'Siyaseten rehin alındık ama zindanlar mücadele azmimizi yükseltti' 2017-11-03 09:02:57 Medine Mamedoğlu   MARDİN - Bir buçuk yıldır tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi'nden başta Mardinli kadınlar olmak üzere tüm kadınlara mücadele etme çağrısı yapan HDP Mardin Milletvekilli Gülser Yıldırım, "Karanlık zihniyete karşı örgütlü mücadelemizi büyütelim ve savaş politikalarına 'dur' diyelim" dedi.     15 Temmuz 2016 darbesinin ardından süreci kendi lehine çeviren AKP hükümeti 20 Temmuz günü OHAL ilan etti. OHAL ilanın ardından yayınlanan KHK'lar ile ilkin muhalif basın yayın kuruluşları hedef alındı. Ardından yine muhalif kesimleri hedef alan saldırılar 4 Kasım 2016 tarihinde eş zamanlı olarak birçok il ve ilçede siyasi soykırım operasyonlarının başlatılmasıyla devam etti. Çok sayıda HDP'li vekil, eşbaşkan ve siyasetçi evlerinden ya da havaalanlarında gözaltına alınarak tutuklandı.    Eş zamanlı operasyon…   TEM polisleri ilk olarak 4 Kasım gecesi HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüsekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın evine baskın düzenleyerek gözaltına aldı. Ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında toplamda 15 HDP'li vekil hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı öğrenildi. Karara göre, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, HDP Milletvekilleri Ferhat Encü, Leyla Birlik, Selma Irmak, Abdullah Zeydan, İdris Baluken, Sırrı Süreyya Önder, Ziya Pir, Gülser Yıldırım, Nursel Aydoğan, İmam Taşçıer, Faysal Sarıyıldız, Tuğba Hezer Öztürk, Nihat Akdoğan aynı gece eş zamanlı şekilde bulundukları yerlerden gözaltına alındı. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit  ve Dolmabahçe Mutabakatı'nın AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından yok sayılmasıyla başlayan süreç, Abdullah Öcalan'ın tüm halkların eşit ve demokratik bir şekilde temsil edilmesi amacıyla oluşturduğu HDP projesini işlevsizleştirme operasyonu ile devam etti.    Birçok siyasetçi gözaltı sonrası bırakılırken, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Gülser Yıldırım, Çağlar Demirel, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, Dersim Belediyesi Eş Başkanı Nurhayat Altun tutuklandı.    Vekiller üzerinde uygulanan soykırım politikaları sonucunda "Örgüt propagandası" yapmak iddiasıyla bir buçuk yılla yakındır tutuklu bulunan HDP Mardin Milletvekilli Gülser Yıldırım, görülen dört duruşmasında da savunma yapamadı. 15 Kasım'da görülecek duruşmasına katılma talebinde bulunan Gülser, tutuklu bulunduğu cezaevinden JINNEWS'in sorularını yanıtlayarak '4 Kasım darbesini' anlattı.    * Öncelikle kadın vekiller üzerinde yapılan baskı ve tutuklama politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?   Kadın milletvekillerine ve seçilmiş tüm kadın belediye eşbaşkanlarına yönelik baskı, tutuklama ve saldırılar AKP'nin kadın düşmanı politikaların bir parçasıdır. AKP, her ne kadar din ve inanç kılıfına bürünerek mazlum ve haksızlığa uğramış kesimlerin sözcüsü olarak adalet getirme demagojisi ile iktidara taşınmış olsa da bugün gelinen noktada; kendi iktidarını korumak ve kalıcı kılmak için bütün baskıcı ve gerici anlayış ve ideolojileri seferber etmekte ve kendisine muhalif olan bütün kesimlerin sesini kısmak istemektedir. Bunu başarabilmek için de hiçbir kötülükten ve insanlık dışı uygulamalardan çekinmemektedir.   'Muhalifler için sivil ölüm dayatılıyor'   7 Haziran yenilgisiyle iktidarda kalabilmenin hesabını yapan AKP, Kürt düşmanlığı etrafında bir ittifak kurmuş ve bu ittifak aracılığıyla topyekûn kirli savaş politikalarını devreye koymuştur. 15 Temmuz darbe girişimin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile askeri darbeden daha derin nitelikte sivil bir darbe hayata geçirilmiştir. Türkiye askeri darbe dönemlerinde bile insanlar yalnızca muhalif oldukları için bu kadar keyfi ve hukuk dışı cezaevlerine konulmamış, işinden atılmamıştır. