Umudun kongresi 2018-02-12 12:55:23   Habibe Eren    ANKARA - HDP tüm baskı ve saldırılara rağmen 3’üncü Olağan Büyük Kongresini coşkuyla gerçekleştirdi. "Salon dolduramıyorlar" diyen iktidara en güçlü cevabı salondan yansıyan  fotoğraf kareleri verirken, kongrenin özeti ise kararlığının ve mücadelenin yüz yıllardır bu topraklarda filizlendiği ve tüm saldırılara rağmen dallanıp budaklandığı gerçeği oldu.    Halkların Demokratik Partisi (HDP) tüm baskı ve saldırılara rağmen 3’üncü Olağan Büyük Kongresini coşkuyla gerçekleştirdi. Eş başkanları, milletvekilleri, üyeleri ve destekçilerinin çoğu tutuklu olan HDP bu kongreyi “Atılım Kongresi” olarak değerlendirdi. Son iki yıldır başlayan savaş süreci ile birlikte Türkiye tarihinde görülmüş ancak görülenleri kat be kat aşmış saldırıların odağı olan Kürt halkı, bir kez daha saldırılara boyun eğmeyerek yollara düştü.    Coşku ve hüzün...   OHAL’in ve baskının en derinden hissedildiği  kongre öncesi her kesimden on binlerce kişi gözaltı ve saldırılar “başımızın üstümüze” diyerek gece bulundukları şehirlerden Ankara’ya doğru yola çıktı. Kongre öncesi yaptığı duyuruda salona “çanta” alınmayacağını açıklayan Ankara Valiliği talimatıyla çakmak, kalem hatta makyaj malzemeleri dahi içeri alınmadı.  Kongre,  aslında mekan olarak hem coşkuyu hem de hüznü beraberinde barındırıyordu.  Çünkü salonun bulunduğu yer 10 Ekim Barış ve Demokrasi Miting de yüzden fazla insanın yaşamını yitirdiği onlarcasının da yaralandığı Ankara Tren Garı’nın karşısıydı. Arena’ya doğru yol aldıkça 10 Ekim’in karanlığından umuda doğru yavaş yavaş bir gülümse yüzlerde beliriyordu.    Cizre, Ankara, Suruç...   Polis aramasından dolayı uzun kuyruklardan sonra salona girişler başladı. Daha sabahın ilk saatlerinden itibaren neredeyse kongre salonunun yarısı doldu. Kadınlar salonda rengarenk kıyafetleriyle zılgıtlar eşliğinde halaya duruyordu. Halay Kürt halkı için bir eylemselliği barındırsa da aslında mücadelenin verdiği omuzdaşlığı da fiziksel olarak tanımlıyordu. Direnişin kalesi olan Cizir, Şırnak ve diğer kentlerden yüzlerce kadın kendi ile beraber direnişin hafızasını da beraberinde getirmişti.  Cizre bodrumlarında katledilen Mehmet Tunç’un ailesi, değer aileleri, Barış Anneleri, Suruç aileleri de kongre salonundaydı. Kongre, AKP Genel Başkanı Tayiyp Erdoğan’ın polis tarafından engellenen DBP etkinliğini kast ederek, “Bakın kongrelerine kimse gitmiyor”  sözlerine en büyük cevap oldu.   'Biji berxwedena Efrîne'   “Biji berxwedena Efrîne” sloganları yavaş yavaş dolan salonu adeta inletiyordu. Bu ses karşısında  salondaki insanların umuduna ve yüzlerine tanıklık etmek için sık sık salonu izleme refleksi doğuyordu. “Çağın direnişi” olarak tanımlanan Efrîn’e kongreden sık sık selam yollanırken, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın adı her anıldığında  aynı anda ayağa kalkarak alkış, zılgıt ve “Biji serok Apo” sloganları eşliğinde İmralı tecridine öfke yağdı. Kongre başladıktan sonra ise salonu bu kez de “Çerxa Şoreşe” marşı inletiyordu. Polisin sloganlara devam edilmesi halinde saldırı tehdidine aldırış etmeyen on binler, kongre boyunca sloganlarıyla salonu inletti.    