Qurunca’da beton santrali için onlarca ağaç kesildi 2026-06-19 09:02:14   RIHA - Qurunca köyü yakınlarındaki fıstık bahçelerinde onlarca ağacın kesilerek beton santrali için yol açıldığını belirten Ferda Öncel, köylülerin yaşam alanlarını savunmak için hukuki mücadele başlattığını aktardı.   Kürdistan ve Türkiye’de yürütülen özel savaş politikalarının önemli ayaklarından biri ekoloji alanında hayata geçiriliyor. Kürdistan’da yıllardır süren doğa talanı ve ekolojik yıkım, yaşam alanlarını yaşanamaz hale getirirken, bölge halkını da topraklarından koparıp göçe zorlayan sonuçlar doğuruyor. Son yıllarda Kürdistan coğrafyasında baraj, Güneş Enerjisi Santrali (GES), Hidroelektrik Santrali (HES), fosil yakıtlı termik santral projeleri, madencilik faaliyetleri, taş ocakları, orman kıyımı ile enerji ve altyapı yatırımları nedeniyle geniş alanlarda ekolojik tahribat yaşanıyor. Riha'nın Hewag (Bozova) ilçesinde bulunan Qurunca (Kesmetaş) köyüne yaklaşık 1,5- 2 km uzaklıkta bulunan Antep fıstığı bahçeleri ile kaplı alana beton santrali kuruldu. Fıstık bahçelerinde bulunan 20-50 yaşlarında ağaçların kesildiği ve yerine santral için yol açıldığı öğrenildi.   Riha Ekoloji Koordinasyonu Eşsözcü Ferda Öncel değerlendirmelerde bulundu.     ‘50 yıl süren özel savaş’   Yaşananları sadece eko kırım olarak değerlendirmenin yetersiz kalacağını söyleyen Ferda Öncel, “Aslında eko kırım deyince sadece doğanın talan edilmesi, ormanların yakılması ya da ağaçların kesilmesi anlaşılmamalıdır. Özellikle son 50 yılda sistemin Kürdistan'ın dört parçasında uyguladığı özel savaş yöntemleri, kültürel varlığımıza yönelik tehditler, baraj projeleri ve köylerden zorunlu göçler çerçevesinde yaklaşmak gerekir. Bu temelde bakıldığında yaşananları sadece bir doğa katliamı, doğa talanı ya da eko kırım olarak değerlendirmek yetersiz kalacaktır. Bu, tam anlamıyla sistemin bizlere karşı uygulamış olduğu özel savaş politikalarından bir tanesidir” dedi.   ‘Sayın Abdullah Öcalan'ın paradigmasını esas alarak örgütlenmek’   Bu süreçte yapılması gerekenin, Kürt Halk Önderi  Abdullah Öcalan'ın demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmasını esas alarak bu çalışmaları daha kapsamlı hale getirmek ve örgütlenmek olduğunu ifade eden Ferda Öncel, “Doğaya geçmişten kalan bir miras olarak değil, çocuklarımıza bırakılmış bir emanet gibi bakmak ve sahiplenmek gerekir. Sermayenin kısa vadeli yaklaştığı bu rant alanlarına kendi istekleri doğrultusunda tahakküm etmesine karşı; bizlerin doğayla bir bütün olarak, doğayla birlikte bir yaşamı esas alması gerekir. Sadece doğadaki ağaçların kesimine karşı değil; doğada yaşayan her canlının yaşam hakkını savunmaktan doğal suyun doğru kullanılmasına kadar var olan tüm sorumluluk bizlere düşüyor” şeklinde konuştu.   ‘Eko kırıma karşı ciddi bir mücadele’   Eko kırıma karşı yürütülen mücadelelere katılımın bir zorunluluk olduğunu belirten Ferda Öncel, “Son süreçte Besna'da ve Varto'da yaşanan eko kırım karşısında gerçekten ciddi bir mücadele, ciddi bir başkaldırı ve ciddi bir hak savunuculuğu var. Bizlerin de bunlara ses vermesi, bu mücadeleleri güçlendirmesi ve temel yaşam hakkımızın savunucuları olarak onlara güç katması gerekiyor. Köylerde son süreçte gündeme gelen GES projelerinin aslında yaşam hakkına yönelik bir saldırı olduğunu biliyoruz. Çünkü meseleye sadece doğanın tahribatı olarak bakmıyoruz; bunu aynı zamanda insan haklarına yönelik bir saldırı olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Doğrudan bir yaşam alanına müdahale’   Hewag’da açılan beton fabrikasının doğaya ve insana verdiği zararların altını çizen Ferda Öncel, fabrikanın doğrudan bir yaşam alanına müdahale olduğunu söyledi. Ferda Öncel son olarak şunları kaydetti: “Söz konusu şantiye kararı bizim belediyemizden önce alınmış olsa da alanda yaptığımız incelemelerde, buranın doğrudan bir yaşam alanına müdahale olduğunu tespit edip raporlaştırdık. Köylü kadınların, fıstık hasadı sırasında tozdan ve topraktan öte, yanı başlarındaki şantiye nedeniyle rahat hareket edemeyeceklerine dair haklı kaygıları var. Meseleye sadece ağaç kesimi olarak bakmamak gerekir; bu, çocukların sağlığını, geleceğini ve bir bütün olarak insani yaşamı hedef alan bir müdahaledir. Köy halkının bu yıkıma karşı hukuki süreci başlattığı bilgisini aldık. Umarım en kısa sürede bu sorun çözülür ve yaşam alanına müdahale gerekçesiyle şantiyenin iptaline karar verilir.”