Jineoloji Konferansı'nda kadınlar 'yöntem' arayışında 2018-01-13 13:49:54   DERÎK - Kuzey Suriye'de ilk kez alan araştırması üzerinden hazırlanan jineoloji eksenli sosyolojik analizin okunarak tartışıldığı Jineoloji Konferansı'nda, kadın eksenli yaşam ve bilimin bütün alanlara yayılması ve kadınların tarihsel ve güncel birikimlerini geleceğe aktarma konusunda daha güçlü çalışmalar yürütmesi gerekliliğine işaret edildi.    Kuzey Suriye Federasyonu'nun Derîk kentinde ilki gerçekleştirilen Jineoloji Konferansı ikinci gününde Kuzey Suriye Federasyonu'nun tümünü kapsayan sosyolijik analizin okunup tartışılmasıyla devam ediyor. Yüz yüze yapılan görüşmelerle yaklaşık bir yılda hazırlanan analizi için Keldani, Süryani, Arap, Çeçen, Kürt, Türkmen halklardan kadınlar dinlendi. Sosyolojik analiz belgesini Jineoloji Akademisi üyeleri Halime Arar ve Berivan Hesen Kürtçe ve Arapça olarak okudu.    Kadın öncülüklü devrimsel süreç işleniyor    Belgede; neden böyle bir sosyolojik analize ihtiyaç duyulduğu başlığıyla, Rojava'da kadın öncülüğünde gelişen devrimsel sürece dikkat çekiliyor. Analizde demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü toplum paradigmasına dayanan kadın öncülüklü devrimsel süreci ve toplumsal inşa aşamasını geçmiş, şimdi ve geleceği konu alarak, toplumu ve toplum içerisinde kadının rolünü konu ediliyor.    Demokratik ulus inşası için   Demokratik ulusun inşa aşamasında esas alınması gereken felsefenin PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın yaşam ve mücadele felsefesi olduğuna yer verilerek, cinsiyetçiliğe, dinciliğe, milliyetçiliğe ve bu zihniyet yapısının yol açtığı kadın katliamlarına, toplumsal yozlaşmaya, kadın tecavüzlerine, ahlaksızlığa son verilebileceğini, toplumun yeniden eşitlik, adalet, özgürlük temelinde özgür eş yaşamla yaratılacağı vurgulanıyor.    4 ana başlıkta birleşen ilk araştırma    Jineolojinin bunu sağlayacağına dikkat çekilerek, kadın biliminin oynayacağı role işaret ediliyor. Tarihsel ve güncele dair bilgilerin yer aldığı analizde ayrıca Rojava devrimi öncesi ve sonrası kadınların yaşamlarındaki değişime işaret ediliyor.    Sosyolojik analizin 4 ana başlığnda şu sorulara yanıt aranıyor: "Kevana Zêrîn topraklarında kadının ikinci tarihi devriminin dayanaklar, Rojava Kürdistan'ında yaşayan kadınların ve toplumun sorunları ve kaynağı, Kürdistan ve Rojava devriminin kadınlar ve toplum yaşamı üzerindeki etkileri Geleceğe dair görüş, talep ve hayaller: Rojavalı kadınlar nasıl bir yaşam ve toplum istiyor?"   Tüm kadınların görüşleri doğrultusunda hazırlandı    Analiz için yürütülen çalışmanın yöntemine ilişkin ise şunlara yer veriliyor: "Kuzey Suriye federasyonunu ve Rakka'yı kapsayan bölgelerde 300 kadınla röportajlar alınmış. Genel bir fotoğrafın çıkması için farklı yol ve yöntemler kullanılarak, tüm kadınlara ulaşılmaya çalışılmış, Kürt, Keldani, Asurî, Arap, Çeçen, Türkmen, Mihelmi ve Mitirip kadınlarla, yine farklı inançlara mensup Ezidî, Alevi, Mesihi ve Müslüman kadınlarla alınmıştır. Yine savaş muğduru göçmen kadınlar ve DAİŞ'in elinden kurtarılan kadınlardan alınmıştır. Emekçi, akademisyen, aktivist kadınların da görüşlerine yer verilmiştir." Analizde elde edilen veriler ise demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmanın temel esasları üzerinden "Demokratik ulus, kadın yaşamı ve toplumun parçalanması, özsavunma, etik estetik, politika, ekonomi, demografya, sağlık, eğitim" başlıkları  altında inceleniyor.    