Cumartesi Anneleri bu hafta Güçlü Konak katliamını sordu 2018-01-13 13:53:14   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 668'inci kez Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. 668'inci haftada 22 yıl önce gerçekleştirilen Güçlükonak katliamını sorulurken, katliamda öldürülen Ahmet Kaya'nın kızı Emine Kaya, "Kalbimiz kül oldu. Herkesin gözü önünde yaktılar. Evet insan öldürür ama yakıp çuvallara koymaz. Kanımızın son damlasına kadar kayıplarımızı arayacağız" dedi.    Cumartesi Anneleri 668'inci kez Galatasaray Meydanı'nda kayıplarının akıbetini sormak için bir araya geldi. "Failler belli kayıplar nerede?" yazılı pankartın açıldığı oturumda kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşındı. Güçlükonak katliamının görselinin bırakıldığı pankartın üzerine, "barış" ı simgeleyen beyaz tülbent ile karanfil bırakıldı.   'Örtmeye zahmet etmedikleri kanıtlarla karşılaştık'   Oturumda ilk olarak söz alan Güçlükonak katliamının araştırmasında yer alan dönemin tanığı Şanar Yurdatapan, iktidarın o dönem katliamı PKK'nin yaptığını öne sürdüğünü dile getirerek, "PKK yalanladı,  ölenlerin ailesi ile de görüştüğümüzde durumun çelişkili olduğu çok açıktı" dedi. Şanar katliamı araştırmaya başladıklarında karşılaştıkları şeylerden bahsederek, örtülme zahmetinde bulunulmayan kanıtlar ve tanıklarla karşılaştıklarını ifade etti. Bahsedilen tarzda bir köyün olmadığını dile getiren Şanar, yandıkları iddia edilen kişilerin ailelerine teslim edildiğinde cenazelerin üzerinde kimliklerin bulunduğuna dikkat çekti.    Bu araştırmanın ardından dönüp bir açıklama yaptıklarını ve katliamın iktidarın isteği dışında gündemleşmeye başladığını aktaran Şanar, "Genel Kurmay gazetecileri arayıp 'Bu haberler bizi çok üzüyor,  biz üzülürsek siz de üzülürsünüz' demişti.  Hiç öyle gizli kapaklı, derin devlet falan değildi,  açıkça işlenmiş bir katliamdı" ifadelerini kullandı.   'Kalbimiz kül oldu'   Ardından 12 Ocak 1996'da gözaltında kaybedilen Ahmet Kaya'nın kızı ve Halil Kaya'nın yeğni Emine Erbek Kaya, 22 yıldır aynı acıyı yaşadıklarını belirtti. Emine,  "Kalbimiz kül oldu. Herkesin gözü önünde yaktılar. Evet insan öldürür ama yakıp çuvallara koymaz. Kanımızın son damlasına kadar kayıplarımızı arayacağız" dedi.    'Barış istiyoruz'   Emine, devlete "Bizi yaktın öldürdün ne anladın?" diye sordu. Emine sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu yaptı PKK'ye suçu attı. PKK yapmadı, ateşkesti. Sen bu insanları yaktın. Yaşadığımız sürece kayıpları arayacağız. Barış istiyoruz. Bizi yaksanız da öldürseniz de biz barış diyeceğiz. Vicdanı olan insanlardan kulak vermesini istiyoruz."   'Ölmeseydin canım dedem halamla gurur duyardın'   Ardından Ahmet Kaya'nın torunu Rojin Kaya şu şekilde konuştu: "Askeri güç öldürdü dedemi. Dedeme hasret kaldık. Dedem ölmeseydi canım dedemi görürdük, babam hasret kalmazdı, babam seni çok özledi canım dedem. Keşke ölmeseydin canım dedem, halamla gurur duyardın. Biz dedeme sonuna kadar sahip çıkacağız, sonuna kadar devletten hesap soracağız."   