‘Süreçte tıkanıklıkların aşılması için İmralı tecridi kaldırılmalı’ 2026-10-01 09:01:13   İSTANBUL - DEM Parti MYK üyesi Elif Bulut, Abdullah Öcalan’la görüşme aralıklarının iki aya kadar uzaması ve tecrit halinin süreci yavaşlattığını belirterek, “En başta Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor” dedi.   Kürt sorununun çözümüne yönelik yürütülen müzakere sürecindeki yavaşlama, sürecin nasıl ilerleyeceği ve toplumsal güvenin nasıl güçlendirileceği soruları gündemdeki yerini korurken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkla doğrudan temas kurabilmesi ve sesini duyurabilmesi bu tartışmaların merkezinde bulunuyor. Kalıcı barışa giden yolda şeffaflık ve köklü demokratik adımların hayata geçirilmesi de temel beklentiler arasında yer alıyor.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) MYK üyesi Elif Bulut, sürecin kalıcı bir barışa evrilmesinin ancak şeffaflık ve köklü demokratik adımlarla mümkün olabileceğini kaydetti.   ‘Temel sebep Türkiye’nin sıkışmışlığı’   AKP’nin iktidara geldikten bir süre sonra kendi programını hayata koyarken varlığını sürdürmenin ön koşullarından birinin uluslararası siyaset olduğunu gördüğünü dile getiren Elif Bulut, Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye iç siyasetini doğrudan etkilediğini ifade etti. Elif Bulut, “Ortadoğu’dan Avrupa siyasetine, Amerika’yla ilişkilerden NATO’ya kadar geniş bir yelpazede iktidar, kendi ömrünü uzatma çabasını bu siyasetle iç siyasette sürdürmeye çalıştı. Türkiye’nin Ortadoğu’daki gücünü iyi kullanmaya çalışan iktidar, bölgede sıkışmaya başladığında iç siyasetine yeni bir yön verme ihtiyacı duydu. DEM Parti yetkilileriyle bile göz teması kurulmazken, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis açılışındaki el sıkışmasıyla başlayan süreç, bu arayışın bir ürünü olarak ortaya çıktı. Bu durumun temel sebeplerinden biri, Türkiye’nin Ortadoğu’daki sıkışmışlığı ve kendine yeni bir alan açma çabasıydı” şeklinde konuştu.   Şeffaflık ve güven sorunu   Kamuoyunda sürece dair ciddi bir güven sorunu bulunduğunun altını çizen Elif Bulut, şeffaflık eksikliğinin bu kaygıları beslediğini belirtti. Elif Bulut, “Her kesimde güven sorunu yaratıyor. Hem Türkiye kamuoyunun tamamında hem Kürt halkında hem de sosyalist cenahta, ister istemez AKP’nin kendine göre bir süreç yürüttüğü düşüncesi oluşuyor. Biz DEM Parti olarak şeffaf olduğumuzu düşünüyoruz ve mümkün olduğunca da bütün aşamaları, bilgileri kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.   ‘Komisyon süreçleri devlet bürokrasisinin dışına taşmalı’   Komisyon süreçlerinin devlet bürokrasisinin dışına taşması gerektiğine dikkat çeken Elif Bulut, “O kurulda bakanlıklar ya da devlet bürokrasisi dışında kimlerin yer alacağının belirlenmesi lazım. Kamuoyuyla paylaşılması, güven sorununun aşılmasına da katkı sunar, açık tartışılmasının da önünü açar. Çünkü çalışmalar böyle açık olmadığında, kamuoyuyla paylaşılmadığında, bu işlerin arka planda halkın yararına olmayacak bir şekilde çözüleceği anlayışı, imajı netleşiyor” şeklinde konuştu.   ‘Öncelikle Abdullah Öcalan’ın statüsü netleşmeli’   Abdullah Öcalan’ın sürecin en temel muhatabı olduğunu vurgulayan Elif Bulut, uzun süren görüşme aralıklarının süreci yavaşlattığına dikkat çekerek, “Sayın Öcalan, İmralı’da aslında neredeyse tek başına, sürecin önemli bir aktörü olarak baştan beri süreci götürüyor. Dolayısıyla bu kadar önemli konumda olan bir kişiyle istenildiği zaman görüşülemiyor olması büyük bir sorun. İmralı heyeti normalde daha düzenli görüşebilecekken, bazen görüşme aralığı 40-45 güne, 2 aya kadar uzuyor. Bir yandan bu kadar az görüşme olurken sürecin çabuk ilerlemesi ya da hızlı ilerlemesi çok mümkün olmuyor. Bu da tabii ki hem sıkıntılar yaratıyor hem de beklentilerin karşılanmaması güvensizliği artırıyor. En başta Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.   ‘Demokrasi sorunu örgütün silah bırakmasıyla çözülmeyecek’   Kalıcı barış için köklü demokratik reformlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Elif Bulut, “PKK’nin silahı bırakmasıyla bu ülkenin temel demokrasi sorunu çözülmeyecek. Başlı başına önemli bir adım elbette ki. Fakat tüm o kurumların demokratikleşmesi gerekiyor; başta bir anayasal düzen var. Burada tüm toplumun, herkesin haklarını koruyan ve kendi kültürünü, dilini, eğitimini, yaşam hakkını, inancını güvence altına alan bir sistemin oturması lazım. Bugün hâlâ kimlik sorunu yaşayan halklar var. Yani sadece Kürt halkından bahsetmiyoruz. Kürt halkı mücadelesini örgütlü bir şekilde sürdürebiliyor. Ama Kürt hareketi de Kürt hareketiyle beraber çalışan siyasal partiler de bu ülkedeki ötekileştirilmiş her halkın ve inanç topluluğunun kimliğiyle, diliyle, inancıyla, yaşam tarzıyla var olabilmesinin mücadelesini veriyor” diye belirtti.   ‘Bunca yıldır karşı propaganda yapıldı’   Abdullah Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan seslenebilmesinin ve üzerindeki tecridin kalkmasının süreç açısından olumlu etki yapacağını dile getiren Elif Bulut, “Türkiye halkları bir kere birinci muhatabından duymuş olacaklar. Bunca yıldır Sayın Öcalan’ın iletişim olanakları kesildi, kendi halkıyla tüm bağı neredeyse koparılmaya çalışıldı. Eğer gerçekten o aradaki perde kalkarsa, Türkiye kamuoyunun farklı kesimleri Sayın Öcalan’ı dinlediğinde, onun baştan beri sürekli savaş demediğini, aslında en başından itibaren barışı esas aldığını, Türkiye halklarının birlikte yaşamasının önemini ne kadar vurguladığını birinci muhataptan dinleyecekler. Bunca yıldır ona karşı bir kara propaganda yapıldı. Bunun aslında tam tersi olduğunu görecekler” ifadelerini kullandı.   ‘Toplumsal algıyı dönüştürür’   Kamuoyunda bir süre önce Abdullah Öcalan’la yapılan röportajların dolaştığını ve ses getirdiğini dile getiren Elif Bulut, bu tür içeriklerin toplumsal algıyı dönüştürdüğünü belirtti. Elif Bulut, “Bunu sadece Kürt halkının ya da sosyopolitik cenahların izlemediğinden eminim. Türkiye halkları içinde karşı düşünen birçok kişinin de izlediğinden eminim. O bile kendi başına bakış açısını değiştiren bir şey; ‘O gün de böyle söylüyormuş, bugün de böyle söylüyor’ dedirten bir şey” sözlerini kullandı.    ‘Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşulları sağlanmalı’   Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşullarının sağlanması gerektiğini dile getiren Elif Bulut, “Bu duvarın kalkmasının sürecin önünü açabileceğinden ve sürece güvensizlik duyan diğer halkların da bakış açısını değiştirmeye katkı sunabileceğinden eminiz. O yüzden bu perdenin, bu duvarın aradan kalkması gerekiyor” dedi.