Öğretmen Funda Demir: Toplumsal barış okullardan başlamalı 2026-05-14 09:04:45   Aycan Metin    WAN - Okulların çocuklar için güvenli alanlar olmadığını söyleyen Eğitim Sen Wan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, yayın yasakları ile geçici polis görevlendirmelerinin de bu sorunu çözemeyeceğini dile getirdi. Funda Demir Bozkurt, “Toplumsal barış okullardan başlamalı” dedi.    Okullarda yaşanan saldırılar, çocukların maruz bırakıldığı güvencesizliği ve toplumsal şiddetin ulaştığı boyutu yeniden gündeme taşıyor. Eğitim politikalarındaki dönüşüm, derinleşen yoksulluk, dijitalleşme ve çocukların sosyal yaşamdan uzaklaştırılması, şiddetin giderek daha görünür hale geldiği bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Eğitim emekçileri ise çocukların güvenli yaşam alanlarının giderek ortadan kalktığına dikkat çekiyor.   Haber dizimizin bu bölümünde Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Wan Şube Eşbaşkanı Öğretmen Funda Demir Bozkurt, eğitimde yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerine dair değerlendirmelerde bulundu.   ‘Eğitim sistemi, piyasacı sisteme dönüştü’   Okul saldırılarıyla eğitim sisteminin genel sorununun ortaya konduğunu aktaran Funda Demir Bozkurt, saldırıların son dönemlerde artmış olmasını eğitimde yaşanan yapısal krize bağladı. Funda Demir Bozkurt, “Eğitim sisteminin anti-demokratik olması, eğitim sisteminin içinde eğitmenlerin itibarsızlaştırılması, okulların güvencesizleşmesi, bununla birlikte toplumsal alanda var olan şiddet, medyanın, politikacıların ve siyasetçilerin kullandığı şiddet dili, cezasızlık politikaları, insanların adalete ve hukuka güven duymaması gibi birçok neden sıralayabiliriz. Özellikle çocuklar için herhangi bir destek programının uygulanmaması, MESEM ve ÇEDES gibi tarikatlara, cemaatlere, derneklere okullar açmak ve bununla birlikte iktidarın artık eğitimi piyasacı bir eğitime dönüştürüp, kamusal eğitimden tamamen uzaklaşması, okul alanlarının en kamusal ve güvenli yerler olması gerekirken, şiddetin ve saldırıların arttığı yerler olmuş durumda” şeklinde konuştu.    ‘Okullarda 40’a yakın şiddet ve saldırı düzenlendi’   Funda Demir Bozkurt, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin uzun süredir güvencesiz bir ortama terk edildiğini söyledi. Wan’da Eylül ayında bir eğitim emekçisine yönelik kesici aletle saldırı gerçekleştiğini, İstanbul’da ise eğitim emekçisi Fatmanur Çelik’in bir saldırı sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlatan Funda Demir Bozkurt, son bir yıl içinde yaklaşık 40 okulda şiddet ve saldırı haberlerinin kamuoyuna yansıdığını sözlerine ekledi. Funda Demir Bozkurt, “Kamusal bir alan olmasına rağmen iktidar, Milli Eğitim Bakanı ve bakanlar bu anlamda bir çözüm geliştirmek yerine krizi daha da derinleştiren önlemler almakla meşgul. Öğretmenlere yönelik şiddet dili, itibarsızlaştırma, ekonomik, demokratik, özgürlük haklarından uzaklaştırma politikaları hem toplumun hem velilerin hem de çocukların okula bakış açısını zedeledi” dedi.    ‘Okulların önüne polis getirmek şiddeti önlemez’   Öğrencilerle yaptıkları görüşmelerde, çocukların yoğun kaygı ve korku yaşadığını gözlemlediklerini aktaran Funda Demir Bozkurt, devamsızlığın arttığını ve bunun zamanla okul fobisine dönüştüğünü söyledi. Bakanlığın kriz anlarında etkili müdahale sağlayamadığını ifade eden Funda Demir Bozkurt, yayın yasakları ve geçici polis görevlendirmeleriyle sorunun çözülemeyeceğini dile getirdi. Funda Demir Bozkurt, silahlı güvenlik görevlilerinin çocuklarda yeni travmalar yaratabileceğine dikkat çekerek, “Bir iki gün okullarda polis memuru görevlendirildi. Bakanlık hep geçici çözümler üretti. Kamera sistemlerini yenilemek, onarmak veya yoksa takmak gibi yapısal sorunları çözmek yerine geçici önlemler aldı. Okulların önüne polis getirmek herhangi bir şiddeti önlemez. Çocuklarda, orada bir şiddet ya da saldırı olacakmış gibi silahlı bir memurun onlarda yaratmış olduğu travma daha da derinleşecek” şeklinde konuştu.   ‘MESEM çocuk işçiliğini yaygınlaştırdı’   Eğitim Sen olarak “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu” yayınladıklarını ifade eden Funda Demir Bozkurt, bakanlığa, öğrencilere, öğretmenlere ve eğitimin yapısal sorunlarına ilişkin çok sayıda öneri sunduklarını kaydetti. Eğitim sisteminin anti-demokratik işleyişi nedeniyle eğitim bileşenlerinin sürece dahil edilmediğini belirten Funda Demir Bozkurt, sunulan önerilerin dikkate alınmadığını dile getirdi. Funda Demir Bozkurt, her gelen bakanın köklü değişiklik vaadinde bulunduğunu ancak yapılan değişikliklerin bilimsel, eşitlikçi ve çoğulcu olmadığını söyledi. MESEM uygulamalarıyla çocuk işçiliğinin yaygınlaştırıldığını ifade eden Funda Demir Bozkurt, her yıl çok sayıda çocuğun bu alanlarda yaşamını yitirdiğini vurgulayarak, “Türkiye’deki eğitim sistemi anti-demokratik biçimde işlediği ve eğitim bileşenlerinin sürece demokratik bir şekilde girişi engellendiği için bu yaptığımız eylemlerin hiçbir noktasına değinmeden geçici çözümlerle okullardaki şiddet olaylarını engelleyebildiğini düşünen bir bakanlık var. Geçen sene uygulamaya konulan ‘Maarif Modeli’ eğitim sistemine geçildi. İktidar boyunca çok sık değiştirilen bir eğitim sistemiyle ve çok sık değiştirilen bakan profili ile karşılaştık. Her gelen bakan bir önceki bakan gibi aynı ideolojik açıdan gelmemiş gibi eğitimde çok köklü değişiklikler yapacağını ifade ediyor. Eğitimde yapılan değişikliklerin hiçbiri bilimsel, eşitlikçi, farklılıkları tanıyan bir yerden değil, iktidarın ideolojik yöntemlerle yapmış olduğu değişiklikleri kapsadı. MESEM uygulaması getirildi ve Türkiye’de çocuk işçiliği yaygınlaştırıldı. Her yıl onlarca çocuk, MESEM’lerde hayatını kaybediyor. ÇEDES benzeri uygulamaların ise öğrenciler üzerinde derin travmalar yarattığını ve çocukları ideolojik saiklerle dönüştürmeyi hedefledi” diye belirtti.   ‘Özgürlükçü ve demokratik bir model hayata geçirilmeli’   “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak adlandırılan sistemin derhal sonlandırılması gerektiğini söyleyen Funda Demir Bozkurt, yerine bilimsel, laik, anadilinde eğitim imkanı sunan, cinsiyet ve tür eşitliğini esas alan, özgürlükçü ve demokratik bir modelin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çocukların eleştirel düşünmesini sağlayan bir eğitim sisteminin kurulmasının zorunlu olduğunu söyleyen Funda Demir Bozkurt, “Okullarda derinleşen güvenlik sorunlarına yapısal bir kriz olarak bakıyoruz. Eğitim sisteminde var olan eksikliklerden değil, eğitim emekçilerinin itibarsızlaştığı politikalar yürütüldüğü zaman toplumun da bakış açısı değişiyor. Okul ve toplum arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Okullardaki şiddet olaylarını önleyebilmek için toplumda var olan şiddet dilini ve vakalarını önleyebilecek toplumsal çalışmalar yürütülmeli” ifadelerine yer verdi.     ‘Yasak üzerine mi yoksa denetim üzerine mi kuracağız?’   