Bağımsızlık mücadelesi üzerine: Kürt halkı Katalanlara ilham verdi 2017-10-29 09:18:47 HABER MERKEZİ-  Dr. Annelies Broekman ile bağımsızlığını ilan eden Katalonya  tarihine kısa bir yolculuk yaptık. Kürt halkının özgürlük mücadelesine de değinen Annelies, “Katalonya halkı için Kürdistan ve Kürt halkı bir referanstır. Avrupa ise Kürt halkına yönelik kitlesel suçların ve Erdoğan'ın politikalarının eş yazarıdır” dedi.  Katalonya'da 1 Ekim’de yapılan referandumda, halkın yüzde 90’ının bağımsızlığa ‘evet’ demesinin ardından Katalan Meclisi'nde bağımsızlık oylaması yapıldı. Oylama sonucunu 'beğenmeyen' İspanya yönetimi, Katalan Meclisi'nin bağımsızlık ilan etmesine Katalan Özerk Bölgesi Yönetimi'ni görevden alarak tavır koydu. Katalan parlamentosunu feshettiğini bildiren İspanya yönetimi Katalanların iradesini yok sayarken, halk bağımsızlık ilanını sokaklara çıkarak kutladı.    Akademik çalışmalarını 2013'ten beri Barselona Özerk Üniversitesi'nde yürüten Dr. Annelies Broekman aynı zamanda İspanya ile Avrupa arasında katılımcı yönetim uygulamaları konusunda danışmanlık yapıyor. Annelies, Katalonya tarihi, bağımsızlık referandumu öncesi ve sonrası yaşananlar ve halkların özgürlük mücadelesi üzerine JIN NEWS’in sorularını yanıtladı.     *Katalan halkının bağımsızlık istemine dair geçmiş nereye uzanıyor, ilk mücadele nasıl ortaya çıktı?    Geçmişte, Katalanların bağımsızlık mücadelesi CUP (Candidatura de Unitat Popular) isimli ve daha çok belediye düzeyinde aktif olan bir sivil toplum kuruluşu tarafından sürdürülüyordu. Bu kuruluş 1990’da ortaya çıkmıştı ve ilk etapta azınlık durumdaydı. Katalan burjuvazisi ise bölgesel konularda karar vermek, daha fazla özerkliğe sahip olmak ve İspanya devletinin bir parçası konumunda kalmak gibi gündemler üzerinde duruyordu.    2007 ile 2012 yılları İspanya devletinin kamu finansı konusunda yetersiz kalan anlaşmalara imza atması ve ekonomik kriz, bağımsızlıkçı azınlığı güçlendirdi. 2011'de ise bağımsızlıkçı azınlık bir çoğunluk haline geldi ve bu da sosyal ve çevresel adalet temalı bağımsız bir ulus olma düşüncesine katkı sundu.    *Halk referandum günü polisin tüm şiddetine karşı sokaklardaydı. Bağımsızlık ilanından sonrada yine halk alanları doldurdu. Peki ilk sokağa çıkış ve eylemler nasıl başladı?   11 Eylül 2012'de, Ulusal Katalonya Günü vesilesiyle geleneksel gösteriler yapıldı. Bu gösterilerde ilk defa “Yeni Avrupa devleti Katalonya” sloganı ile 1 milyondan fazla kişi sokaklara döküldü.    *Peki Katalonya’nın tarihsel geçmişi içerisinde bağımsızlık tartışmaları nerede duruyor, bu tarihsel bağı nasıl özetleyebilirsiniz?   300 yıllık İspanyol işgali boyunca Katalan halkı kendilerini devletsiz bir ulus olarak görüyor, Katalan halkının bölgenin bağımsız hükümetini geri kazanmak için uzun bir geçmişi var. Aslında geçmişte bölgeye “Katalan Ülkeleri” deniyor. Böylelikle Katalan dili veya onun değişik bir biçimde söylendiği topraklara atıfta bulunuluyor. Katalonya bölgesi, Valencia, Balearic Adaları ve Aragon bölgelerinin yanı sıra Fransa'daki Roussillon, Andorra Eyaleti ve Sardinia'daki Alghero şehrini (İtalya) kapsar. Modern Katalonya sınırları dışındaki insanlar yeniden birleşme projesini farklı nedenlerden ötürü desteklemediğinden, tüm bu toprak egemenliğini geri kazanma iddiası bugün o kadar popüler değil.  