Kadınlardan tezkereye tepki: Savaşa karşı yaşamı savunuyoruz 2017-09-24 15:47:01   Daha önce Meclis’e defalarca getirilen sınır ötesi operasyon tezkeresinin uzatılması için Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararın ardından TBMM olağanüstü toplandı. Federal Kürdistan Bölgesi’nde 25 Eylül’de yapılacak referandum öncesinde mecliste oylanan tezkere ile olası bir durumda Kuzey Suriye ve Güney Kürdistan’a askeri müdahale edilmesi planlanıyor. 30 Ekim’de başlayacak ve bir yıllık süreci kapsayacak tezkereye, AKP ve MHP’nin yanı sıra CHP’de destek verirken, HDP tezkereye karşı olduğunu ifade etti. Tezkerenin geçmesine ise siyasi parti, sendika, sanatçılar ve kadın örgütleri de tepki gösterdi. ‘Bütün anneler birleşin’ Tezkereye tepki gösterenlerden edebiyat eleştirmeni Ayşegül Tözeren, “Kendi ülkemizin toprak bütünlüğüne nasıl haklı olarak saygı bekliyorsak, aynı saygıyı başka ülkelere de göstermek zorundayız. Bu yüzden savaşa ve tezkereye hayır” sözlerini kullandı. Kimsenin evladını kaybetmek istemediğini dile getiren Ayşegül, “Anneler ‘çocuğum hangi üniversiteye girecek, mesleği ne olacak?’ diye düşünmek istiyor. ‘Çocuğum yaşayacak mı?’ sorusunun vahşeti ile yüzleşmek değil. Ben anne değilim, ama savaş karşı dünyanın bütün annelerine ‘birleşin’ demek isterdim” ifadelerini kullandı. ‘Tezkereye her koşulda karşıyız’ Barış Bloğu Yürütme Kurulu Üyesi Nesrin Aslan ise, tezkereye her koşulda karşı olduklarını kaydederek,  “Bu, Ortadoğu da yaşanan sıkıntının içselleştiğini gösteriyor. Artık dış sorun ya da komşudaki bir sorun değil, içsel bir sorun olduğunu gösteriyor. İktidar aslında savaş kışkırtıcılığıyla kendini güçlendirme yolunu seçmiş durumda. Bunu herkesin görmesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu. ‘Her ulusun kendi kaderini tayin hakkı var’ Bu durumun bir diğer yanı olarak ta her ulusun kendi kaderini tayin hakkına dikkat çeken Nesrin, “Bu kadar müdahaleci olunmasını da insanlığın geliştirdiği hiçbir değer açısından geçerli olamayacağını düşünüyoruz. Bu savaş kışkırtıcılığıyla iktidar bir seçim çalışması yapıyor. Bunun da farkındayız. Özellikle ana muhalefet partisini bu konuda doğru tutum almaya davet ediyorum. Bu tezkereye yol vermek, dokunulmazlığa yol vermekten daha fena oldu” diye belirtti.  ‘Utanç verici bir durum’ Tezkerenin kadınlar ve anneler için “acı” anlamına geldiğini söyleyen Nesrin, barış için bu tür müdahalelere taviz vermemek gerektiğinin altını çizdi. Nesrin, “Hangi taraftan olursa olsun, her ölümden en çok etkilenen anneler ve kadınlardır. Acının ötesinde sıcak savaşın yaratacağı  ‘taciz ve tecavüz’ anlamına gelen ve kanımızı donduracak durumlar aklımıza geliyor. Devletin böyle bir şeyi gündem yapmasını da bir kadın olarak utanç verici olduğunu düşünüyorum. Ne insanlığa uyuyor bu durum, ne dini inanca uyuyor” diye tepkisini dile getirdi. ‘Kadınlar savaş istemiyor’ Tezkerenin onaylanmasına karşı olduklarını ifade eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Başkanı Gülsüm Kav ise,  “İçerde ve dışarıda barış istiyoruz. Çünkü kadınlar savaş istemiyor. Çünkü erkeklerden çok daha farklı yaşıyor bu süreci. Cinsiyetçi ve kadın bedenine yönelik saldırılar ile kadınlar savaşın bir parçası haline getiriliyor. Kimsenin ödemediği bedeli kadınlar ödüyor. O açıdan kadınlar barışı savunmaya devam edecekler” ifadelerine yer verdi. ‘Tüm halklar kardeştir’ Gülsüm, kadınların hakları ve savaş karşıtı mücadeleyi savunmak açısından meclisten çıkan savaş kararına itiraz etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Tüm halklar kardeştir diyen biri olarak her sene mecliste bir savaş tezkeresi çıkarılmasına ya da savaş siyaseti yürütülmesine itiraz ediyorum” diye belirtti. ‘Savaşa dair her şeye karşıyız’ İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi İncilay Erdoğan, savaş politikalarına dair hiçbir tartışmayı kabul etmediklerini vurgulayarak, “Asıl olan yaşamın kendisidir. Demokratik ve barışçıl yollarla tüm Ortadoğu sorunlarının çözülebileceğine inanıyoruz. Kadınların çabası da bu yöndedir. Savaş politikalarına dair her şeye karşıyız” diye konuştu. ‘Kadınlar olarak çaba sarf edeceğiz’ İncilay, Ortadoğu halklarının barış içerisinde yaşaması için kadınlar olarak çaba sarf edeceklerini söyleyerek, “Bu tezkere sadece bir tezkere değil, savaş tezkeresidir. Savaş yıkım demektir, ölüm demektir. Elbette savaşa karşı yaşamı savunuyoruz” dedi.