Cumartesi Anneleri 660'ıncı kez kayıplarının akıbetini sordu 2017-11-18 13:35:45   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri'nin 660'ıncı kez Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirdiği oturma eyleminde, 1980 yılında İstanbul'da gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in akıbeti soruldu. Burada konuşan Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren "Yüreği yanan anne meydanlarda yuhalatılırken, bu ülkede haktan, hukuktan ve adaletten söz etmek mümkün değil" dedi.   Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" sloganı ile 660'ncı kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eyleminde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarının ve kırmızı karanfillerin taşındığı eylemde 37 yıl önce İstanbul Saraçhane'de gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Hayrettin Eren'in akıbeti soruldu.    'Madem onlar hata yapmış sen bul'   Eylemde ilk olarak gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un kardeşi Kıymet Tosun konuştu. Kıymet, abisinin katillerinin bulunup cezalandırmasını istedi. Kıymet,  "Sayın Cumhurbaşkanı 'Bu devletin içinde devlet var bazı hatalar yapmış onlar' demişti. Madem onlar hata yapmış, sen bul o zaman. Sen bu devletin başındasın" dedi.   'Nefesimizin sebebi kayıplarımızın kemikleri'   Ardından kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren konuştu. İkbal,  "Biz her hafta sözün bittiği yerdeyiz. Abim Hayrettin insanların insanca yaşaması için mücadele ediyordu. Mücadelesi nedeniyle 26 yaşındayken Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltına alınarak kaybedildi" diye konuştu.    İkbal devamında, "Bugünki gibi 80'lerde de hak aramak imkansızdı. Hak, hukuk askıya alınmıştı.37 yıldır abim olmadan nefes alıyorum. Aldığımız her nefes abimin ve bütün kayıpların kemiklerini bulmak için" diye belirtti.     Son 37 yılda ülkeyi yöneten hükümetlere değinen İkbal, "Hepsine abimin dosyası ulaştırıldı. İktidara gelmek için 12 Eylül cuntacılarının yargılanacağını söylediler.  Sözde bir yargılama yapıp ölmelerini beklediler ve dava düştü. Bu dava AKP'nin kandırmacası olarak tarihe geçti. Yargılanması gerekenler sadece cuntacılar değildi" ifadelerini kullandı.   'Cesaret edenler hapishanede'   Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan'ın Cumartesi Anneleri ile görüşmesini hatırlatan İkbal, görüşme sonucunda iletilen taleplerin hiçbirinin karşılık bulmadığını söyledi. İkbal şöyle konuştu:  "O haberleri yapan kanallara sesleniyorum.  Cumhurbaşkanı'na sorar mısınız verdiği hangi sözü tutmuş. Sormaya cesaret edemezsiniz. Cesaret edenler hapishanede yatıyor. Yüreği yanan anne meydanlarda yuhalatılırken haktan hukuktan adaletten söz etmek mümkün değil. Yaşama hakkı kutsaldır diyorsanız bizimle birlikte failler belli kayıplar nerede demek için meydanı büyütürseniz herkes için hukuk ve adaleti inşa edebiliriz. Vicdanlı insanlara sesleniyorum. Asla aramaktan vazgeçmeyeceğiz."   Ardından söz alan Hayrettin'in ablası Cemile Eren, babasının Hayrettin hapse girecek diye yurtdışına göndermek istediğini anlatarak,  "Hayrettin 'Ben gitmem halkım için mücadele ediyorum' dedi. Dilenci gördüğüm zaman para vermek bahanesiyle yüzüne bakıyordum acaba Hayrettin mi diye... Hayrettin de buradaki hiçbir fotoğrafın öldüğüne inanmıyorum, çünkü bedenler ölse de fikirler ölmez" diye belirtti.   '37 yıldır sonuç alınamadı'   Eylemde bu haftanın basın açıklamasını Hayrettin'in yeğeni Setenay Yazıcı okudu. 660 haftadır Galatasaray Meydanı'nda olduklarını söyleyen Setenay, "Çünkü bu topraklarda gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerini açığa çıkartacak, faillerini yargılayarak ceza adaletini sağlayacak bağımsız ve tarafsız bir yargı yok. 660. haftamızda hukuktan ve vicdandan uzak bir biçimde; tanıklara rağmen, somut delillere rağmen, tüm hukuk yolları denenmesine rağmen, 37 yıldır sonuç alınamayan Hayrettin Eren dosyasını bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz" dedi.   Setenay, Hayrettin'in hikayesini şu sözlerle anlattı: "26 yaşındaki Hayrettin Eren 70'li yıllardaki gençlik hareketinin içinde yer aldı.12 Eylül askeri darbesinin ardından hakkında yakalama kararı çıkartılarak aranmaya başlandı. Hayrettin Eren 21 Kasım 1980 tarihinde Saraçhane Haşim İşcan Geçidi'nde arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Önce Karagümrük Karakolu'na oradan da aynı operasyonda gözaltına alınan 8 kişi ile birlikte Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube'ye götürüldü."    Setenay devamında şöyle dedi: "Bunun üzerine Gayrettepe'ye giden anne Elmas Eren, Hayrettin'in gözaltına alınırken kullandığı babasına ait 34 F 6798 plakalı otomobili Siyasi Şube'nin bahçesinde gördü. Ama oğlunu soran Elmas Eren'e 'gözaltında böyle biri yok' cevabı verildi."   Setenay, ailenin tüm resmi başvurularında, "Hayrettin Eren isimli şahıs gözaltına alınmamıştır, hala aranıyor' cevabının hiç değişmediğini söyledi.   'Bu suçun ortaklarıdır'   Setenay son olarak, "Başta Kenan Evren olmak üzere 12 Eylül cuntacıları ve destekçileri Hayrettin Eren'in kaybedilmesinin sorumlularıdır. Gözaltında kaybetme zamanla sınırlı olmayan insanlığa karşı suçtur. 37 yıldır gerçeği açığa çıkarmayan, Hayrettin Eren'i kaybedenleri koruyan tüm iktidarlar bu suçun ortaklarıdır" ifadelerini kullandı.