'Mabet'den Mabeta'ya: Efrîn'de Alevi kadınlar anlatıyor 2018-02-14 09:08:16   Zeynep Kızılırmak   EFRİN - Kültürlerin bir arada yaşadığı Efrîn'de top sesleri arasında Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Mabeta'dan bir kadın anlatıyor: "İki aileden bir ilçeye dönüşmüş bir yer burası. Bizim bir kaç özelliğimiz var. Kardeşlik içinden inaçların bir arada yaşaması, kadınların yaşamın her alanında aktif yer alması ve özsavunmamızın her zaman güçlü olması. O yüzden kim saldırırsa saldırsın, bu değerlerimizden asla vazgeçmeyiz."   Türkiye ve ona bağlı grupların 25 gündür saldırısı altında olan Efrîn halkların ve inançların bir arada yaşadığı bir yer olarak 'kardeşlik kenti' olarak tarif ediliyor. Her ilçesinde ayrı bir kadim kültürün yaşatıldığı Efrîn Mabeta ilçesinde Aleviler yoğunlukta. Nuri Dersimi'nin son durağı olan kentin taştan yapılma evleri ve dar sokaklarında çaldığınız her kapıda ayrı bir hikaye ile karşılaşırsınız.    Direnmenin tarihi    Bir çok medeniyete ev sahipliği yapan Mabeta'nın bilinen tarihi en yakın bilinen haliyle 700-800 yıllık tarihi dilden dile anlatılır. Yazılı tarihi belirginleşmeyen kentte sözlü tarih anlatımı güçlüdür. Alevi inancına mensup insanların göç durağı olan ve burada koruyan coğrafyasıyla Mabeta'da tarihde insanlarda direnmenin geçmişten bu güne bir kültür olduğuna dikkat çekiyor.    Top sesleri arasında tarihi dinlemek    Top sesleri arasında yaşamın dar sokaklarda aktığı Mabeta'da konuk olduğumuz Vahibe Ala, "Bu topraklar bize yurt olmuş ve onlar bizi bizde onları korumuşuz, o yüzden korkmayız" diyor. Emekli öğretmen olan Vahibe (48), kendisini "Sosyalist" olarak tanımlıyor ve top ve uçak sesleri arasında ilçenin tarihini anlatmaya başlıyor. "Aleviyim; yüzyıllar önce büyüklerimiz Güney Batı Kürdistan'dan buraya gelmiş. Bize kuşaktan kuşağa anlatılan, aileler arasında yaşanan bir anlaşmazlık sonrasında Maraş'a bağlı olan köyümüzden göç etmişler" diye anlatıyor.    Mabeta'nın hikayesi sözlü tarihin aktarımı     Alevi inancından kaynaklı gelen iki ailenin dışlandığını ve ibadetlerini yerine getiremediklerini belirten Vahibe, bu nedenle dağlık bölgede yapılan mağarada ibadet edildiğinin rivayet edildiğini söylüyor. Vahibe, kuşaktan kuşağa aktarılan Mabeta'nın oluşum hikayesini şu sözlerle dile getiriyor: "İbadet edilebilecek bir yer oluşturmuşlar gizli olarak. Mabeta'nın adının oradan geldiği yani 'mabet'ten geldiği söylenir. Hakkında bir çok rivayet var ancak yaygın olarak adının buradan geldiği yönünde kanat var."   İki aileden bir köye köyden ilçeye    "Sonra başka aileler köye gelip yerleşiyor ve köy büyüyor ilçeye dönüşüyor. İnsanlar arasında inançlara saygı gelişiyor zamanla. Artık aramızda öyle dini çelişkiler yok ve hepimiz Kürt kimliğimizle birbirimize bağlı olarak bu ilçede yaşam sürüyor. Herkes kendi inancını yaşıyor ve birbirine saygı gösteriyor" diyen Vahiba, kültürel olarak edindikleri bir başka özelliğe dikkat çekiyor.    