Kazanımlara yönelik saldırılara karşı birlik çağrısı 2026-02-27 09:07:31     Büşra Turan    ÎDIR - Kadın kazanımlarına yönelik baskıların arttığını belirten siyasetçiler Yıldız Tendik Parin ve Nejla Kum, şiddet ve hak ihlallerinin sürdüğünü belirterek tüm kadınları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında alanlara çıkmaya çağırdı.    Kadınların eşitlik, emek ve yaşam hakkı mücadelesinin simgesi olan 8 Mart’a sayılı günler kala, Türkiye’de kadınlar artan şiddet, ekonomik eşitsizlikler ve hak kayıplarıyla karşı karşıya bulunuyor. Kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri gündemdeki yerini korurken, kadınların istihdama katılım oranının düşük olması ve sosyal destek mekanizmalarına erişimde yaşanan sorunlar da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiğini gösteriyor. Yerel yönetimlerde ise kayyım atamaları sonrası kadın politikaları birimleri ve kadın yaşam merkezlerinin kapatılması ya da işlevsiz hale getirilmesi, kadınların sosyal, psikolojik ve ekonomik destek alanlarını daraltıyor. Kadınlar, tarihsel olarak hak ve özgürlük taleplerini görünür kıldıkları 8 Mart sürecinde, hem artan sorunlara dikkat çekmeyi hem de yerelde örgütlenme ve dayanışmayı büyütmeyi hedefliyor.   Îdir (Iğdır) Belediye Eşbaşkanı Nejla Kum ve Xelfelî (Halfeli) Belediye Eşbaşkanı Yıldız Tendik Parin, 8 Mart kapsamında değerlendirmede bulundu.   ‘Kadın sorunu 30 bin yıl öncesine dayanan tarihsel bir sorundur’   Xelfelî Belediye Eşbaşkanı Yıldız Tendik Parin, kadın sorununun tarihsel ve yapısal bir mesele olduğunu, günümüzde de kadın kazanımlarına yönelik saldırıların sürdüğünü ifade etti. Yıldız Tendik Parin, “Kadın konusuna değindiğimizde, Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın da ifade ettiği gibi kadın sorunu yalnızca son birkaç yüzyılın değil, 30 bin yıl öncesine dayanan tarihsel bir sorundur. Kadınların binlerce yıldır eril zihniyet tarafından yok sayıldığını, kazanımlarının görmezden gelindiğini ve yaşamın her alanında ikinci plana itildiğini görüyoruz. Bu süreçte kadınlar yoksullaştırılmış ve toplumsal yaşamın dışına itilmeye çalışılmıştır. Ancak yürütülen mücadeleyle birlikte kadınların ön plana çıktığı, söz ve karar sahibi olduğu ve önemli kazanımlar elde ettiği bir süreç de gelişmiştir. Bugün Rojava’ya baktığımızda kadın kazanımlarının hedef alındığını görüyoruz. Özellikle HTŞ çetelerinin en çok saldırdığı alanlar kadınların örgütlü olduğu alanlardır ve yaşamını yitirenlerin önemli bir bölümünü kadınlar oluşturmaktadır” dedi.    ‘Kadının özgürleşmesi toplumun özgürleşmesi anlamına gelir’   Savaşların en büyük “mağdurlarının” kadın ve çocuklar olduğunun altını çizen Yıldız Tendik Parin, “Oysa kadın toplumsal yaşamda öncülük rolü üstlendiğinde toplumun özgürleşme süreci de güçlenir. Kadının özgürleşmesi toplumun özgürleşmesi anlamına gelir. Kadın köleliğinden kurtulur. Önderliğin de dediği gibi, kadını özgürleştirmek köleden intikam almaktır. Tarihsel süreçte kadının rolünü doğru anlayıp bu doğrultuda çalışmalar yürütüldüğünde kadınların kazanımlarını büyütmek mümkündür. Benzer bir durum Türkiye’de de yaşanmaktadır. Kadın kazanımlarına yönelik baskı ve müdahaleler sürmektedir. Eşbaşkanlık sistemi bizim için temel bir kazanım ve mor çizgimiz olmasına rağmen, en fazla hedef alınan ve tartışmaya açılan alanların başında yine kadınların elde ettiği kazanımlar gelmektedir” diye konuştu.   ‘Kadınlar için alanlar oluşturmaya çalışıyoruz’   Kayyım atanan belediyelerde ilk hedef alınan alanların kadın kazanımları ve kadınlara yönelik çalışmalar olduğunu belirten Yıldız Tendik Parin, buna rağmen kadınların yaşamın her alanında var olmaya ve seslerini duyurmaya devam ettiğini söyledi. Yıldız Tendik Parin, “Kadınların açtığı alanlar, kadın yaşam merkezleri ve kadınlara yönelik çalışmalar göreve gelir gelmez kapatılıyor ya da işlevsiz hale getiriliyor. Bu saldırılara karşı kadınlar bilinçlidir ve her alanda varlık göstermeye devam etmektedir. Kadınlar seslerini duyurmak için mücadele ediyor ancak seslerini yükseltmek istediklerinde kolluk güçlerinin müdahalesiyle karşı karşıya kalıyorlar. Gözaltılar yaşanıyor ve kadınların sokağa çıkmasına dahi izin verilmediği durumlarla karşılaşıyoruz. Kadının sokağa çıkmasının engellenmesi, onu eve kapatmak anlamına gelir. Oysa biz buna karşıyız. Kadın, yaşamın her alanında yer almalı ve her alanda faaliyet yürütmelidir. Çünkü toplumun yarısını kadınlar oluşturur ve diğer yarısını da dünyaya getiren yine kadındır. Bu gerçekliğin görülmesi ve bu anlayışla hareket edilmesi gerekiyor. Bu gerçekliğin görünür olması için her alanda çalışma yürütülmelidir. Belediyelerde kurulan kadın yaşam merkezleri bu açıdan son derece önemlidir. Bu merkezler kadınları bir araya getiren, dayanışmayı büyüten alanlardır. Kadın mahalle komünleri ve meclisleri de bu amaçla oluşturulmaktadır. Biz de Halfeli’de mahalle meclisleri kurarak kadınların sorunlarını dile getirebilecekleri, evlerinden çıkabilecekleri ve toplumsal yaşamın içinde daha aktif yer alabilecekleri alanlar oluşturmaya çalışıyoruz” sözlerine yer verdi.    ‘İstanbul Sözleşmesi tekrar hayata geçmeli’   Yıldız Tendik Parin, Türkiye’de kadın politikalarının yeterince uygulanmadığını ve kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için daha etkin ve koruyucu mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Biz burada konuşurken bile bir kadının bir yerde şiddete uğradığını, istismar edildiğini ya da yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Kadınlara yönelik şiddetin ve cinayetlerin artması tesadüfi değil, sistematik bir sorunun sonucudur. Her gün kadınlar yaşamını yitiriyor ve bazı ölümler intihar olarak kayıtlara geçiriliyor. Oysa her kadın ölümü intihar değildir ve bu vakaların etkili ve şeffaf biçimde araştırılması gerekiyor. Kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve cezasızlık politikalarının son bulması için daha güçlü ve kapsamlı adımlar atılması şarttır. Bu noktada kadın haklarını koruyan uluslararası mekanizmaların yeniden etkin biçimde uygulanması büyük önem taşımaktadır. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alan düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve İstanbul Sözleşmesinin tekrar hayata geçmesi gerekiyor” diye belirtti.   ‘Kadınlar olarak sesimizi duyurmaya devam edeceğiz’   Yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadınların alanlarda daha güçlü bir şekilde yer alması gerektiğini dile getiren Yıldız Tendik Parin, tüm kadınlara eylem ve etkinliklere katılım çağrısında bulundu. Yıldız Tendik Parin, kadın mücadelesi uğruna yaşamını yitiren kadınları anarak, “8 Mart’ı daha güçlü kılabilmek için bütün kadınların aynı özveri ve kararlılıkla alanlarda yer alması gerekiyor. Kadınların bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlerinin açığa çıkarılması büyük önem taşıyor. Çünkü eril zihniyet, kadınların 8 Mart’ı kutlamasına ve anmalarını gerçekleştirmesine dahi çoğu zaman izin vermiyor. Buna rağmen hiçbir zaman susmayacağız. Tüm kadınlar olarak alanlarda olmaya ve sesimizi duyurmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.    ‘Kadın dayanışmasını güçlendirmekten gerekiyor’   Îdir Belediye Eşbaşkanı Nejla Kum ise, 8 Mart’ın tarihsel olarak kadınların eşitlik ve hak mücadelesine dayandığını söyleyerek, günümüzde de kadınların dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de eşitsizlik ve şiddetle karşı karşıya kaldığını, bu durumun kadın bilinci ve dayanışmasıyla aşılabileceğini belirtti. Nejla Kum, “Kadınların yaşamın her alanında var olduğu bir toplumda eşitliğin sağlanması en temel sorunlarımızdan biridir. Kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşmesi mümkün değildir. Ancak bugün baktığımızda kadınların emeğinin yok sayıldığını, birçok alanda eşitlikten uzak bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Hak arayan ve sesini yükselten kadınlar ya şiddetle karşılaşıyor ya susturulmaya çalışılıyor ya da toplumsal yaşamın dışına itilerek eve kapatılmak isteniyor. Bu tabloyu aşmanın yolu kadın bilincini büyütmekten ve kadın dayanışmasını güçlendirmekten geçiyor. Her kadın toplumsal bir varlıktır ve bir kadının güçlenmesi tüm kadınların güçlenmesi anlamına gelir. Bugün gittiğimiz her yerde kadınların mağdur edildiğini, emeklerinin ve başarılarının görünmez kılındığını görüyoruz. Kadınların güçlenmesini istemeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayışı ancak toplumsal birlik ve güçlü kadın dayanışmasıyla aşabileceğimize inanıyoruz” ifade etti.   ‘Kooperatif projesi hazırladık ancak bu projemiz kabul edilmedi’   Nejla Kum, kayyım döneminde kapatılan kadın politikaları birimlerini yeniden hayata geçirdiklerini ve kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesi için çalışmalar yürüttüklerini, ancak bazı projelerin onaylanmadığını ifade etti. Nejla Kum, “Bildiğiniz gibi kayyım atanan bir belediyeyi devraldık. Kayyım döneminde Kadın Politikaları Müdürlüğü kapatılmıştı. Göreve geldikten yaklaşık bir buçuk yıl sonra bu müdürlüğü yeniden açtık ve birimlerimizi oluşturduk. Bu birimler aracılığıyla mahalle mahalle dolaşarak ulaşabildiğimiz kadar kadına dokunmaya çalıştık. Bölgede kadınların en temel ihtiyaçlarından birinin ekonomik güçlenme olduğunu gördük. Çünkü kadınlar uzun yıllardır ekonomik olarak erkeklere bağımlı hale getirilmiş durumda. Biz de eve hapsedilmiş, sosyal yaşamdan uzaklaştırılmış kadınlara hem psikolojik hem sosyal anlamda destek sunmaya çalışıyoruz. Iğdır’ın tarımsal bir bölge olması nedeniyle kadınlara yönelik bir kooperatif projesi hazırladık ancak bu projemiz kabul edilmedi. Buna rağmen kadınlar için yeni projeler üretmeye ve farklı imkanlar yaratmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü kadınlara alan açıldığında ve ekonomik imkan sağlandığında, erkek egemen zihniyete bağımlı kalmak zorunda olmadıklarını görüyoruz. Kadınların güçlenmesiyle birlikte söz ve karar hakkı da güçlenecektir” dedi.   ‘Mahallelerde kadınlarla birebir iletişim kuracağız’   8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giderken kadınların sahada daha güçlü bir şekilde örgütlenmesi ve kadın bilincinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Nejla Kum, “Bu süreçte örgütlü bir yapı içerisinde hep birlikte sahada olmamız gerekiyor. Kadınların kendi kimliğini ve gücünü hissetmesini sağlamak, ancak bulunduğumuz örgütsel güçle mümkün olabilir. 8 Mart’a giderken çalışmalarımıza başladık. Kadın bilinci ve kadın tarihi üzerine bilgilendirme faaliyetleri yürütüyoruz. Sinevizyon gösterimleri düzenleyecek, mahallelerde kadınlarla birebir iletişim kuracağız. Hedefimiz 8 Mart süreci kapsamında 14 mahallede toplantılar gerçekleştirmek. Kadınlar olarak kendi tarihimize sahip çıkmamız ve kendi gücümüzü ortaya koymamız gerekiyor. Herhangi bir zihniyete teslim olmadan, kadın dayanışmasını büyütmemiz gerektiğine inanıyoruz. Kadının kadından başka dostu yoktur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bu bilinci ve dayanışma ruhunu tüm kadınlara hissettirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.