'Edi bese'   Kürdistan’dan ve Türkiye’nin dört bir tarafından gelen kadınlar ulusal kıyafetleri,  Barış Anneleri ise  barışın simgesi olan beyaz yazmalarıyla salondaki yerlerini aldı. Aralarda konuşmaya fırsat bulduğumuz Barış Annelerinin “Edi Bese” isyanı da, ses tonu da Kürt halkına yönelik baskıya karşı giderek gürleşiyordu.  Oğlu Cizre bodrumlarında yakılan bir anne, evladının o bodrumlarda nasıl katledildiğini anlatırken kendini “düşman” belleyen zihniyete inat “barış” kelimesini ağzından düşürmüyordu. Bir oğlum askerde bir oğlum gerillada diyen bir başka anne ise, “Koskoca bir devlet bu kadar aciz ki Efrîn’deki Kürt köylerini bombalıyor. Bir devlet, küçücük bir Kürt köyüne saldırıyor” diyerek Efrîn tepkisini dile getiriyordu.    Umudun kongresi    Saatler ilerledikçe Eş başkan adayları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ve HDP’li vekiller salonda halkı zafer işaretleriyle selamladı. O anda her iki tarafta tüm saldırılara rağmen salonun tıka basa dolmasının verdiği mutlulukla birbirlerinin selamlarını kabul ediyordu. Gençlerin ve kadınların yanı sıra çocuklarda kongrenin umut dolu havasını hissediyordu. Ellerinde HDP bayraklarını sallayan çocuklar oturmak yerine balkonlardan salonu izlemeye çalışıyordu. Bu sırada konuşan Pervin Buldan, “Ben, faili meçhullerin kol gezdiği bir zamanda babası katledildiği gün doğan bir evladın anası oldum. Ölüm nedir bildim. Zulüm nedir gördüm. Elimde sihirli bir program yok! Ama acı deneyimlerle edindiğim gerçek bir bilgi var. En zayıf barış bile bir günlük bir savaştan daha iyidir” diyerek tüm hakların özlemini duyduğu gerçek bir barışı tahayyül ediyordu.    Abdullah Öcalan için Nelson Mandela benzetmesi    Kongrede sadece Türkiye’den destekçiler yoktu. Sol sosyalist bileşenlerin yanı sıra enternasyonalist dayanışmada kendini derinden hissettirdi. Avrupa Parlamentosu’ndan bir çok vekil ve temsilci kongrenin ilk saatlerinden itibaren bu coşkuya ortak oldu.  Filistin Halk Kurtuluş üyesi direnişçi Leyla Xalid kendi ülkesiyle aynı yazgıyı paylaşan ezilen tüm halklara, “Tüm zindanları yıkacağız” mesajı verirken, Kürt halkının kararlılığını da gözlerinden okuyordu. Kongrede söz alan uluslararası katılımcılar sık sık İmralı’ya selam yollarken PKK Lideri Abdullah Öcalan için “Türkiye’nin Mandela’sı” benzetmesi yaptı.    Coşku salon dışına taştı    İçeri dolup taşarken dışarının da içeriden farkı yoktu. Yüzlerce kişi halaya durmuş Arena’nın coşkusunu mekanın dışına taşırıyordu. Kongrenin sonunda tüm baskılara inat herkes çalışmanın karşılığını almanın mutluluğuyla otobüslerine doğru yol alırken, Kürt halkının ve destekçilerinin kolay kolay yılmayacağı bir kez daha kanıtlanmış oldu. Kongrenin heyecanı ve sonucu uzun uzun saatlerce anlatılabilir ancak özeti kararlığının ve mücadelenin yüz yıllardır bu topraklarda filizlendiği ve tüm saldırılara rağmen dallanıp budaklandığıdır…