Cumartesi Anneleri: Bütün kayıplarımız için adalet istiyoruz 2018-02-17 13:38:34   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri'nin 673'üncü haftasında gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'un failleri sorulurken, "Rıdvan için, bütün kayıplarımız için adalet istiyoruz" denildi.    Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 673'üncü kez Galatasaray Meydan'ında bir araya geldi. Eylemde açılan "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının üzerine kırmızı karanfiller ve barışı simgeleyen beyaz tülbent bırakıldı. Eylemde bu hafta 20 Şubat 1995'te İstanbul'da gözaltında kaybedilen ve daha sonra cenazesi bulunan Rıdvan Karakoç için hakikat ve adalet talebinde bulunuldu. Eylemde ayrıca 7 Aralık 2016'da yaşamını yitiren anne Asiye Karakoç'un adalet mücadelesini bıraktığı yerden sürdürücüleri olduğu ifade edildi.    'Asiye'nin mücadelesini sürdüreceğiz'   Eylemde ilk olarak, 21 Mart 1995'te gözaltında kaybedilen ve daha sonra cenazesine ulaşılan Hasan Ocak'ın ağabeyi Hüseyin Ocak konuştu. Rıdvan Karakoç'un 23 yıllık süreçte yaşamlarında önemli bir yer edindiğini kaydeden Hüseyin, "Beykoz Cumhuriyet Savcılığında Hasan'ın dosyasına bakarken, bir tanesini Kenan Bilgin'e benzetmiştim. Savcıya götürdüm Kenan Bilgin olduğunu söyledim. Hasan'ın defin işleri bittikten bir hafta sonra Kenan Bilgin olarak teşhis ettiğim kişinin parmak izlerinin Rıdvan'a ait olduğu ailesine bildirilmiş" diye belirtti. 23 yıldır adalet arayışlarının devam ettiğini dile getiren Hasan, Asiye'nin mücadelesinin sürdürücüleri olacaklarını ifade etti.    'Hukuku bu dosyalara da uygulamalısınız'   Daha sonra konuşan Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç ise 23 yıldır Galatasaray Meydanı'nda olduklarını ve birçok annenin yaşamını yitirişine şahit olduklarını söyledi. Hasan Ülkeyi yönetenlerin sağır ve dilsizi oynadıklarını belirterek, "Dosya 23 yıldır adliyenin tozlu raflarında bekletiliyor ve hiç bir yol kat edilmemiş durumda. Dönem dönem savcılara soruyoruz. Ancak her gittiğimiz de savcıların değiştiğini görüyoruz. Hukuk devletiyseniz hukuku bu dosyalara da uygulamanız gerekiyor" diye konuştu.    Türkiye'de binlerce faili meçhul cinayetin olduğuna dikkat çeken Hasan, "Faili bellidir, fail devlettir" diyerek, "100 yıl, bin yıl da geçse bu davadan geçmeyeceğiz. Torunların annelerin elleri yakanızda olacaktır" dedi.    'Kimsenin yaşamı güvence altında değil'   Eylemde bu haftaki açıklamayı Cumartesi İnsanlarından Gönül Sonbahar yaptı. Gözaltında kaybedilenlere ulaşmak istediklerini dile getiren Gönül, "İnsanlığa karşı işlenmiş bu ağır suçun faillerinin ve tüm sorumlularının yargılanarak cezalandırılmalarını istiyoruz" diye belirtti. Günümüzde en temel hakları olan düşünce ve ifade özgürlüğünü kullananların, iktidarın politikalarını eleştirenlerin Türk ceza sistemindeki en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırıldığını söyleyen Gönül, kayıpların faillerinin ise cezasızlıkla korunmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Gönül, hukukun, adaletin ve demokrasinin olmadığı yerde hiç kimsenin yaşamının güvence altında olmadığının altını çizdi.   'Hakkında yakalama kararı çıkarıldı'   Rıdvan Karakoç'un gözaltında kaybedilişinin 23'üncü yılından iki yıl önce yaşamını yitiren Asiye Karakoç'un bıraktığı yerden "Rıdvan için, bütün kayıplarımız için adalet istiyoruz!" diyerek buluştuklarını kaydeden Gönül, "İstanbul'da yaşayan 34 yaşındaki Rıdvan Karakoç, 90'lı yıllarda Kürt siyasi partileri ile sanat ve kültür kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltındaki bir kişinin verdiği ifade doğrultusunda hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Bu kararın ardından Rıdvan Karakoç'u arayan polis, ailesinin evini abluka altına aldı. Sık sık evi basan polisler aile bireylerini darp ediyor, 'Rıdvan gelip teslim olmazsa biz bulur öldürürüz' diye tehdit ediyordu" dedi.    'Cenazeye Kimsesizler Mezarlığı'nda ulaşıldı'    Rıdvan'ın evine gitmediğini, avukat Eren Keskin ve ailesiyle iletişimde olduğunu ifade eden Gönül, bu haberleşmenin 15 Şubat 1995 tarihinden sonra kesildiğini söyledi. Eve yapılan baskınların bu tarihten sonra sona erdiğini aktaran Gönül,  Rıdvan'dan bir daha haber alınmadığını belirtti. Ailenin çocukları için başvuru yapmadık yer bırakmadığını sözlerine ekleyen Gönül devamında şöyle dedi: "110 günlük ısrarlı bir aramanın sonunda, 3 Haziran 1995 tarihinde Rıdvan'ın cansız bedenine Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'nda ulaşıldı. Böylece Rıdvan Karakoç'un işkence ile öldürülmüş bedeninin 2 Mart 1995 tarihinde Beykoz'da ormanlık alana atıldığı, ölü muayenesi sonrasında fotoğraflarının çekildiği, parmak izlerinin alındığı, 26 Mart 1995 tarihinde de Adli Tıp'a teslim edildiği gerçeği açığa çıktı. Savcılık dahil, tüm resmi kurumlardan geçen Rıdvan'ın cansız bedeni emniyette parmak izi olmasına rağmen 'kimliği meçhul kişi' olarak gizlice Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'na defnedilmişti."    'Adalete ulaşma girişimi sonuçsuz bırakıldı'   Suça ilişkin yeterli şüphe oluşmasına ve maddi hakikati açığa çıkartacak, faillerin yargılanmasını sağlayacak etkili bir soruşturmanın yürütülmediğini dile getiren Gönül, ailenin hakikat ve adalete ulaşma girişimlerinin sonuçsuz bırakıldığını dil getirdi.    23 yıldır Beykoz Savcılığı'nın 1995/805 esas sayılı soruşturma dosyasında, rutin yazışmalar dışında hiçbir işlem yapılmadığını vurgulayan Gönül son olarak, "Rıdvan Karakoç için, gözaltında kaybedilenler için adalet istemeye devam edeceğiz" dedi.   Açıklamanın ardından eylem sona erdi.