‘Tutsak gazeteciler umudu sürdürüyor’ 2023-01-10 20:24:18   İSTANBUL - Çalışan Gazeteciler Günü için açıklama gerçekleştiren DİSK Basın İş, tutsak bulunan Kürt gazetecilerinin cezaevinde de haber yazdıklarını belirterek “Meslektaşlarımız gazeteciliğin yapılabileceği umudunu sürdürüyor” dedi.   Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK-Basın-İş), “Çalışan Gazeteciler Günü’ne” ilişkin İstanbul Kadıköy’de bulanan İskele Meydanı’nda eylem gerçekleştirdi. Eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Dicle Fırat Gazeteciler Cemiyeti (DFG) üyelerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci de destek verdi. Açıklamada, “Özgür basın özgür ülke”, “Özgür basın susturulamaz”, “Yaşasın hakikat, yaşasın dayanışma” sloganları atıldı.   Açıklamada, Haziran’da Amed ve Ekim’de de Ankara merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan 26 gazetecinin fotoğraflarının yanı sıra “Gazetecilere, habere, emeğe özgürlük” yazılı pankart taşındı. Açıklamada, söz alan Faruk Eren, 10 Ocak 1961’de gazetecilerin haklarını düzenleyen 212 sayılı yasanın 12 Mart askeri darbenin ardından budandığını ve 10 Ocak’ın Çalışan Gazeteciler Günü olarak adlandırıldığını aktardı. Yasanın fiilen yürürlükte olmadığını ve gazetecilerin çalışmasını engelleyecek birçok yeni yasanın çıktığını paylaşan Faruk, “Uygulama ve fiili durum yaratıldı. Artık 10 Ocak bizim basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili dertlerimizi anlatma, baskı altında ya da tutuklu gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha duyurmak için bir vesile” dedi.   ‘Dünyanın en geri ülkelerinden biri’   Gazetecilere yönelik iktidar ve yargı tarafından yapılan saldırılara da işaret eden Faruk, “Özellikle sahada çalışan meslektaşlarımız büyük baskı altında. Güvenlik güçleri tarafından işlerini yapmaları engelleniyor, itilip kakılıyor, şiddete uğruyor, gazeteci oldukları bilindiği halde gözaltına alınıyor. Saray gazetecilere basın kartı vermiyor, güvenlik güçleri basın kartınız yok diye gazetecilere saldırıyor. Türkiye her yıl çeşitli kurumların yaptığı araştırmalarda basın ve ifade özgürlüğü alanında dünyanın en geri ülkelerinden biri durumuna düşmüş durumda. OHAL’den sonra 200’e yaklaşan tutuklu gazeteci sayısı bir süre sonra düşmeye başlamıştı. Ne yazık ki bu sayı yine artmaya başladı. Diyarbakır ve Ankara’da yapılan operasyonlar gibi toplu gözaltılar ve tutuklamalar yaşandı” diye konuştu.   ‘İddianameleri dahi yok’   Gazetecilerin iddianamelerinin hala düzenlenmediğine de dikkat çeken Faruk, “Neyle suçlandıklarını bilmiyor. Diyarbakır’daki operasyonda kamera, fotoğraf makinesi, bilgisayar gibi gazetecilerin çalışma aparatları suç aletiymiş gibi fotoğraflanıp servis edildi. Kaç gazeteci hakkında dava açıldığını kimse bilemiyor. O kadar dava açılıyor ki, bu işle profesyonel olarak ilgilenen hak örgütleri bile yetişemiyor. Davalar sadece yapılan haberler nedeniyle açılmıyor. İktidar çevrelerinin hoşlanmadığı gazetecilerin sosyal medya hesapları inceleniyor, yaptıkları paylaşımlar bahane edilerek davalar açılıyor. Geçtiğimiz yıl gazetecilere yönelik davalar ve verilen cezalarda gözle görülür bir artış yaşandı” diye paylaşımda bulundu.   ‘Umudu sürdürüyor’   Çıkarılan Sansür Yasası’na da tepki gösteren Faruk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Aynı yasa ile bazı sosyal medya platformları da fiilen kapatılabilecek. Bunun ilk örneğini İstiklal Caddesi’ndeki patlama sırasında yaşadık. Böyle bir atmosferde bir seçim süreci yaşayacağız. Yaşadıklarımız ve deneyimlerimiz bu baskıların daha da artacağını söylüyor bize. Gazeteciler tüm bu baskılara rağmen devletle, patronla, ekonomik krizle, işsizlik tehdidiyle mücadele ederek mesleğini yapmaya devam ediyor. Patrona da polise de karşı çıkıyor, gerektiğinde hapisten de haber geçiyor. Meslektaşlarımız gazeteciliğin yapılabileceği umudunu sürdürüyor.”   Engeller kaldırılsın   Gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyen Faruk, sözlerini  “Basın hürdür ve sansür edilemez  denilen anayasa hükmü uygulansın. Özellikle sahada çalışan meslektaşlarımıza uygulanan şiddete son verilsin. Basın ve ifade özgürlüğü önünde engel olan tüm yasalar değişsin veya kaldırılsın. Gazeteciler ve medya organlarını boğma görevini üstlenen RTÜK, BİK, İletişim Başkanlığı lağvedilsin, yerine meslek örgütlerinin temsilcilerini yer aldığı gerçekten özerk kurumlar ve kurullar kurulsun” diyerek noktaladı.   ‘Gazeteciler serbest bırakılsın’   Açıklamada DFG adına söz alan gazeteci Hüseyin Kalkan da, “Gazeteciler günü, iktidar tarafından çalıştırılmayan gazeteciler gününe çevrildi. Yaklaşık 80 gazeteci yaptıkları haberler nedeniyle tutuklu bulunuyor. Bütün gazetecilerin hemen serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.   Özgür halk ve basın vurgusu   Söz alan HDP’li Züleyha Gülüm ise, hakikatin üstünün örtülmek ve gizlenmek istendiğine dikkat çekti. Züleyha, “Bu ülkede halklara, ezilenlere, kadınlara, çocuklara ve gençlere nasıl bir baskı politikası uygulandığının gizlenmesini istiyor iktidar. Bunu yazan özgür basın susturulmak isteniyor. Ancak şöyle bir gerçek var: Tüm baskılara rağmen özgür basın direnmeye, halka haberi ulaştırmaya devam ediyor.  Onlar sayesinde bir çok olayı öğreniyoruz. Onlar sayesinde yolsuzluğu, hırsızlığı, çocuklara yönelik cinsel istismarı, kadın cinayetlerini ve doğa katliamı ile Kürtlere yönelik katliamlardan onlardan dolayı haberdar oluyoruz. Sağ olun, var olun. İyi ki varsınız. İyi ki varız ve hep birlikte kazanacağız. Halkın ve basının özgür olduğu bir dönemi hep birlikte açacağız” ifadelerini kullandı.