Günümüzde "Katalan Ülkeleri’ni” kurtarmak, daha çok, dilin ve kültürel kimliğin korunması açısından kullanılan kavramdır.    1640'da, 1931’de ve 1934’de farklı vesilelere Katalonya Cumhuriyet olarak ilan edildi, ancak şimdiye kadar hiçbir gelişme gösterilemedi. Tabi hala faşist Franco diktatörlüğü döneminin çözülmemiş geçmişinin üstesinden gelinmeye çalışılıyor, İspanya İç Savaşı’nın yaraları hala çok açık. İspanya 1978 yılından beri kurulan anayasa ve hükümet yapısı tarafından yönetiliyor. Bu, diktatörün askeri gücü ve yapısının hala bozulmamış olduğu anlamına geliyor.    *İspanya devletinin kamu finansı konusunda yetersiz kaldığını söylemiştiniz. Bağımsızlık mücadelesini doğuran ekonomik sebeplerden bahsedebilir misiniz?     Tüm toplulukların vergileri Madrid Merkez hükümeti tarafından toplanıyor ve yerel kalkınma için ayrılmış bir bütçe açısından yeniden pay edilen bir ekonomik sistem var. Katalonya’nın bu sisteme katkısı yaklaşık % 20 oranında. Ancak Katalanlar kendi gelişimleri  için adil bir paydan daha az aldıklarını düşünüyorlar. Yakın bir tarihte yani 2006’da İspanya merkez hükümeti, Katalonya Özerk Topluluğu'nun beklentilerini ve taleplerini karşılamadı; bölgedeki planlı yatırımları, örneğin su altyapısını tehlikeye attı.    Avrupa Parlamentosu tarafından emredilen Troika düzenlemeleri ile  kamu harcamaları için bütçede ciddi kesintiler yapıldı; okulların, hastanelerin ve ulaşımın kalitesini ciddi şekilde etkilendi. Katalan neo-liberal, kapitalist seçkin burjuva kesimi çok güçlüdür ve uluslararası sermayenin mesela Katar’ın bölgede menfaatleri var.    *Katalonya’da güçlü bir anarşist geleneğin olduğu biliniyor. Bu anarşist geleneğin bağımsızlık mücadelesindeki rolü nasıl, anarşist ideoloji yapısı itibariyle ‘bağımsız devlet’ kavramıyla çatışmıyor mu?    Evet Katalonya güçlü bir anarşist geleneğe sahiptir. Anarşistler faşist İspanyol kurum ve elitlere karşı Katalanların kendilerini organize etmelerinde önemli rol oynuyorlar. Özgürlükçü perspektif ve kendi kaderini tayin etmek bir meydan okumadır. Bazı anarşistler yaşananlara ayaklanma gerçeğinden doğru bakıyorlar ve bunu sosyal adaletin sağlanması için fırsat olarak görüyorlar. Bazı anarşistler ise bağımsızlığın yalnızca Katalan burjuva kesimin lehine olacağını düşünüyorlar.    *Referandum günü sosyal medyada İspanyol polisinin ve güvenlik kuvvetlerinin halka saldırdığını gördük. Bize saldırıları hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?   Uluslararası medya demokratik oylamaya yönelik polis şiddetini çokça yorumladı. Referandumu siyasi olarak devre dışı bırakmanın farklı yolları olabilirdi belki ama devlet çocuklara ve yaşlılara saldırmayı seçti.    İspanya merkez hükümeti, muhafazakâr, sağcı, katolik ve açıkça faşist ideolojiden oluşan kendi seçmenine gücünü göstermek istedi! İktidar partisi ve neoliberaller bu politikaları savundu. Sol kanat ise ‘bölücü’ Katalanlara destek oldu.    O gün 15.000 özel kuvvet polisi geldi ama kimse onları otellerde ağırlamak istemedi. Bütün gece protestolar sürdü. Bu nedenle polisler limandaki yolcu gemilerinde kaldı.     *Peki İspanyol medyasının tutumu nasıldı? Türkiye’de halkların talebi ve yaşanan hak ihlalleri sadece alternatif medya aracılığı ile kamuoyuna duyuruluyor…    Şahsen ben, La Directa, La Mosca TV, Metromuster, Radio Bronka ve daha birçoğu gibi sayısız serbest basın örgütlerinden oluşan ve AgenciaUO adında bir acil durum iletişim merkezi ile işbirliği yaparak direnişe katkıda bulundum. Bu girişim, insanların gerçekleri raporladığı farklı serbest ajanslardan elde edilen sansürsüz bilgilerin doğrudan halka ulaştırılmasını sağladı. Merkez medya ise 1 Ekim olaylarını susturdu ve saptırdı.   İspanyol kamu televizyonunun (TVE) gazetecileri, işledikleri raporların manipülasyonunu kınamak için ajanslarının yönetimini bile protesto ettiler.Referandum sırasında meydana gelen şiddet, siyasi militan olmayan vatandaşlara İspanyol devletinin baskı kapasitesini göstermiştir.İnsan hakları örgütleri tarafından o gün 800'den fazla mağduru savunmak için oluşturulan komisyon, olayların araştırılmasına izin vermeyen İspanyol devleti tarafından reddedildi.   *Bağımsızlık ilanın ardından mücadele nasıl şekillenecek sizce?    Mücadeleyi sürdürmekten başka seçenek yok! Katalan Cumhurbaşkanı Puigdemont oligarşinin ekonomisi için bağımsızlığı askıya almaya çalıştı. Fakat "Referandumun savunma grupları" olarak adlandırılan gruplar, ilan edilen grev ve direniş grupları siyasi dinamiği etkiledi.    İspanyol devleti ise İspanyol Anayasası'nın Katalan Özerk Topluluğu’nun egemenliğini kaldıran 155. maddesini uygulayarak, siyasi liderlerin tutuklanması, bağımsız siyasi partilerin yasadışı ilan edilmesi gibi şiddetli baskılarla hareket etmekten kaçınmayacak.    *Katalanlar, birçok kez Kürt özgürlük mücadelesini selamladı. Özellikle Rojava Devrimi’ni destekleyen açıklamalarda bulundu. Siz Kürtlerin özgürlük mücadelesi hakkında ne düşünüyorsunuz?    Kürt mücadelesi, Katalonya'da solcuların politik fikirlerine, komünistlere ve  anarşistlere güçlü bir şekilde ilham verdi. Katalonya halkı için Kürdistan ve Kürt halkı bir referanstır. Katalanların sadece öykünme değil, Kürt deneyimlerini derinden anlama ve öğrenme arzusu da var. Dolayısıyla, ilişkiyi daha da güçlendirmek, bilgi transferi ve karşılıklı öğrenmeyi teşvik etmek için birlikte çalışmayı öneriyorum.   *Türkiye ve Kürdistan halkı hemen her gün polis şiddetine maruz bırakılıyor. Sizlerin referandum günü uğradığınız şiddet tüm dünyayı şaşırtırken, Türkiye'de devam eden şiddete karşı sessizlik hakim. Buna ilişkin sizin yorumunuz nedir?   Katil Erdoğan ve katil Avrupa… İspanyolca dilinde şöyle denir; kan rengi daima kırmızıdır. Kürt halkının Türkiye ve diğer bölgelerde şiddetle karşılaşması bizi derinden etkiliyor. Yaşadığımız ne yazık ki aynı şiddet ve bu insani kriz utanç verici. Avrupa, Kürt halkına yönelik kitlesel suçların ve Erdoğan'ın politikalarının eş yazarıdır.    *Ortadoğu ve Rojava'da özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi veren halklara mesajınız var mı?   Onların güç, cesaret ve haysiyetine hayran kalıyoruz. Yaşadığınız acıların gün içerisinde durmadan tekrarlanmasını hayal bile edemiyoruz. DAİŞ’e karşı mücadele, Kürt halkının sürdürdüğü yaşam savunmasının doruk noktasıdır. Avrupa akımları, mücadelenizin evrensel öneminin farkında. Hayatın temelinin yıkılmaması, neo liberal suçlar, kadın ve doğa için daha çok yatırım yapmalıyız ve faşist kurumların fikirlerini empoze ettiği insanların özgürlüğünü geri kazanmak için daha fazla mücadele etmeliyiz.