Çocuklar için artık okulların da güvenli olmadığının altını çizen Funda Demir Bozkurt, “Bu durumlar bizde ve çocukta travma yaratıyor. Yaşanan şiddet vakalarını hem bireysel olarak görmek hem de nedenini oyun, sosyal medya gibi benzeri yerlere çekmek büyük resmi görmemize engel bir durum. Bu etkilerin ne boyutta olduğunu tartışmak lazım. Türkiye’de denetimsiz bir medya alanı var. Çocuklar, çoğu zaman aileler ve toplum eliyle bu alanlara maruz bırakılıyor. Yasakçı değil, hak temelli ve denetimli bir yaklaşım geliştirilmeli. Dijital medyada şiddet içerikleri yaygınlaşıyor. Okul saldırılarının görüntülerine çocuklar kolaylıkla erişebiliyor ve bu travmayı derinleştiriyor. Sosyal medyada bir fenomen bir fenomene şiddet uyguluyor ve kayda alıyor. Çocuklar, izleyip buna maruz kalıyor. Çocukların izlediği videolarda yaş sınırı yok, denetimi yok. Bunları yasak üzerine mi yoksa denetim üzerine mi kuracağız? Hali hazırda toplumda yaşanan şiddet sosyal medya alanına yansıyan bir durumda. Okullarda yaşanan vakalarına çocuklar sosyal medyada maruz kalıyor. Bunu iki şekilde değerlendirebiliriz. Çocukların o görüntüleri izlemesi çok travmatik, kaygı ve güvencesiz hissettiriyor. Çocuk hakları ve ihlalleri üzerinden değerlendirmek lazım. O görüntülerde oradan yaralı olarak ve sağ olarak kurtulan çocuklar hayatını bir şekilde devam ettirecek. Sosyal medyaya düşen o görüntülerle hayatlarına ne kadar devam edecekler. Çocukların rızası olmadan asla görüntülerin yaygınlaştırılmaması gerekiyor. Başka bir şekilde karşımıza çıkan fenomenlik adı altında çocuklarını çok paylaştıklarını görüyoruz. Denetimsiz bir alanda çocukların görüntülerinin yaygınlaştırılmasını sağlıklı bulmuyoruz” ifadelerine yer verdi.    ‘Cezasızlık politikaları çocukların yaşam hakkını elinden alıyor’   Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ve uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine taraf olmasına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirten Funda Demir Bozkurt, çocuk haklarının eğitimden hukuka kadar pek çok alanda göz ardı edildiğini vurguladı. En temel hakkın yaşam hakkı olduğunu hatırlatan Funda Demir Bozkurt, çocukların okullarda yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, “Türkiye her ne kadar çocuk hakları sözleşmesine taraf bir ülke olsa da bunun gerekliliklerini yerine getirmiyor. Çocuk hakları burada göz ardı ediliyor. Eğitimden tutun da toplumsal alana, hukuki boyuta kadar çocuğa yönelik koruma mekanizması söz konusu değil. En temel hak, yaşam hakkı değil mi? Çocuklar okullarda yaşamlarını yitiriyor. Çocuk haklarını biz ne kadar uyguluyoruz ve ne kadar yaşamsallaştırıyoruz? Çocuğun kültürel yapısını, eğitim müfredatı içerisine ne kadar yerleştirebiliyoruz? Çocuğun en temel hakkı olan anadilde eğitimi ne kadar hayata geçirebildik? Bütün çocukların parasız bir şekilde ulaşması gereken eğitimi, sermayeye açtık ve eğitim sistemi piyasacı bir eğitime dönüştü. Çocukların topyekun bütün haklarına yönelik bir saldırı var ve bu alanların tamamında bir cezasızlık politikası söz konusu” diye ekledi.    ‘Toplumsal barış okullardan başlamalı’   Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Funda Demir Bozkurt, kalıcı ve eşit bir barış ortamının oluşabilmesi için tüm kurumların demokratikleşmesi gerektiğini söyledi. Bir eğitimci olarak toplumsal barışın ilk olarak okullardan başlaması gerektiğini vurgulayan Funda Demir Bozkurt şöyle konuştu: “Toplumsal barış, ilk olarak okullarda ve mevcut eğitim sisteminde hayata geçmeli. Bu şekilde demokratikleşmenin, özgürleşmenin çok acil bir şekilde barışı getireceğini düşünüyorum.”