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, hukuksuzca atıldıkları işlerine dönebilmek için başlattıkları hak arayışına bitmeyen bir zulüm ile yanıt veriliyor. Aylardır bedenini ölüme yatırmış bu insanlar, mahkemeye çıkarılamayacak kadar hasta olmalarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. Ekmeğin ve onurun kavgasını verenler ve siyasi iktidara muhalif olan herkes için sivil ölüm dayatılıyor.   'Bunca saldırı AKP'nin korkusunun göstergesidir'   AKP iktidarının iç ve dış politikada yapıp ettiklerini bütün olarak ele aldığımızda neden kadın özgürlük mücadelesine yöneldiğini anlayabiliriz. AKP iktidarının kadın düşmanı ve kirli savaş politikalarına en fazla karşı çıkan ve mücadele eden kadınlardır. Özgürlük, eşitlik, demokrasi ve onurlu bir barış için en güçlü karşı duruşu örgütlü kadın mücadelesi omuzlamıştır. İlk olarak Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ'ın milletvekilliği ve parti üyeliğinin düşürülmesi tesadüf değildir. Kadınların siyaseten rehin alınması yetmezmiş gibi ardı ardına cezalar verilip milletvekillikleri düşürülmeye devam etmektedir. Tüm bunlar, AKP'nin kadınların örgütlenmesinden, iradesinden ve mücadelesinden açıkça korktuğunun göstergesidir.   * 4 Kasım 2016 tarihinde başlatılan siyasi soykırım operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?    Halklar nezdinde; barış ve demokrasi taleplerimiz suç sayıldığı için siyaseten rehin alındığımız, bizlerle ilgili verilen kararların hukuki değil; siyasi kararlar olduğu bütünüyle açığa çıkmıştır. 4 Kasım 2016 tarihinde farklı il ve ilçelerde bulunmamıza rağmen eş zamanlı olarak helikopterlerle bizleri bir merkezde toplamaları bile bunun merkezi olarak devreye konulduğunun göstergesidir. Önceden kimlerin rehin alınacağı ve hangi cezaevine nasıl götürüleceği en ince ayrıntısına kadar planlanmıştı. Formaliteden bir yargılama gerekiyordu ve şimdi yapılan da budur.   * Mahkemeye katılma talepleriniz reddediliyor. SEGBİS dayatması ne anlama gelmektedir? Siz bu hukuksuz uygulamaya nasıl bakıyorsunuz?   Rehin politikasının sebebi, tek adam rejimine karşı tek güçlü muhalefet yapan HDP'yi toplumdan uzak tutmaktır. SEGBİS uygulaması tam da bu yüzden dayatılmaktadır. Mahkemelere çıkartılmıyoruz, çünkü faşist ve hukuk dışı uygulamaları teşhir edeceğimizden, kendilerini yargılayacağımızdan korkuyorlar. Halkla mahkeme salonlarında buluşmamızı engelleyecek kadar büyük bir korkudur bu. Unutulmamalıdır ki, iktidar partisi, bu tutuklama ve baskı ortamından yararlanarak 16 Nisan'da hile ve mühürsüz oylarla tek adam rejiminin ilk taşlarını döşemişti.     * Mardin'de sizinle birlikte çok sayıda  eş başkan tutuklandı ve kentteki kadın iradesi yok edilmiş durumda. Buna karşı Mardinli kadınlara çağrınız nedir?   AKP'nin kadın düşmanı politikalarını bu kadar tırmandırmasının sebebi kadınların gücünde saklıdır. Yakın tarihte bir kez daha ortaya çıkmıştır ki kadınlar barışta ısrarcıdır. Kürdistan'ın diğer kentlerinde olduğu gibi Mardin'de de kadın iradesinin hapsedilmiş olması manidardır. Üstünde durulması gereken tüm bu baskı politikalarına rağmen kadın özgürlük ve barış mücadelesinin bitmeyen inancı ve direncidir. Mardinli kadınlar başta olmak üzeri bütün kadınlara çağrım; karanlık zihniyete karşı örgütlü mücadelemizi büyütelim ve savaş politikalarına dur diyelim. Bütün zulüm saraylarının yıkıldığı gibi bu zulüm ve faşizmin de sonu çöküş olacaktır.   * Cezaevinde bulunduğunuz süreci biraz anlatır mısınız?   Bizler Türkiye halklarının demokrasi, eşitlik, özgürlük, emek ve halklar arası hukuk temelinde onurlu barışı savunanlarız. AKP'nin kirli savaş politikalarına, geleceğimizin daha da karartılmasına ve yok edilmesine izin vermeyenleriz ve bu yüzden siyaseten rehin alınanlarız. Ancak AKP'nin rehin alma politikalarına yabancı olmadığımız ve Kürdistan'da yürütülen kirli savaşın tanığı olduğumuz için de zindanlar ancak mücadele azmimizi arttırmıştır.