Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu: Mücadele varlık gerekçemizdir 2017-11-25 10:04:57   DİYARBAKIR - Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu 25 Kasım kapsamında yayınladığı açıklamada, “Zorla Alıkonulan Kadınların tamamı özgürlüğüne kavuşana kadar mücadele edeceğimizi tekrarlar, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele etmenin, varlık gerekçemiz olduğunu yineleriz” dedi.   Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında yazılı açıklama yayınladı. Mirabel Kardeşlerin 57 yıldır dinmeyen bir isyan çığlığı olduğuna dikkat çeken Platform üyeleri, 25 Kasım 1960’dan bu yana kadınların, Mirabellerin ve onların ardıllarının peşi sıra isyan, direniş, onur ve özgürlük kavgası vermeye devam ettiğinin altını çizdi. Platform açıklamasında, evde, okulda, sokakta, köyde “erkek devletin, erkek aklın, erkek zihniyetin” farklı versiyonlarına maruz kalan kadınların, itirazlarını her yükselttiklerinde yaşamını bedel olarak ortaya koyan kadınlardan devraldıkları bayrağı da en yükseğe yükseltmiş olduklarına dikkat çekti.   Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu’nun yayınlamış olduğu açıklama şu şekilde:   “Bizler, 4 Ağustos 2014 Şengal jenosidini ve kadın kırımını, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olduğuna tanıklık eden kadınlar olarak, cihadist ideolojinin hayatlarını ellerinden çalan kadınların izini süren kadınlarız. Bizler Ortadoğulu kadınlar olarak, Nijerya’da Boko Haram, Pakistan’da, Yemen’de El Kaide, Somali’de El Şebbab, Libya’da Ensaru Şeria, Suriye’de El Nusra, Irak’da IŞİD adını da kullansalar, bu ideoloji mensuplarının kadın ve yaşam konusunda aynı olduklarını ve kadını düşman olarak gördüklerini biliyoruz.   ‘Kadın cins olarak düşman görülüyor’   Adeta savaşın ve ölümün coğrafyası olarak anılan Ortadoğu coğrafyasına bugüne kadar özgürlüğün, barışın ve yaşamın değil esaretin, savaşın ve gözyaşının hüküm sürmesinin ardında yatan gerçeklik, tüm iktidarların kendinden olmayan halkları, dilleri, dinleri, inançları ve cins olarak da kadını “düşman” olarak görmesidir. İşte bu zihniyetin karması olan IŞİD’in 4 Ağustosta Şengal’de Êzidî halkına ve kadınlarına yönelik yürüttüğü ve sonrasında da Musul’da, Rakka’da, Suriye’de Süryani, Ermeni, Şii Türkmen, Şabak kadınlarına yönelik gerçekleşen kırım, Ortadoğu halkları için apayrı bir dönüm olmuştur.   ’Kadınlar her türlü direnişi bedenlerine giydirdi’   21. yüzyılın cins kırımı gerçekleşmiş, kadınlar toplu mezarlara diri diri gömülmüş, daha genç yaşta olanlar kaçırılarak zorla alıkonulmuş ve köle pazarlarında satılmıştır. Kadınlar şahsında her türlü insanlık suçları işlenmiş ve halen de sayıları üç binleri bulan kadınların akıbetleri bilinmemektedir. Bir yandan insanlık tarihine böylesi katliamlar yazılırken, aynı halkların ve kardeş halkların mensubu kadınlar, bunun bir yazgı olmadığından hareketle, her türlü direnişi bedenlerine giydirmişler, kendilerini ve yerleşkelerini savunmada, birliklerini kurmada, umutsuzluğa teslim olmak yerine umuda sarılmada muazzam bir atılım gerçekleştirmişlerdir. Bugün Şengalli kadınlar, Rakkalı kadınlar tüm dünya kadınları için umudun, geleceğin, bir avuç dolusu kahkahayla gülebilmenin başka bir ismi olabilmişlerse; bunun tek nedeni itirazları ve direnmeleridir.   25 Kasım vesilesiyle bir kez daha Zorla Alıkonulan Kadınların tamamı özgürlüğüne kavuşana kadar mücadele edeceğimizi tekrarlar, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele etmenin, varlık gerekçemiz olduğunu yineleriz.”