye evirilen bir slogan yanı “Jin jiyan azadî” ile 2022 yılı kapanıyor. Bu sloganı Rojava’ya devrimi taşıyan ve şimdilerde Türkiye’nin saldırıları karşısında mücadele gösteren Kobanê kadınlarının direniş alanlarından duymaya çok aşinayız. Onlara bu sloganın felsefesini taşıyan ve ilmek ilmek hayatlarının her alanına işleyen önderlerini de tanıyoruz. Kadınların direniş alanında her gün yeniden hayat bulan bu felsefe tecridin zaman, mekân ve yeri aştığını tüm dünyaya ve kurdukları sisteme kanıtlıyor. İktidar ve uluslar duvarları kaldırıp kapıları açmasa da “jin jiyan azadî” taşıyıcısı kadınlar, tüm tecritleri kırmak için 2023’te de kadınların dilinde olmaya devam edecek.