25 Kasım'da öfke sokağa taşacak! 2017-11-23 09:06:34 DERSİM/DİYARBAKIR - Kadına yönelik cinsiyetçi ve düşman politikalara karşı 25 Kasım'da Dersim ve Diyarbakır'da öfkeyi sokağa taşırmaya hazırlanan kadınlar, "Hak verilmez alınır" diyerek, dayanışma çağrısı yaptı.   AKP iktidarının cinsiyetçi, kadın düşmanı politikalarına karşı öfkeyi sokağa taşırmaya hazırlanan kadınların 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamındaki hazırlıkları sürüyor. 25 Kasım günü Türkiye ve Kürdistan'da birçok noktada eş zamanlı olarak sokağa çıkmaya hazırlanan kadınlar, kadına yönelik her türlü şiddeti besleyen erk zihniyete karşı kadınları dayanışmaya çağırdı.    25 Kasım hazırlıklarının sürdüğü Dersim'de yapılacak yürüyüşe çağrı yapan Hatice Sarı, kadınların özellikle bu süreçte daha fazla dayanışma içinde olması gerektiğini söyledi. Hatun Tuğluk'un cenazesini Ankara'da gömdürmeyen zihniyeti cezasız bırakan devletin suçluyu koruyan hatta suçu teşvik eden yasalar çıkardığını belirten Hatice, "Kadın cinayetlerinde erkekler cezasız kalıyor. OHAL nedeniyle kendi memleketimizde bile rahat hareket edemiyoruz. Kadın cinayetleri, taciz OHAL'de arttı. Her an gece gündüz tedirginiz, akşam sokağa çıkamıyoruz artık" dedi.   'Kadınlar kendi savaşını versin'   Kutu Deresi'ndeki köyü Ağustos ayında boşaltılan ve 1938 katliamından bu yana Dersim'de şiddetinin hiç bitmediğini söyleyen Güler Karaduman, her kanalda cinayetin teşvik edildiğini ve haberlerin savaşı haklı göstermek amacıyla verildiğini söyledi. Bu nedenle haber bile izlemek istemediğini belirten 1938 doğumlu Güler, "Yine savaş var yine kadın zarar görüyor savaştan. 80 yaşıma doğruyum. Hiç iyi gün görmedik 38'den bu yana. En çok kadınlar etkileniyor savaştan o yüzden kadınlar kendi savaşını versin" diye konuştu.    'Hak verilmez alınır'   Eşi öldükten sonra 4 çocuğunu büyütmek için hayatla mücadele eden Hüsniye Yılmaz ise, kadınların kendilerine biçilen rollerin dışına çıktığında şiddetin her türlüsü ile karşılaştığını ifade etti. Hüsniye,  kadın ve erkek arasındaki tek farkın fiziksel olduğunu ancak dünyanın erkeğin üstün olduğu düşüncesine göre şekillendirildiğini belirterek, erkeğin sahip olduğu erkin sağladığı konfordan vazgeçemediğini söyledi. Hüsniye, "hak verilmez alınır" sözüne işaret ederek, kadının hakları için mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.    'DAİŞ'in kadın kırımı ile Türkiye'deki kadın cinayetleri aynıdır'   Şengal'de Ezidi kadınlara yönelik kadın kırımının hiçbir dini- politik gerekçe ile açıklanamayacağını söyleyen Hüsniye,  şöyle devam etti:"IŞİD'in kadını bir eşya gibi satması, Ezidi soykırımında ilk hedef olarak kadını kullanması tesadüf değildir. Türkiye'de de durum çok ta farklı değil. Erkekler de devlet de güçlü kadına dayanamıyor. 'Kadın bilgilenirse, bizden hesap sorar haklarını arar' diye devlet kadın cinayetlerine sessiz kalıyor. Diktatör diyor ki olmaya sakın kadınlar örgütlensin. Ama kadınlar olarak korkmayalım, birlikte mücadele edelim. Mağdur psikolojisine girmeyelim. Çaresizlik diye bir şey yoktur. Kadınlar birbiri ile dayanışmalı birbirine danışmalı çünkü bu dünyada erkeklerin ezilmesi ile kadınların ezilmesi aynı olmuyor. Yani kadın kadının kurdu değil yurdudur."   Bir gün değil her gün mücadele    25 Kasım günü binlerce kadının sokağa çıkacağı bir başka kent olan Diyarbakır'da da hazırlıklar sürüyor. 25 Kasım'ı değerlendiren Rozerin Öztürk,kadına yönelik cinsel saldırı ve şiddetin her geçen gün arttığını belirterek, "Bunun durdurulabilmesi için kadınların örgütlenmesi gerekiyor. Mücadelenin doruğa ulaştığı bir süreçte geride durmamalıyız. Özgür olmak için el ele verip birlik olmalıyız" dedi. "Kadın dayanışması büyüdükçe erk zihniyet küçülecektir" diyen Rozerin, "Bu nedenle biz kadınlar ancak birbirimizi koruyabilir ve el ele vererek özgürlüğü getirebiliriz" ifadelerini kullandı.    'Gasp zihniyetine karşı alanlarda olacağız'   Taciz ve tecavüze karşı kadınların birlikte mücadelesinin aciliyetine dikkat çeken Helin Peyman da, "Emeğimizi görmeyen ve kazanımlarımızı gasp eden zihniyete karşı mücadeleyi büyütmek amacıyla 25 Kasım'da alanlarda olacağız" derken Hatım Tuta ise, sadece 25 Kasım'ın değil her günün kadına yönelik şiddet ile mücadele günü olması gerektiğinin vurguladı. Hanım şöyle konuştu: "Kadına yönelik şiddet her gün artıyor. Kadını eve hapseden, erkeğe mecbur kılan yasalara ve zihniyete karşı sessiz kalmayacağız. Bizler sadece 25 Kasım'da değil yılın her gününde bu zihniyeti teşhir etmekten vazgeçmeyeceğiz. Özsavunmasını kullanarak erkeği etkisiz hale getiren ancak yargı tarafından en ağır cezalarla karşılaşan ve erkeğin yanında olan devlet zihniyetini dönüştürmek için durmayacağız. Kadınlar güçlüdür. Kendi güçlerinin farkına varmalı ve yaşamlarını idame etmelidir."   'Birbirimize dokunmamızı engelleyemezler'   Kadınların kendisine değer verip güçlü olduğunun farkına varması gerektiğini söyleyen Eda Onur ise, kadının şiddete boyun eğmemesi gerektiğini vurguladı. Eda, "En yakınındaki kadına giderek destek almalıdır. Kadının kadından başka yoldaşı yoktur. OHAL sürecinde onca kadın derneği kapatılmasının asıl sebebi kadınların birbirine ulaşmasını engellemekti. Ancak bu derneklerin kapatılması bizim birbirimize dokunuşuna engel olamaz. Kadınlar olarak bunun bilincine varmalıyız. Yoksa şiddet taciz ve tecavüz olayları bitmez" diye belirtti.