Kadın kenti Mabeta    Mabeta'nın kadın kenti olduğunu belirten Vahibe, yaşamın her alanında kadınların aktif olduğuna dikkat çekiyor. Vahibe, "Mabeta'nın en büyük özelliği tüm Efrîn'de olduğu gibi ama burada biraz daha yüksektir yaşamın her alanında kadınlar aktiftir. Ağırlıklı olarak insanların geçim kaynağı tarımdır ve zeytinlerimiz meşhurdur. Kadınları yaşamın her alanında görebilirsiniz, asla geride kalmazlar, bu bizim kültürümüzden gelir" diyor.    'Biz sorunlarımız kendimiz çözeriz'    Vahibe sözlerini şöyle sürdürüyor: "Mabeta'nın bir başka özelliği ise kadınlarla ilgili sorunlarda eskiden bu yana oluşmuş bir kültür kadınların çözüm araması. Kadınlara yönelik her türlü içeriden dışarıdan yapılan saldırıda çözümü kadınları üretir. Bu yönüyle ilçemiz, kadın renginin hakim olduğu bir yerdir. Aile içi şiddete karşı güçlü bir duruşumuz var. Tüm dünyada hakim olan kadın katliamları ve cinayetlerine ben kendimi bildim bileli Mabeta'da rastlamadım. Bu kadınların tarihsel olarak güçlü bir örgütlülüğü olduğundan kaynaklıdır."    'Özsanmamız geçmişte bugüne hep vardı'    "Burada kültürlerin birbirini etkilediğini ve ortak bir kültürde buluştuğumuz söyleyebiliriz" diyen Vahibe, geçmişten geleceğe kendini yönetme ve kendini var etme deneyimlerini paylaşıyor: "Örneğin eskiden beri Mabeta'da insanlar arasında yaşanan sorunlarda asla devlet organlarına başvuru yapılmaz. İleri gelen sözü geçenler bir araya gelir ve insanların arasındaki anlaşmazlıklara çözüm üretir. Bu yüzden Mabeta için ortak değerde buluşmuş insanların yaşadığı yer diyebiliriz. Ne zaman dışarıdan bir saldırı gelişecek olsa ilçe olarak özsavunmasını kendi içinde güçlü geliştiren ve buna karşı duran bir topluluk yaşıyor burada."   Bugüne dair bir kaç söz    Efrîn'e yönelik Türkiye'nin saldırılarının kadın özgürlükçü, kendine yetebilen, hakların birbirini anlayan bir arada yaşayan tavrına karşı olduğunu vurgulayan Vahibe, tarihi birikim ve deneyimleri ile bu saldırılara karşı duracaklarını söylüyor. Alevi kadınları olarak, saldırıları kabul etmediklerini belirten Vahibe sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bugün tüm Efrîn'i hatta tüm Kürdistan'ı hedef alan bir saldırı var. Bu savaş normal bir savaş değil. Türk devleti ve ona bağlı çeteler burada bizim oluşturduğumuz sistemimize, insanların bir araya yaşama kültürüne karşı bir savaş başlatılmış durumda. Biz burada yaşayan Alevi kadınlar olarak, bu saldırıya karşıda örgütlüğü gücümüzle karşı duracağız.    Türk devletinin amacı, Efrîn'i tümden boşaltmak, buraya kendine bağlı çeteler ve ailelerini yerleştirmek. Bizim oluşturduğumuz kardeşlik kültürünü ortadan kaldırmak istiyor. Biz bunu tabi ki kabul etmeyeceğiz. Bunu toprağımız, zeytinimiz, doğamız hiç birşey kabul etmez.     İstedikleri kadar uçakları, topları, tanklarıyla gelsinler, saldırsınlar Efrîn geçilmezdir. Dünyanın her yerindeki halklara sesleniyorum. Bu işgal saldırılarına sessiz kalmasınlar."