Bitmeyen bir acının hikayesi: Maraş… 2017-12-18 09:14:40   MARAŞ- Türkiye’de uzayıp giden katliamlar tarihinin kara lekesi olan Maraş katliamının üzerinden 39 yıl geçti. “Diri diri yakılarak katledilenleri hatırladıkça canımdan can gidiyor" diyen katliam tanığı 70 yaşındaki Güneş Demir, “Asla unutmadım, unutmayacağım da” dedi.    Koçgiri’den Zilan’a, Dersim’den Çorum’a, Roboski’den Cizre’ye uzayıp giden katliamlar tarihinin kara lekesi olan Maraş katliamının üzerinden 39 yıl geçti. Ülkücü Gençlik Derneği tarafından Maraş'a getirilen "Güneş ne zaman doğacak" isimli filmin 16 Aralık 1978 günü Çiçek Sineması'nda gösterime sokulması ile devreye konulan katliam senaryosunun düğmesine sinema salonunda patlatılan tesir gücü az ses bombası ile basıldı. “Salona komünistler bomba bıraktı” bahanesini bulan ırkçılar, salondan çıkarak "Müslüman Türkiye", "Milliyetçi Türkiye", "Komünistler Moskova'ya" ve "Başbuğ Türkeş" sloganları ile katliam gerçekleştirdi. 19 Aralık'ta başlayan katliam 24 Aralık 1978 tarihinde sona erdi. Katliam öncesinde "Nüfus sayımı" ve "Mektupların kaybolmasını engellemek" gerekçeleri ile evlerinin kapıları kırmızıya boyanan Alevi yurttaşlardan 111'i katledildi. Binlerce kişinin yaralandığı ırkçı saldırılarda, kadınlara tecavüz edildi. 841 ev ve işyeri yakılıp yıkılırken, Kürt Alevi yurttaşların yüzde 80'i ise zorla göç ettirildi. Katliam ardından 12 Eylül Askeri Darbesi’ne giden sürece de gerekçe gösterildi.  Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan sonradan Büyük Birlik Partisi’ne geçecek olan Milliyetçi Çalışma Partisi milletvekili Ökkeş Kenger’di. Yıllarca süren dava sonucunda Ökkeş Kenger gibi sanıkların tamamı, serbest bırakıldı.    ‘Bugün cihat günüdür’   Devlet tarafından bütün imkanlar seferber edilerek aklanan ancak insanlığın vicdanında mahkum edilen katliama tanık olanların anlatımları üzerinden 39 yıl geçmesine rağmen hakikati haykırmaya devam ediyor. Katliamın tanıklarından biri olan 70 yaşındaki Güneş Demir, katliamı dün gibi hatırlıyor. Olayın başladığı 19 Aralık gününü anlatan Güneş, "Komünistleri bırakmayın, Allah yoluna kesin, bugün cihat günüdür" diye bağıran büyük bir kitlenin 19-26 Aralık tarihinde, Alevilerin yaşadığı Yörükselim, Yenimahalle, Serintepe, Mağaralı, Karamaraş mahallelerine saldırdığını söyleyerek, “Bu mahalleler taranıp, bombalanıp, kundaklandıktan sonra mahallenin tamamı abluka altına alındı. Ölülerin taşınması, yaralıların hastanelere götürülmesi engellendi, hastaneler kuşatıldı; insanlar kadın, çocuk, hamile, yaşlı, hasta, yaralı ayrımı yapılmadan öldürüldü "dedi.   ‘Hiç unutulur mu?’   Katliamda bir çok akrabasını ve komşularını kaybeden Güneş, “O yıllarda henüz 31 yaşındaydım ve büyük çocuğuma gebeydim” dedi. “O günler dün gibi aklımda. Hiç unutulur mu?” diyen Güneş, katliam hazırlığını şu sözlerle anlatıyor: “ Önceden her şeyi planlamışlardı ama bizim hiç haberimiz yoktu. Mahallemizdeki evlerin kapısına ve duvarlarına kırmızı çarpı işareti yapmışlardı. Bu işaretler yalnızca Alevi komşularımızın evine yapılıyordu. İşaretlendiğini gören komşular ' Niye yapıyorsunuz' diye sorduklarında ' Su aboneliği için' demişlerdi. Çarpı işaretleri, bizleri katletmek için yapılan hazırlıklardan biriymiş meğerse, sonradan anladık.”    ‘Önceden planlamışlardı’    Katliamın planlı bir şekilde yapıldığını söyleyen Güneş, 19 Aralık akşamı Çiçek Pasajı’nda toplanan ırkçı grupların planlı bir bombanın patlatılmasıyla saldırıya geçtiğini anlatarak, “İlk saldırıların hemen ertesi gününde ise Yörükselim Mahallesi'ndeki Akın Kıraathanesinin bombalanması sonucunda yaşamını yitiren Alevi Dedesi Gıjgın Dedenin cenazesine kitlesel bir katılım oldu” dedi. Kalabalık bir kitle tarafından sahiplenen Gıjgın Dedenin toprağa verilmesinin ardından saldırıların devam ettiğini belirten Güneş, toplanan grupların ellerindeki silahlarla 21 Aralık sabahında kendi yaşadıkları mahallelerine doğru saldırıya geçtiğini söyledi.     ‘Yaşlı, çocuk demeden katlettiler’   Kahvaltı yaptıkları sırada silah ve tekbir sesleri duyduğunu söyleyen Güneş, “Mahalleye doğru gelirken ' Alevi öldüren cennete gider' diye bağırıyorlardı. Mahallenin içine tam giremediler çünkü direniş vardı ama girdikleri evdeki insanları kadın, yaşlı çocuk demeden öldürdüler. Evleri, işyerlerini yaktılar. Çocukluk arkadaşlarım, komşularımı katlettiler” diye konuştu.    ‘Cenazeler yerde kaldı’   Saldırıların iki sosyalist öğretmenin katledilmesiyle daha da büyüdüğünü belirten Güneş,"21 Aralık'ta öğretmenler Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Hacı Çolak öldürülmüşlerdi. İki devrimci öğretmenin öldürülmesi üzerine Maraşlı demokratik kamuoyu  ve kurumlar görkemli bir cenaze töreni hazırlamaya başladılar. Cenaze töreninin tüm hazırlıkları Yörükselim Mahallesi’nde yapılmıştı. Bu doğal bir durumdu çünkü cenazelerin bulunduğu hastane Yörükselim Mahallesi’ndeydi. Cenazeleri alarak Ulu Cami'ye doğru yürüyüşe geçtik. Cami'ye varmadan saldırıya başladılar, cenazeler yerde kaldı. Silahlarla, taşlarla mahalleye doğru saldırıya geçtiler. Yaşlı, çocuk herkesi katlettiler" ifadelerini kullandı.   ‘Devlet izledi’   Saldırıların 24 Aralık'a kadar sürdüğünü söyleyen Güneş, devletin herhangi bir müdahalede bulunmadığına belirterek, "Ellerinde silah ve bıçaklarla saldırıyorlardı. Kadın çocuk demeden savunmasız insanları öldürdüler. Evlerini, iş yerlerini yaktılar, yağmaladılar. O sırada emniyet, polis ya da askerin herhangi bir müdahalesi olmadı. Seyirci kaldılar. Biz tamamen savunmasız kaldık. Katliamın ardından Kayseri'den ve başka bölgelerden askerler geldi ve sıkı yönetim ilan edildi. Maraş'ın polisi, jandarması hiçbir şekilde müdahale etmedi" dedi.    ‘Hala katliam peşindeler’    Katledilen insanların cenazelerinin saldırıları nedeniyle sokakta kaldığını söyleyen Güneş, " Katledilenlerin cenazeleri sokakta kaldı, alamadık. Birçok kişinin cenazesi daha sonradan morglardan soğuk hava depolarından çıktı" dedi. Tanıklık ettiği katliamın kendisinde derin bir iz bıraktığını ifade eden Güneş,” 39 yıl geçmiş ama o anları unutmadım, unutmayacağım da" dedi. Son süreçte Malatya ve İstanbul’da da Maraş’ta olduğu gibi Alevi yurttaşların evlerinin işaretlendiğini hatırlatan Güneş, “Dün evlerimizi işaretleyenler, bugün hala katliam peşinde” diye konuştu.