Şivan hem yoldaş hem sırdaş oldu… 2017-12-27 09:03:57   Medine Mamedoğlu-Piroz Zırığ   ŞIRNAK - Roboski katliamında 15 yaşındaki oğlu Şivan’ı kaybeden anne Hediye Encü, “Şivan sadece oğlum değil, dostum, yoldaşım her şeyimdi” dedi.     Şırnak'ın Uludere (Qilaban) ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 günü katledilen çoğu genç 34 Kürt’ün hikayesi defalarca kez yazılıp, çekildi. Gidenlerin hikayelerinin ezbere bilindiği ve katliamın her yıldönümünde yeniden kaleme alındığı köyde kapısının önünde odun kıran Hediye Encü’nün evinde de giden ve bir daha geri dönmeyen biri var. 34 kişinin en küçüklerinden biri olan 16 yaşındaki Şivan Encü. “Kaçağa” 4’üncü gidişinde katlediliyor, annesinin deyimiyle “kolu, kanadı” olan Şivan.   5 çocukla hayata kalma mücadelesi verdi   İki kızı ve 13 yaşındaki bir oğluyla yaşadığı evinde her ihtiyacını kendisi karşılayan Hediye’nin hikayesi 28 Aralık 2011’de değil 1990’lı yıllardan başlıyor. Korucu baskısı nedeniyle göç edip Roboski’ye yerleşmek zorunda kalan Hediye, uzun yıllardır Roboski köyünde yaşıyor. Görücü usulü ile evlendiği eşinin başka biriyle evlenmesinin ardından 5 çocuğu ile birlikte annesinin evine giden Hediye, yıllarca mücadele ediyor.    14 yaşında ya vardı ya yoktu…   Köyde her türlü işini kendisi göre Hediye, 5 çocuğunu da hiç kimseye muhtaç olmadan kendisi büyütüyor. Katliamda yaşamını yitiren Şivan dışında Sinan adında bir oğlu daha olan Hediye, “Ben kazandığım parayla bir ev kiraladım. Evlere temizliğe gidiyordum. Şivan’da bana sürekli ‘Anne sen çok yoruldun çok şey yaşadın ama artık yorulmana izin vermem. Çok acı gördün artık ben büyüdüm ve senin üzülmene izin vermem. Daha fazla yoksulluk görmeyeceksin’ diyordu.  O zaman 14 yaşında ya vardı ya yoktu.  Artık çocuklarım bana kol kanat olmuştu. Her işimi oğlum yapıyordu” diye konuştu.    ‘Gitmez dedim…’   Şivan’ın “kaçağa” 4’üncü gidişinde katledildiğini söyleyen Hediye, o günden sonra tek geçim kaynakları olan “kaçağın” adını dahi anmıyor. Katledildiğinde henüz Ortaokul 8’nci sınıfta olan Şivan’ın hayallerinin yarım kaldığını ifade eden Hediye, Şivan’ı son gördüğü günü şöyle anlatıyor: “Katliam günü sabah erkenden kalkıp odun taşıdı. Tüm gün evin işleri ile uğraştı. Çok yorgundu. Bende kendi kendime herhalde bu akşam gitmez dedim. Baktım akşam gitmeye hazırlanıyor. Dönüp bana ‘anne ahırın ampulünü tak. Akşam geldiğimizde takılmış olsun’ dedi. Ama oğlum o akşam saat 8 sularında bombardımana tutuldu.”   ‘Failler bulunana kadar güneş doğmayacak’   Sonrasında yaşadıklarını, “O sabahtan sonra köyümüze doğan her güneş sahteydi” diye anlatan Hediye, şöyle devam ediyor: “Bombardımanı duyunca hemen sınıra gittik. Sınıra yetiştiğimde ahırı temizlemek için giydiğimiz lastik bir ayakkabı giydiğimi fark ettim. Failler bulunmayana kadar da köyümüze güneş doğmayacak. 34 canımız gitti. O geceden sonra bir daha gülmez olduk. Köyümüzde bayram kutlanmaz, düğünler olmaz oldu. Kızlar gelinlik giymedi ve her gün her dakika faillerimizi soruyoruz. Bir gelişme olmadı bunca zamandır.  Oğlum bana arkadaş, yoldaş, sırdaş olmuştu. Biz annelerden sadece evlatlarımızı değil, her şeyimizi aldılar.”