HDP, DTK, HDK ve TJA’dan tecride karşı çağrı: Bu hukuksuzluk karşısında suskun kalmayın 2017-10-17 14:38:19 İSTANBUL – PKK Lideri Abdullah Öcalan'dan bir yılı aşkındır haber alınmaması ve sosyal medyada yaşamını yitirdiğine dair yapılan haberlere ilişkin HDP İstanbul İl binasında yapılan basın toplantısında “Başta CPT olmak üzere konuyla ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlara çağrı yapıyoruz. Bu hukuksuzluk karşısında suskun kalmayın” çağrısı yapıldı.  PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit  ağışlaştırılarak  devam ederken, bir yılı aşkındır  kendisinden hiç haber alınamıyor.  Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuna ilişkin kaygılar sürerken bazı sosyal medya hesaplarından yaşamını yitirdiğine dair haberler yayıldı. Bu haberlere ilişkin gelişen kaygılara dair Halkların Demokratik Partisi (HDP),  İstanbul İl binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya DTK Eşbaşkanları Leyla Güven, Bedran Öztürk, HDK Eşsözcüleri Gülistan Koçyiğit, Onur Hamzaoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen ve DBP Eşbaskanı Mehmet Aslan'ın yanı sıra HDP İstanbul İl ve ilçe örgütü ile çok sayıda yurttaş katıldı.    'İnsanlık dışı bir tecrit uygulaması'   Toplantıda konuşan DTK Eşbaşkanı Bedran Öztürk, Abdullah Öcalan'ın sağlık ve güvenlik koşulları ile ilgili kaygılar yaşadıklarının altını çizerek, "5 Nisan 2015'te, bundan yaklaşık 2 buçuk yıl önce başlatılan ağır tecrit, 50 Kürt siyasetçinin açlık grevine başlaması sonucunda 11 Eylül 2016'da ailesinden bir kişi ile bayram görüşü yaptırılmasına kadar sürmüştür. Ancak o günden bu yana bir yılı aşkın bir süre geçmiş ve ne ailesinden ne de avukatlardan herhangi bir kimse görüş yapamamış, ağır tecritte herhangi bir değişiklik olmamıştır. Tutuklu ve hükümlü haklarının tamamen çiğnendiği, insanlık dışı bir tecrit politikasının uygulandığı bu durum dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Kürt halkı başta olmak üzere, insanlarımızda ciddi kaygılar yaratmaktadır" diye konuştu.   Kaygıların yersiz olmadığını söyleyen Bedran şöyle devam etti: "Çünkü AKP-MHP ittifakının ve devlet kurumlarının politikaları, Kürt halkının her türlü hakkının yok sayılması, gasp edilmesi ve kullandırılmaması yönündedir. Aslında 'Kürt ile ilgili her şeye düşman olan' bir iktidar ve devlet yapılanması ile karşı karşıya olduğumuz son derece açıktır. Her şeyden önce unutulmamalıdır ki, sayın Öcalan çok önceleri Ortadoğu sorununun tam da bugünlerde yaşandığı gibi Musul ve Kerkük sorunu olduğunu belirtmiştir.”   'Açıklama güven verici değildir'   Düşmanlık ortamının ve ikliminin toplumun her kesimine ve hücresine sirayet ettiğine işaret eden Bedran, "Ne yazık ki, AKP iktidarı ve ittifakları (MHP, Ergenekon vs.) hem içerde hem de dışarda Kürt olana düşmanlıktan bir an bile geri durmamaktadır. İşte bu koşullarda Sayın Öcalan'ın sağlık ve güvenlik koşulları ile ilgili kimi haber ve sosyal medya paylaşımlarının yeniden servis edilmesi son derece kaygı vericidir. Kimdir bu haberleri servis edenler? Ne amaçlamaktadırlar? Adalet Bakanı'nı sorumluluğa davet ediyoruz. Konu son derece hassastır ve Bursa Savcılığı'nın açıklaması ile geçiştirilecek hafiflikte değildir. Bu açıklama güven verici ve inandırıcı değildir" dedi.   'Kürt halkına yönelik bölgesel düşmanlık demektir'   Abdullah Öcalan’ın barışın ve çözümün gerçekleşmesi için son derece ciddi katkılar yaptığını kaydeden Bedran, "Önümüzdeki dönemde de hem bölgesel hem yerel düzeyde barışçı ve demokratik adımlarla sorunların çözüme ulaşmasını sağlayacak önemli bir kişiliktir. Sayın Öcalan'a dair yapılan haberler Ortadoğu'daki gelişmelerden bağımsız değildir. Bu gerçekler asla unutulmamalıdır. Üstelik bu gerçekleri yaklaşık 2 buçuk yıl sürmüş olan İmralı görüşmeleri esnasında devlet yetkilileri de gayet iyi görmüştür. Biliyoruz ki, insanlık dışı bir tecrit politikasının sürdürülmesi, siyasi iktidarın ve devlet kurumlarının savaş politikalarından kaynaklanmaktadır. Tecrit, savaş ve çatışma demektir. Tecrit, Kürt halkına yönelik bölgesel düşmanlık demektir. Tecrit, içinde Kürt olan her şeyin karşısında olmak demektir" diye belirtti.   'Kaygılar azalmayarak derinleşecektir'   Bedran son olarak şöyle dedi: "Başta CPT olmak üzere konuyla ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlara çağrı yapıyoruz. Bu hukuksuzluk karşısında suskun kalmayın. İmralı Adası'na aile, avukat veya siyasi bir heyetimiz bir an önce gitmelidir. Bu gerçekleşmeden yapılacak hiç bir açıklama bizleri ve halklarımızı tatmin etmeyecek, kaygılar asla azalmayacak gittikçe derinleşecektir. Bir kez daha vurguluyoruz ki, bu insanlık dışı tecridin sonlandırılması için gerekli tavır acilen sergilenmelidir. Tüm kurumlarımız tecrit durumunun değişmesi için mücadelelerini geliştirecektir."