Kadınların ortak talebi: İstikrar ve normalleşme    Sosyolojin sonuç bölümünde yer alan önermede ise "Devrimden önceki sürece göre kıyaslandığında, kadınların devrim süreciyle birlikte kadıların toplumsal yaşamda büyük değişimi yaşamış ve büyük adımlar atmışlardır. Kendilerini, toplumu ve haklarını tanıma konusunda, yine dilini, kültürünü tanıma konusunda önemli adımlar atmışlardır" deniliyor.    Ayrıca yüz yüze yapılan görüşmelerde kadınların taleplerinin ise normalleşme ve istikrar olduğunu belirtildi.    'Tüm kadınlara taşırmalıyız'    Analizin okunmasının ardından Kürtçe ve Arapça iki dilde tartışmalara geçildi. Yönteme ve içeriğe ilişkin tartışmalarda görüş belirten kadınlar; jineolojinin alan araştırmalarıyla hazırladığı sosyolojik analizin daha geniş bir çerçeveye yayılması gerektiğine işaret etti. "Ulaşılamayan alanlara ulaşmamız ve bu sistemi tüm kadınlarla tanıştırmalıyız" diyen katılımcılar, kendi toplumsal yaşam deneyimlerinden örneklerle kadının toplumda oynadığı role ilişkin bilgiler verdi.    Qamişlo'nun Himo köyünden konferansa katılan Saliha Abdo, "Buğdayın üretimini bulan kadındır. Tarım ve ziraat kadınların emeğiyle gelişti. Himo'da, Suryani, Kürt, Arap, Ermeniler birlikte yaşıyorduk. 44 yaşındayım. Köyümüzde dükkan yoktu. Takas usulüyle herkes ihtiyaç duyduğu başka bir şeyi başka bir ihtiyaçla değiştiriyordu. Kadın ekonomik alana da öncülük etmeli. Jineoloji bunun da ilk adımlarını da atmalıdır. Jineoloji köylere kadar inmeli" diye konuştu.    'Kobanê'de bir araştırma merkezi açılmalı'   Kobane'den katılan Ruhat, kentin aslında kadın kültürünün egemen olduğu bir kent olduğunu ve direniş geleneğini buradan aldığını söyledi. Ruhat, "Kobanê'de kadın adıyla birçok köy var. Baas rejiminin baskılarına rağmen kadınlar büyük bir direniş gösterdiler. Her evde Şahmeran resmine rastlamak mümkündür. Komünal kültür Kobanê'de hala canlılığını koruyor. Kadınlar kolektif bir şekilde hala yoksul ailelere yardım ediyorlar. Tanrıça kültürü hala bu topraklarda yaşıyor. Bu yüzden Jineoloji Akademisi'nden bir an önce Koban'de bir araştırma merkezi açmasını bekliyoruz" dedi.    'Arap kadınları büyük ilgi duyuyor'   Minbic'ten katılan Zeynep Kanbar ise günümüzde karanlığa gömülmeye çalışılan kadınların kendi kültürlerini ve yaratımlarını gizli gizli de olsa sürdürmeye çalıştığını söyledi. Jineoloji'nin var olan birikimleri gün yüzüne çıkardığını kaydeden Zeynep, bu nedenle Arap kadınların jineolojiye büyük ilgi duyduklarını belirtti.    'Minbic, Rakka, Tabqa'ya da taşırılmalı'   Şehba Meclisi Eşbaşkanı Cihan Xıdro ise Türkmen olduğunu belirterek ana dilinde yaptığı konuşmada, sosyolojik analizin Kuzey Suriye'de birkaç bölgede yürütülen çalışmalarla ortaya çıkarıldığını bunun dar olduğunu belirterek, "Ancak bu savaş koşullarında ortaya çıkan bu çalışma çok önemlidir. Benim önerim jineoloji yeni özgürleştirilen alanlara Minbic, Rakka, Tabqa gibi alanlardaki kadınlara götürülmeli. Buralarda yaşayan kadınların özgürlük fikrine jineolojiye ihtiyacı ve ilgisi çok fazla" dedi.    