MEB önündeki ‘yaşam nöbeti’ne destek büyüyor 2026-04-16 20:58:42     ANKARA - Okullardaki saldırılara karşı eğitimcilerin MEB önünde başlattığı “yaşam nöbeti” ikinci gününde sürerken, çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü ve gençlik yapısı eyleme katılarak dayanışmayı büyüttü.   Riha’nın Sêwreg ilçesi ve Mereş’te yaşanan okul saldırılarının ardından Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve çeşitli eğitim sendikalarının Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde başlattığı “yaşam nöbeti” akşam saatlerinde de sürüyor.   İkinci gününde devam eden nöbete destek büyüyor. Batıkent Dayanışma Derneği, Öğrenci Kolektifleri, Kaldıraç, HDK, ODTÜ’lü öğrenciler, Sol Parti, DEM Parti, KESK, DİSK gibi birçok siyasi parti, sivil toplum örgütü, liseli öğrenci ve üniversiteli öğrenci MEB önüne geldi.   Gelen her kurum ve siyasi parti, eğitimcilerin eylemine destek vererek “Yusuf Tekin istifa”, “Katliamın faili saray rejimi” sloganları attı.   Eylemde ayrıca okullarda ve yurtlarda şüpheli şekilde yaşamını yitiren gençlerin ve kadınların hesabı sorulurken, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş de hatırlatıldı.   ‘Bütün alanlar ortak mücadele alanı’   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara İl Örgütü ve milletvekilleri de eyleme destek amacıyla MEB önüne geldi. Burada DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan söz aldı.    Taleplerinin ve acılarının ortak olduğunu söyleyen Ayşegül Doğan, mücadelede ortaklık çoğaldıkça adaletsizliklerin son bulacağını ifade etti. Ayşegül Doğan, “Evet, acılıyız, öfkeliyiz, kederliyiz ve ne yazık ki bunu ilk kez yaşamıyoruz. Ne yazık ki son olması için de gereken tedbirler alınmıyor. Bakınız, Meclis’e çok yakın bir yerden yine sesleniyoruz. Birkaç ay önce yine bir eylemde Rojava için bir araya gelmiştik ve yine buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seslenmiştik. O defa bulvarın diğer tarafındaydık. Bu defa bu tarafındayız.   Yani bütün alanlar bizim için ortak; adaletsizliklerin yaşandığı ortak mücadele alanları. Neresi olursa olsun. Dünden bu yana henüz Siverek’te yaşananın sarsıcı etkisiyle baş etmeye çalışırken, Maraş’ta yaşananlar hepimizi bir kez daha acıya gark etti. Ancak bu bizi yalnızca acıya gark etmiyor. Mücadele azmimizi de büyütüyor. Öfkemiz bileniyor bir yandan ama öte yandan çoğalıyoruz” diye konuştu.   ‘Esaslı bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var’   Siyasi sorumluların istifa etmediğini ve hiçbir zaman hesap vermediğini söyleyen Ayşegül Doğan, “Ama artık geldiğimiz aşamada, şiddetin bu denli normalleştirildiği, toplumun her alanına sirayet ettiği bir zaman diliminde; içeride, dışarıda, okulda, hastanede, her yerde şiddete maruz kaldığımız bir ülkede tek bir bakanın istifa etmesi bu sonuçların ortadan kalkması için yetmez. Yetmiyor da. Esaslı bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var. Hepimizin. O yüzden derdimiz ortak. Bu kadar demokrasi yoksunu bir ülke, olsa olsa şiddeti bu kadar normalleştiren bir ülke olur. Biz bunu kabul etmiyoruz. Kabul etmemekle de yetinmiyoruz. Buna karşı mücadele ediyoruz. Yalnız değiliz, birlikteyiz, güçlüyüz” dedi.   ‘İnadımız olmazsa komisyonların raporlarıyla yol alamayız’   “Bu birlikteliği artırabileceğimiz çok kritik ve çok tarihî bir zaman diliminden geçiyoruz” diyen Ayşegül Doğan, devamında şunları söyledi: “İstersek bunu değiştirebilecek gücümüz var ve biz bunu istiyoruz. Buna talibiz, buna layığız, bunu hak ediyoruz. Ancak ortak mücadele ile başarabiliriz. Bugün öğretmenler, dün sağlıkçılar ama her alanda bu ülkede doğrudan hedef alınanlar, bu yanlış politik tercihlerin sonuçlarına katlanmak zorunda kalanlar...   Buna karşı mücadele edenler hep ezilenler, farklı kimlikler, farklı diller, farklı inançlar. Neticede bu haksızlık ve hukuksuzluk bugün kar topu gibi büyüdü; geldi, toplumun her yerine, her iline, her ilçesine, hayatın en küçük alanına kadar hepimizi güvencesiz bir halde, güven olmayan, asla güven vermeyen koşullarla karşı karşıya bıraktı.   Biz bunları öngörüyorduk. Biz bunları biliyorduk. Biliyoruz ki yine araştırma komisyonları kuruluyor. Nitekim dün Meclis’te, biliyorsunuz, bir karar alındı ve ortak bir anlayışla bir araştırma komisyonu kurulmasına karar verildi. Ama biz Gülistan Doku’dan biliyoruz ki mücadelemizin inadı ve ısrarı olmazsa bu komisyonların ortaya koyacağı raporlarla yol almamız çok zor.   Yine biz ortak mücadele geleneğimizden ve bu bellekten çok iyi biliyoruz ki alanlar, sokaklar bizim mücadelemizle çoğalmadıkça bu sistemi değiştirmemiz imkânsız olur.”