'Medyada kullanılan dil, kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıyor' 2017-11-19 18:55:02   KOCAELİ - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında düzenlenen panelde konuşan Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Araştırma Görevlisi İren Dicle Develi, medyanın kadına yönelik şiddeti meşrulaştırdığını söyleyerek, kadınların buna karşı çıkması gerektiğini belirtti.    Kocaeli Nar Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Atölyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında Türk Mühendisler ve Mimarlar Odası'na ait Taş Bina'da panel düzenledi. Panelin olduğu salona "Yakarsa dünyayı kadınlar yakar" ve "Karanlığa bırakmayacağımız bir gelecek, hayallerimizi gerçekleştirecek dayanışmamız var" yazılı pankartlar asıldı. Panele, Kocaeli Üniversitesi'nde (KOÜ) araştırma görevlisi İren Dicle Develi ve Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi Kadın Sekreteri Sibel Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.    'Siyasi aktörler düşüncelerini yaymak için okulları hedef aldı'   İlk olarak Türkiye'de eğitim sisteminde verilmek istenen cinsiyet ayrımına değinen Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi Kadın Sekreteri Sibel Yılmaz, siyasi aktörlerin kendi düşüncelerini dayatmak için okulları hedef aldığını söyledi. Okullarda uygulanan serbest kıyafet uygulamasını da eleştiren Sibel, okullarda yapılan uygulamalar ile kadın ve erkeğin yan yana durmamasının öğretildiğini sözlerine ekledi. Sibel, "Kadının kendi yazgısına emeğine bedenine sahip çıkma serüveni laiklik ile doğru orantılı başlamıştır. Neoliberal olan AKP karşısında duracak yegane güç kadınlardır" dedi.    'Medya toplumu şekillendiren en büyük ajandır'   Medya ve kadın özelinde, medya ve toplumsal ilişki konusunda konuşan Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Araştırma Görevlisi İren Dicle Develi, şunları söyledi: "Medya çok büyük bir güç. Dünyayı daha güçlü, özgürlükçü yapmaya çalışan bir medya var. Öte yandan da havuz medyası olarak nitelendirdiğimiz bir medya duruyor. Ana akım medyayı ticari kuruluş olarak değerlendiriyorum. Medya toplumu şekillendiren en büyük ajandır. Çoğu zaman gizli özne olarak yapılan ayrıştırmalarda kadınlara ve belli sınıflara verilmiş bir misyon söz konusudur. Gizil ayrımcılık ile açık ayrımcılığı birleştiren temel unsurlar vardır. Kadınlara yönelik şiddetin artış gösterdiğini ve medyanın bunu sunduğunu görebiliyoruz. Daha önce gizlenen şiddet şimdi medya ile aktarılıyor. Bu önemli bir nokta ama bunu nasıl sunulduğu daha önemli unsur. Boşanmanın bedeli, şort giydiği için dayak yedi' gibi söylemler şiddeti meşrulaştırır ve yine kadınların bunu hak ettiği duygusunu uyandırır."   'Şiddet meşrulaştırılıyor'   Medya'nın diziler aracılığı ile de toplumu şekillendirdiğini söyleyen İren,  "Diziler de aşık adam kendini kabul etmeyen kadını sevdiği için dövebiliyor ve bu bize sevginin bir parçası gibi gösteriliyor. Zengin dayak atar genelde, sınıfsal statü de bu şekilde belirlenir. Bu dizilere karşı savunmasız bir şekilde izliyoruz ve topluma sunulan rol model yeniden şekilleniyor. Kadınların medya üzerinden yaratılmak istenen bu şekillenmeye tepki göstermesi gerekiyor. Kadın sadece kadındır. Yaşamı eşit koşullarda ve özgür topluma götürecek olan kadınların iradesi ve gücüdür" diye belirtti.    Panel sunumların ardından "Ben Ulrike bağırıyorum" tiyatro gösterimi ve müzik dinletisi ile sona erdi.