'Medya eşitsizliği yeniden üretiyor' 2018-02-18 09:09:28   Duygu Erol    ANKARA - Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği Genel Yayın Yönetmeni Selen Doğan,  kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlarda yaşanan artışın en büyük sebeplerinden birinin medya olduğunu söyleyerek, servis edilen haberlerin kanaatlerin belirlenmesinde önemli rol oynadığını belirtti.    2017 yılında 408 kadın erkekler tarafından katledilirken, 358 kadın da şiddete maruz bırakıldı. Toplumsal, siyasal ve kültürel kodlamalar kadına yönelik katliam ve şiddetin en bilinen somut nedenleri arasında yer alırken, eril medya tarafından servis edilen haberler ve kullanılan haber dili de, katliam ve şiddeti özendiren, teşvik eden hatta yöntem gösteren bir rol oynuyor. Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği Genel Yayın Yönetmeni Selen Doğan, medyanın kadına yönelik şiddet ve katliamlardaki etkisine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Kelime oyunu yapıyormuş gibi ya da eleştirel yaklaşıp suçun karşısında duruyormuş gibi yapan medya aslında eşitsizliği yeniden üretiyor” dedi.    'Kadına yönelik şiddete kültürel savunma ihlal'   Türkiye'nin de imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'ni hatırlatan Selen, sözleşmenin kadın hakları açısından çok önemli bir belge olduğunu belirterek, "İstanbul Sözleşmesi'ne göre kadına yönelik şiddette kültürel savunma yapılamaz. O sözleşmeyi kabul etmiş, altına imza atmış bir ülkenin mahkemelerinde 'Bizim kültürümüzde böyle, biz böyle gördük, döverim de severim de' gibi kültürel savunma yapılamaz. Bu uluslararası sözleşmenin ihlali, dolayısıyla da Anayasa'nın ihlali anlamına gelir" diye konuştu.    'Medya en büyük etken'   Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamların artması ve toplumsal cinsiyet suçlarında medyanın en büyük etkenlerden biri olduğunu belirten Selen, " İnsanlar okudukları, izledikleri şeylere göre kanaatlerini şekillendiriyorlar. Bu insan olmanın doğasında olan bir şey. Herhangi bir televizyon, gazete, yayın organında bunu gördüğü zaman bunu benimseyen, kabul eden, uygulayan insanlar olduğunu önce medyanın kendisinin hesaba katması gerekiyor. Yani bu şu demek; Siz orada bir başlıkta, bir haberin metnine veya o haberin görselinde o hakkı yeniden ihlal eden, o şiddeti yeniden üreten, herhangi bir çözüm üretmeyen, mağduru suçlu ilan eden hatta mağduru daha da mağdur hala getiren yaklaşımla eğer hareket ederseniz, o içeriği o şekilde kurarsanız aslında çözümün değil sorunun bir parçası oluyorsunuz. Sorunu daha da derinleştiriyorsunuz. Sanırım Türkiye'de ana akımın ya da ulusal medyanın göremediği şey bu. Belki de görmeyi istemediği şey bu" diye konuştu.    'Rakamlar bilançonun vahametini ortaya çıkarıyor'   Kadına yönelik şiddette özellikle rakamların medya eli ile dolaşımda olmasının çok önemli olduğunu belirten Selen, bu rakamların durumun ciddiyetini ve vahametini ortaya çıkardığını dile getirdi.  Selen, "Bizim yaşadığımız ülkede de yetkililer kitlesel ölümler, kitlesel yok oluşlar görmeden pek harekete geçmiyorlar. Diğerlerini çok münferit vakalar olarak algılıyorlar.  O yüzden rakam telaffuz etmek, yüzlerden hatta binlerden bahsediyor olmak belki onların da kulağını dolduruyordur diye düşünüyorum" diye konuştu.    'Toplum olarak kadınları sevmiyoruz'   Kadın katliamlarına kadın düşmanlığının neden olduğunu ifade eden Selen, şöyle devam etti: “Kadına yönelik nefret çocukluktan başlıyor. Kadınlarını seven bir toplum olduğumuzu düşünmüyorum. Bilakis kadınlarından korkan, nefret eden ve kadınlardan kurtulmaya çalışan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Gündelik hayatımızdaki bütün pratiklerde hemen hemen buna işaret ediyor. Çok küçük yaşlardan itibaren ya istenmeyen bir cenin oluyoruz, ya ailenin ücretsiz ev işçisi, ya ailenin gelir kaynağı, ya seks kölesi ya bakıcısı oluyoruz. Yani bu böyle devam edip gidiyor.”