HDP’den kadın katliamlarına ilişkin Meclis araştırması talebi 2017-11-25 13:33:02   ANKARA - HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde, Türkiye'de kadın katliamlarına zemin hazırlayan politik söylem ve eylemlerin tespiti ve siyasi sorumluların açığa çıkarılması için iki farklı Meclis araştırması yapılmasını istedi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla, Türkiye'de kadın katliamlarına zemin hazırlayan politik söylem ile eylemlerin tespiti ve kadın cinayetlerin ardındaki siyasi sorumluların açığa çıkarılmasını Meclis’e taşıdı. Dilan, Meclis Genel Kurulu'na konuya ilişkin iki farklı Meclis araştırma önergesi verdi.    'Kadın cinayetlerinin yüzde 80'i silahlarla işleniyor'   Türkiye İstatistik Kurumu'na göre ortalama 10 kadından dördünün erkek şiddetine maruz bırakıldığını ve kadın katliamlarının yüzde 80'inin silahlarla işlenmiş olmasının Türkiye'de silahlanma eğilimi ile kadın cinayetleri arasındaki ilişkiyi açığa çıkardığını söyleyen Dilan, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Daire Başkanlığı Bireysel Silahlanmaya Dair 2017 Yılı Raporu'na göre Eylül 2017 itibarıyla 63 bin 453 adet silaha  ruhsat verildiğini ve silahla işlenen suçların neredeyse yüzde 95'inin ruhsatsız silahlarla işlendiğini vurguladı.   'Tırmandırılan şiddet kadınlara ölüm olarak dönüyor'   Türkiye'de tırmandırılan şiddet ortamının ve güvenlik konseptine dayalı hak gasplarının kadınlara ‘ölüm’ olarak yansıdığını söyleyen Dilan, "Umut Vakfı '2016 yılındaki Kadın Cinayetlerinin Haritası'na göre, cinayetlerin yüzde 20'sinde ise kadınlar dövülerek, boğularak, yüksekten atılarak katledilmiştir. Kadınların katledilme biçiminde açığa çıkan bu nefret, Türkiye'de kadınlığa dair davranış ve kabullerin değersizleştirilmesiyle ortaya çıkan birikimin sonucudur.   'Kadın cinayetleri yüzde bin 400 arttı'   Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 'Suç Atlası'na göre Türkiye’de 2011-2014 yılları arasında suç oranlarının yüzde 58 arttığını, 2004-2014 yılları arasında şiddet, taciz ve cinsel saldırı suçlarının 14 kat arttığını, son 7 yılda da kadın katliamlarının yüzde bin 400 arttığını söyleyen Dilan,  TÜİK verilerine göre ise 2009 yılında 562 cinsel suç işlendiğini, 2015 gelindiğinde bu rakamın 5 bin 340’a çıkarak 10 kat artış yaşandığını vurguladı.   'Her 3 kadından biri şiddete uğruyor'   Kadın cinayetlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik politikaların, genel olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddet gören kadınların korunarak güçlendirilmesi olacağına dikkat çeken Dilan, şiddete maruz kalan kadınların, 6284 sayılı yönetmelikte tanınan haklarından yararlandırılmadığını söyledi.    'Türkiye'de cins kırımı yaşanıyor'   Türkiye'de kadın cinayetlerine dair verilerin, kadınların bir "cins kırımı" yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Dilan, şunları kaydetti: "Öyle ki; kadınlar için 'söylenileni yapmamak' bir cinayet gerekçesi halini almıştır. Bu durum, kadınların kendi kararları ve istekleri olan bireyler olarak tanınmadığını göstermektedir. Cinayetleri önlemek bir yana, kadın cinayetlerinin ardındaki politik sorun ve sorumlulukların üzerini örten bir etki yaratmaktadır. Cinayetler erkeklerin fiilleriyle, ancak onun ötesinde çeşitli kamusal kurum ve kişilerin açık ve örtük onayı ile işlenmektedir. Erkeklere verilen bu 'öldürme ehliyeti', kadın cinayetlerinin önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'de özellikle kadınların giyimine, boşanmaya, anneliğe dair politik söylemler, kadınların erkeklerce denetlenmesine dair meşruiyet alanı yaratmakta, kadınlar bir şiddet döngüsü içinde sıkıştırılmaktadır."    'Evlerin uzantısı olan açık şiddet alanları oluşturuluyor'   Öte yandan evler kadar sokakların da kadınlar açısından tehlike arz ettiğini vurgulayan Dilan şöyle devam etti: "Bazı evdeki reis, baba, abi rolünü sokağa taşıyarak tanımadığı kadınlar üzerinde tahakküm kurmakta, sokakları bir anlamda bu evlerin uzantısı olan açık şiddet alanları haline getirmektedir. Erkekler sokaklarda da bir anlamda, kadınları baskılayan siyasi otoritenin denetçisi rolünü üstlenmektedir. Türkiye'de siyasetin kadın cinayetlerine zemin hazırlayan politika ve eylemlerinin tespiti ve buna yönelik önlemlerin cinsiyet eşitlikçi bir yaklaşımla ele alınması hedefiyle bir Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz."