Tutsaklar: Efrîn Ortadoğu’nun aydınlık geleceği için tek şans 2018-02-09 09:18:40   ALANYA - Alanya L Tipi Cezaevi’nde bulunan PAJK’lı tutsaklar, Türkiye'nin Kürt halkının kazanımlarına dönük saldırılarına dikkat çekerek, Efrîn’in Ortadoğu’nun aydınlık geleceği için tek şans olduğunu vurguladı.    Türkiye’nin Efrîn’e dönük saldırıları 21’inci gününe girerken, saldırılara tepkiler gelmeye devam ediyor. Alanya L Tipi Cezaevi’nde bulunan PAJK’lı tutsaklar yaşanan saldırılara tepki göstererek kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. Türkiye devletinin yıllardır Kuzey Kürtlerine inkar ve asimilasyonu dayattığını söyleyen tutsaklar, şimdi ise Efrîn nezdinde Kürt halkının özgürlük talebinin boğulmak istendiğini belirtti. Tutsaklar, aynı yaklaşımın İran, Irak ve Suriye devletleri tarafından da gösterildiğine dikkat çekti.   Mektupta şunlara yer verildi:   “Binlerce yıldır kendi toprakları üzerinde yaşayan ve DAİŞ vahşetine karşı verdikleri mücadele ile başardıkları Rojava Devrimi’ni Dünya halkalarına ve demokrasi güçlerine bir umut olarak armağan eden Kürt halkı özellikle Efrîn’de demokratik bir yaşamın nasıl inşa edileceğinin en güzel modelini sundu. Bu model tüm Ortadoğu halklarının içinde bulunduğu kaos ve savaş halinden çıkışın tek demokratik yolu oldu.   ‘Türkiye Kürt halkının demokratik özerklik sistemini boğmak istiyor’   Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi sınırları içinde yaşayan Kürt halkına karşı yıllardır dayattığı inkâr ve imha politikası yetmiyormuş gibi son yıllarda topyekûn soykırım politikası dayatarak Kürt halkının özgürlük taleplerini ve Demokratik Özerklik sistemini boğmaya çalışmıştır. Aynı yaklaşım İran, Irak, Suriye’de bulunan Kürt halkının kazanımlarına karşı da düşmanlık sürdürülmüştür.   ‘AKP kendini muhatap kılmak istiyor’   Gelinen aşamada AKP-MHP-CHP ittifakı ile oluşan Türk Devlet zihniyeti ve iktidarı DAİŞ ile ortaklaşmasına rağmen Kobanê ve Rojava genelinde başarısızlığa uğramış, Suriye ve Ortadoğu’nun geleceğinde ciddi bir konuma sahip olamayacağını anlayınca Kürt kazanımlarına saldırarak kendini yeniden muhatap kılmaya çalışmaktadır. Öte yandan ülke içinde yükseltilen faşizm dalgası ile talip olduğu milliyetçi oyları alarak erken seçime gitmeyi ve iktidarını garanti altına almayı istemektedir. Bu nedenle başlatılan Efrîn’i işgal planı iç ve dış kamuoyuna “terörle mücadele” propagandası olarak sunularak kendini meşrulaştırmak istemektedir. Oysa YPG/YPJ güçleri tüm Suriye ve Irak’ta DAİŞ ile savaşan ve onları yok eden tek halk hareketidir. Bu nedenle ‘terörist’ kim diye sormak gerekir.   ‘Rojava Devrimi başarısızlığa uğratılmak isteniyor’   Kürt Halk Önderimiz Sayın Abdullah Öcalan’ın tüm Ortadoğu halklarının şansı için geliştirmiş olduğu Demokratik Konfederalizm ve Demokratik Özerklik projesi ilk olarak Rojava Devrimi ile pratikleştirilmeye başlanmış ve daha şimdiden tüm dünyanın dikkatini ve ilgisini çekmiştir. 1 Kasım Dünya Kobanê günü ile Rojava Devrimi’ne sahip çıkan Dünya halklarının desteğini bir meşruluk zemini olarak görmeyen 4 egemen devletin Rojava Devrimini başarısızlığa uğratmak ve kendi iktidarlarını sürdürmek için işbirliği yaptığı Efrîn’i işgal planı başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Bunun bilinmesine rağmen kısa vadeli çıkarları için bu işgal ve katliama göz yuman ABD, Rusya, Suriye ve diğer devletler uluslararası toplum vicdanında tıpkı T.C gibi suçlu, haksız, katliamcı, işgalci olarak lanetlenecektir.   ‘Komploya karşı demokrasi cephesi’   Tüm demokratik hareket ve kurumlardan talebimiz Rojava Devrimi’nin onurlu halklarının yanında olmaları ve bu uluslararası komploya karşı demokrasi cephesini tercih edip güçlendirmeleridir. Unutmayalım ki Rojava Devrimi aynı zamanda kadın ve ekolojik yaşam devrimidir. Yenilenen Ortadoğu’nun demokrasi bilinci ve tek aydınlık gelecek şansıdır. Rojava kaybederse Efrîn, Efrîn kaybederse Kürtler, Kürtler kaybederse tüm demokrasi güçleri için 'tarihin sonu' gelmiş demektir.”