'Yaşasın özgür Suriye kadınları'   Şehba'dan geldiğini belirten Cihan, yaşadığı bölgede bir çok halktan kadınların bulunduğunu ve çalışmaya yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Cihan, "Bizim çalışmalarımıza Arnavut kadınların ilgisi yoğun. Burada bir noktayı eleştirmek istiyorum, Konferansta değerlendirme yapan kadınlar sadece kendi etnik kimliği için konuşuyor. Bizim sorunumuz, milliyetçilik ve dincilik bu erkek zihniyetidir. Kadınların birliğini tartışmalıyız. Şehba bölgesinin yarısı Türk işgali altında. Biz çok kısıtlı bir alanda çalışma yürütüyoruz. Bizim yeni fikir ve tartışmalara ihtiyacımız var. Yaşasın özgür Suriye kadınları" diye konuştu.    Tarihe tanıklık etmek...   Çınar Amude ise konferansın dünya kadınları için ilklerden olduğunu ve bu nedenle katılımın tarihe tanıklık etmek anlamına geldiğini dile getirdi. Jineolojinin tarihsel olduğu kadar güncel bir bilim olduğunu belirten Çınar, temel sorunun çalışma yöntemi ve alanını doğru belirlemek olduğunu kaydetti. Pozitivist erkek zihniyetli biliminin kadını yaşamın dışında gördüğünü belirten Çınar, kadınların tarih boyunca yaşamları üretimleriyle bilimin yaşamsal boyutunu toplumlara taşıdığına işaret etti. Çınar, jineolojinin bilgi toplamak bir şeyler icat etmek anlamına gelmediğini ayın zamanda yaşamsal yaşayanı ortaya çıkarmak olduğuna dikkat çekerek, "Jineoloji özgür kadın ve özgür yaşama ulaşmanın aracıdır" diye belirtti.    'Jineoloji yaşanılır kılınmalı'   Mamoste Xelat Sileman ise sadece jineoloji akademisi üyelerinin değil tüm kadınların kadın bilimine dair çalışma yürütmesi gerektiğini belirtti. "Annelerimizden öğrendiğimiz çocuk yetiştirme yöntemi ve sağlık bilgilerini yazıp topluma aktarmalıyız" diyen Xelat, bu güne kadar tarih yazımının hep egemenler erkekler eliyle yapıldığını ve jineolojinin kadın kaynaklarını çoğaltması gerektiğini söyledi.    Derîk'ten katılan Nujin Sido okullarda ders müfredatı içerisinde yer alan jineoloji'nin toplumda daha fazla karşılık bulması gerektiğini söyledi ve "Jineolojiyi kitaplardan çıkarıp daha yaşanılır kılmamız gerekiyor" dedi.    'Başarmaktan başka şansımız yok'   Rakka'dan katılan Suad Kurdî, "Kadın tarihinden faydalanmamız gerekiyor, tarihte kadın nasıl bereketin, barışın öncüsüyse, bugün de aynı rolü oynuyor ve kadınların tarihsel deneyimlerinden yararlanmamız gerekiyor. Bir şair kadının halkın kendisi olduğunu söylüyor. Halk demek kadın demektir. Özgürlüğün anlamını doğru anlamak üzerinde de durmamız gerekiyor. Özgürlük her zaman yaşanması gereken bir olgudur, kadın için de erkek için de gereklidir. Her şeyden önce kadınların düşüncede özgürleşmeyi başarması geliyor. Kadınlar olarak ancak el ele verebilirsek, bunu başarabiliriz. Öncülerimizi unutmamız gerekiyor, onlar şehitlerimizdir. Onlar özgür yaşamı tercih ettiler. Başarmaktan başka şansımız yok" şeklinde konuştu.    İkinci gününde tartışmalarla devam eden konferans, yeni dönem çalışma projelerinin belirlenmesi ve kapanış konuşmasıyla sona erecek.