Tarihe not düşen bir gün 2026-03-22 09:07:08   Rojda Aydın    AMED - Amed’de Newroz, yağmura ve çamura rağmen yüz binlerin katılımıyla tarihi bir güne dönüştü; yükselen sloganlar, taşınan hafıza ve barış vurgusu, bir halkın yeniden uyanışını görünür kıldı.   Amed’de Newroz bu yıl yalnızca bir kutlama değil, hafızalara kazınacak bir gün olarak yaşandı. Sabahın henüz ilk saatlerinde, 7’den 70’e insanlar arama noktalarında buluştu; gün ağardıkça kalabalık büyüdü, büyüdükçe coşku katlandı. Yağmur dinmedi, çamur eksilmedi; ama alana akan irade ne yavaşladı ne de geri döndü.   Binlerce insanın aynı anda, aynı sözlerle yankıladığı sloganlar gökyüzüne yükselirken, Newroz alanı yalnızca bir meydan değil, ortak bir sesin, ortak bir duygunun mekânına dönüştü. En çok duyulan sloganlardan biri “Bijî Serok Apo” olurken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri alanın dört bir yanında dalgalandı; gençlerin ellerinde taşındı, alanın her yerine asılı kaldı.   Gençlerin ağırlıkta olduğu Newroz’da, yalnızca bugünün değil, geçmişin izleri de taşındı. Seyir Tepesi’ne doğru yapılan yürüyüşte Rahşan Demirel’in, Kemal Kurkut’un ve yaşamını yitiren birçok ismin posterleri, kalabalığın omuzlarında yeniden görünür oldu. Her bir fotoğraf, geçmişten bugüne uzanan bir hikâyenin sessiz tanığı gibiydi.   Kadınların sesi ise alanın ritmini belirledi. Sık sık yükselen “Jin jiyan azadî” sloganı, yalnızca bir söz değil, alandaki varlığın ve direncin ifadesine dönüştü. Farklı şehirlerden, farklı coğrafyalardan ve hatta farklı ülkelerden gelen insanların buluştuğu bu büyük kalabalık, ulusal kıyafetlerin renkleriyle adeta görsel bir hafıza yarattı.   Kalabalığın içinde yaşanan küçük anlar ise günün ruhunu daha da görünür kıldı. Bir annenin enternasyonalist genç kadınlara sarılarak “I love you” ve “Newroza we pîroz be” demesi, ardından kendisini anlamadıklarını düşündüğü gençlere “Ben mam (ben anneyim)” diye seslenmesi, Newroz’un yalnızca politik değil, aynı zamanda derin bir insani buluşma olduğunu bir kez daha hatırlattı.   Saygı duruşu sırasında bir anda susturulan davul ve zurnalar, binlerce insanın aynı anda sessizleşmesiyle yerini derin bir ortaklığa bıraktı. Abdullah Öcalan’dan gelen mesaj okunurken alanın pür dikkat kesilmesi, İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş’ın yaptığı konuşmanın büyük bir merak ve dikkatle dinlenmesi, bu Newroz’un en belirgin anlarından biri oldu.   Alan boyunca taşınan bayraklar, açılan posterler ve dört bir yandan gelen mesajlar, parçalı bir coğrafyanın ortak bir duygu etrafında birleştiğini gösterdi. Yıllardır değişmeyen bir talep ise yine aynı kararlılıkla dile getirildi; barış.   Newroz ateşi yakıldığında, günün bütün birikimi alevlere yansıdı. Ateş büyüdükçe coşku arttı; kimi katılımcılar ateşi harlamak için üzerlerindeki kıyafetleri bile alevlere bıraktı. Yağmurun altında, çamurun içinde ama dimdik ayakta kalan binlerce insan, alanı terk etmedi.   Bu yıl Newroz’un simgesi bir güvercindi; sanki gökyüzüne bırakılan her kanat çırpışı, barışın hâlâ mümkün olduğuna dair inatçı bir hatırlatma gibiydi. Küllerinden doğduğu söylenen hikâyeler vardır ya, bu kez anlatılan sadece bir efsane değildi; toprağın, dilin ve hafızanın içinden yeniden doğrulan bir halkın sessiz ama derin uyanışıydı. Güvercin, yalnızca barışı değil, aynı zamanda gecikmiş bir sabahı müjdeliyordu…Kürtlerin yeniden kendine dönmesini, yeniden ayağa kalkmasını… Sanki herkes bunun sadece bir başlangıç olduğunu biliyor, ama bunu söylemeye gerek duymuyordu.   Amed Newroz’u bu yıl yalnızca kutlanmadı; göğe bırakılan bir güvercinin kanadında, hafızalara usulca yerleşti ve tarihe not düşüldü.