Şair ve yazarlar cezaevindeki tutsaklar için yazmaya devam ediyor 2017-12-24 09:22:37   İSTANBUL - Cezaevindeki kitap yasaklarına karşı başlatılan “Yazarlar Kitaplarını Mektuplara Yazıyorlar” kampanyası devam ediyor. Kampanyaya destek veren yazarlardan Ayşegül Tözeren, “Mesela geçmişte Tekirdağ  Cezaevi’nde 10 kitaptan fazla kitabı yanında tutmak yasaklandığından dolayı mahpuslar açlık grevi yapmışlardı. Düşünün, o yazarların kitaplarına ulaşmak için aç kalmışlardı ama edebiyat dünyasında pek kimse ilgilenmemişti. Böyle kötü bir mirasın yanında, içeriye yönelik mektup kampanyaları değerli ve kalp onarıcı” diye konuştu.    Cezaevlerinde özellikle OHAL'in ilan edilmesinin ardından başlatılan kitap ve mektup yasağı, Deli Dalgalar İnisiyatifi'nin çabaları ile aşılmaya çalışılıyor.  Kitap yasaklarıyla ilgili Deli Dalgalar İnisiyatifi ‘#OHALdeMektup’ hashtagi ile sosyal medyada farkındalık yaratmaya başladı. İnisiyatifin tek çalışması bu da değil.  Yaklaşık iki aydır “Yazarlar Kitaplarını Mektuplara Yazıyorlar” kampanyası kapsamında bir araya gelen yazarlar, eserlerini mektup biçiminde yazarak cezaevine gönderiyor.    Deli Dalgalar İnisiyatifi’nin “Kitaplarınız hapishanelere verilmiyor. Mektuplarla onlara eserlerinizi gönderir misiniz?" çağrısı üzerine çok sayıda yazarı harekete geçiren kampanya ilkin Ankara’da yürütüldü. Ardından İstanbul ve İzmir’de de aynı kapsamda etkinlikler yapıldı ve yazarlar eserlerini mektuplara işledi.    ‘Çok okudukları için cezaevindeler’   Deli Dalgalar İnsiyatifi'nden Sibel Öz, bu çalışma ve etkinliklerin süreceğini belirterek, kitaba emek veren herkesin bu kampanyaya destek vermesi gerektiğini söyledi. Cezaevlerinde okur yazar ve aydınların olduğunu belirten Sibel, “Çok okudukları için cezaevindeler. Bu nedenle kitapları onların ellerinden almak, havasız susuz bırakmak demektir. Kitap yasaklarına son verilmelidir" dedi.   Kampanyaya destek veren yazarlardan Ayşegül Tözeren ise “Onat Kutlar’ın ‘Yeter ki Kararmasın’ isimli kitabını bilir misiniz? Şöyle başlar:   ‘Bu mektuplar aslında sanadır sevgili arkadaşım. Adını bile bilmediğim sana. Öylesine yakından ve derinden tanıyoruz ki birbirimizi, Öylesine ortak bir umut ve bilinçle paylaşıyoruz ki yeryüzünü, Yaşama öylesine inanıyoruz ki, Adını bilmesem ne çıkar?’   Kutlar, bu satırları seksenlerde yazmış. ‘Yeter ki Kararmasın’ içeriye mektuplar kitabıdır. Bu kampanya sayesinde sanki Kutlar’ın kitabının sayfaları arasında gezdiğimi hissettim” diye belirtti.   ‘Değerli ve kalp onarıcı bir kampanya’   Tutsaklara dayatılan fiziki tecridin kitapların engellenmesi sonucu zihinsel tecride dönüştüğüne dikkat çeken Ayşegül, “Aynı kitapta, Kutlar edebiyatçıların suya sabuna dokunmama halinden şikâyet edip, şöyle demiş ‘Ama edebiyat, lonca işi kuşdilinden başka bir dili, başka insanlarla konuşmalı değil mi? Yaşam öylesine geniş olanaklar tanıyor ki…’ Ben bu satırların da günümüzü yansıttığını düşünüyorum. Mesela geçmişte Tekirdağ Cezaevi’nde 10 kitaptan fazla kitabı yanında tutmak yasaklandığından dolayı mahpuslar açlık grevi yapmışlardı. Düşünün, o yazarların kitaplarına ulaşmak için aç kalmışlardı ama edebiyat dünyasında pek kimse ilgilenmemişti. Böyle kötü bir mirasın yanında, içeriye yönelik mektup kampanyaları değerli ve kalp onarıcı” diye konuştu.    Cumartesi İnsanlarından Solmaz Açıkkol da kampanyaya destek verdiğini belirterek, “Onlar içeride bizim için mücadele ediyor. Biz de onlara yalnız olmadıklarını hatırlatmalıyız” dedi.