Bu haftaki basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Gülseren Yoleri yaptı. Gülseren, Güçlükonak katliamının unutulmasına izin vermeyeceklerini belirterek, "668'inci haftamızda 22 yıldır inkarla, cezasızlıkla üzeri örtülmek istenen Güçlükonak katliamı unutulmasın diyerek buluştuk" dedi.   Ne olmuştu?   Gülseren ardından katliamın hikayesinde ,"15 Ocak 1996 tarihinde Şırnak/ Güçlükonak' ta Koçyurdu Köyü'nün minibüsüne bir saldırı yapıldı. İçinde 7 köylü ve 4 korucu bulunan minibüs önce kurşunlandı sonra yakıldı. Olay, Taşkonak Taburu ve Koçyurdu Karakolu arasındaki asker ve korucuların denetimindeki dar bir toprak yolda gerçekleşti. Genelkurmay Başkanlığı o güne kadar yapmadığı bir uygulamayı ilk kez gerçekleştirdi. 16 Ocak 1996 günü Ankara'dan yerli ve yabancı gazetecileri helikopterle Güçlükonak'a getirdi. Olay yerine götürülen gazetecilere Genelkurmay adına Albay Oğuz Kalelioğlu açıklama yaptı. Albay 'Katliamı PKK'nin gerçekleştirdiğini ve örgütün bir ay önce ilan ettiği ateşkesi bozduğunu' açıkladı.   Olay yerinde yalnızca 20 dakika kalmalarına izin verilen gazetecilerden bazıları resmi açıklamaları çelişkili ve kuşku verici buldu. Bu gazetecilerden biri kuşkularını İHD ve Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu ile paylaştı. Bunun üzerine Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve bilim insanlarından oluşan bir heyetle olay yerine gitti."   'Tümüyle çelişkili'   Araştırmak için bölgede bulunan heyetin olay yerinde elde ettiği tanıklıklar, bilgi ve bulgular resmi açıklamalar ile tümüyle çeliştiğini söyleyen Gülseren, korucuların olaya müdahale etmesinin, köylülerin olay yerine gitmesinin askerler tarafından engellendiğini söyledi. Gülseren, "Arazinin fiziki yapısı katliamı gerçekleştirenlerin olay yerinden rahatça ayrılmasını imkansız kılıyordu. Bedenleri tamamen yanmış köylülerin kimlikleri sapasağlam askerlerin elindeydi. Ayrıca minibüste katledilenler resmi açıklamanın aksine normal bir yolculuk yapmıyorlardı.10- 15 Ocak tarihleri arasında gözaltına alınan ve Taşkonak Jandarma Taburun'da tutulan kişilerdi" diye konuştu.   'PKK değil, devlet güçleri yapmıştır'   Gülseren, heyetin ulaştığı bütün bilgi, bulgu ve belgeler ışığında kamuoyuna, "Bu katliamı PKK değil, devlet güçleri yapmıştır" açıklamasında bulunduğunu hatırlattı. Gülseren "Diyarbakır DGM, Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği ve Genelkurmay'a başvurdu. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. AİHM'e taşınan davada ise Türkiye etkin soruşturma yapmadığı için mahkûm oldu" dedi.   'Katliamının unutulmasına izin vermeyeceğiz'   Gülseren, katliamdan 13 yıl sonra,  2009 yılında dönemin bakanlarından Adnan Ekmen'in, "Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı. JİTEM'in işiydi, söyleyemedik" dediğine vurgu yaptı. Gülseren, "Güçlükonak katliamının 22.yılında tekrarlıyoruz: Gerçek ortadayken Devlet bu katliamda da kendi hukukuna aykırı hareket etti. Adli makamlar da bu hukuksuzluğun ve adaletsizliğin üzerini kapattı. Ama biz hakikat adına, adalet adına Güçlükonak katliamının unutulmasına izin vermeyeceğiz" diye belirtti.