Uluslararası Af Örgütü: Dünya daha tehlikeli bir hale geldi 2018-02-22 11:20:10   İSTANBUL -  Uluslararası Af Örgütü “2017’den 2018’e Dünyada İnsan Haklarının Durumu” başlıklı yıllık raporunu açıkladı. Raporda, dünyanın daha tehlikeli bir hale geldiğine değinilirken, Türkiye, Mısır ve Çin’in tutuklu gazeteci sayısının en yüksek ülkeler arasında olduğu belirtildi. Mülteci sorununda, ayrımcı ve şeytanlaştırma politikalarının arttığına vurgu yapılan raporda,  Türkiye'deki "sokağa çıkma yasakları", ihraçlar ve işkenceye dikkat çekildi.    Uluslararası Af Örgütü’nün 2017 yılındaki hak ihlallerine ilişkin hazırladığı rapor, İstanbul’da Aynalıgeçit’te düzenlenen basın toplantısı ile duyuruldu.  159 ülkeyi kapsayan ve insan haklarına dair yıllık bir değerlendirmenin yer aldığı raporun sunulduğu basın toplantısına Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Kampanyalar ve Savunuculuk Direktörü Ruhat Sena Akşener ile Uluslararası Sekreterya Kıdemli Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner katıldı. Toplantıda ilk olarak konuşan Ruhat, amacın ülkeleri birbiri ile kıyaslamak değil,  demokrasinin gelişimine katkıda bulunmak olduğunu belirtti.   Dünya ülkeleri açısından 2017’nin hak savunucuları için tehlikeli bir yıl olduğunu söyleyen Ruhat, dünyanın her yerinde çok ciddi acılara karşı insanların umut verici bir şekilde direnç gösterdiğini belirtti. Her yerde savaş suçları ve hak gaspları görüldüğünü söyleyen Ruhat, “2017 raporuna göre 2018’ine gelindiğinde insan haklarının pek de iç açıcı durumda olmadığını söyleyebiliriz. Toplumda artan ayrımcılık ve şeytanlaştırma politikasının da artmış olduğunu görüyoruz. Devletlerin güvenlik gerekçesi ile insanlara yönelik hak gasplarının arttığını görüyoruz” dedi.   En fazla tutuklu gazetesi sayısı: Türkiye, Mısır, Çin   Ayrıca ifade özgürlüğü açısından da çok riskli bir durumda olunduğunu söyleyen, en fazla tutuklu gazeteci sayısının Türkiye, Mısır ve Çin olduğunu belirtti. Ayrıca, raporun en önemli kısımlarından birinin mülteci sorunu olduğunu söyleyen Ruhat, Avrupalı ülkelerin de bu konuda yeterli sorumluluğu üzerlerine almadıklarını söyledi.  Ruhat,  2017 yılında dünyada nefret dolu ve ötekileştiren söylemlerin arttığına ve ayrımcılığı normalleştirdiğine de dikkat çekti. Ruhat, son olarak bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de umudu kaybetmeyeceğimiz bir dönem olduğunu belirtti.   ‘Gazeteciler mesleklerini yaptıkları için cezalandırılıyor'   Ardından söz alan Kıdemli Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner ise,   Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün baskı altında olduğunu söyledi. Andrew, özellikle OHAL ilanıyla birlikte gazeteciliğin zorlaştığını ve 180’den fazla medya kurumunun kapatıldığını söyleyen Andrew, 150’nin üzerinde gazetecinin tutuklandığını belirtti. Gazetecilerin 2016 yılında delil olmaksızın tutuklandığını söyleyen Andrew, 2017’de de sadece mesleklerini yaptıkları için cezalandırıldıklarını belirtti.   İlk kez Af Örgütü yöneticileri tutuklandı   Andrew, hak ihlallerine örnek olarak, Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma gösteren gazetecilerin tutuklanmasını, Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) kapatılmasını ve yöneticilerinin tutuklanmasını gösterdi. Andrew, “Aynı şekilde Türkiye tarihinde ilk defa, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser’in de bulunduğu 10 hak savunucusu hakkında uydurma ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamalarıyla dava açıldığı, savunuculardan sekizinin Temmuz’dan Ekim’e kadar tutuklu kaldığı bilgisine yer verildi.  Mahkemenin Taner Kılıç’ın davasıyla hak savunucularının davasını birleştirdiği bildirildi” dedi.   İşkence ve kötü muamele arttı   Kürdistan’da 2015 ve 2016 yılları arasında uygulanan sokağa çıkma yasakları nedeniyle evlerinden edilen 500 bin kişinin barınma ve geçim kaynaklarına erişim sağlanmadığını söyleyen Andrew, “Yetkililer bu kişilerin evlerine nasıl dönecekleri konusunda kapsamlı bir plan sunmadı. Ayrıca Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı sırasında evlerinden edilenler, tüm ilçeyi etkileyen kentsel dönüşüm planı kapsamında tahliyeye zorlandı ve ikinci defa evlerini kaybetti” dedi. Andrew, Ankara’da da LGBTİ film festivallerinin ve etkinliklerinin yasaklanması da rapora girdiğini belirtti.  Çok sayıda işkence ve kötü muamele olduğunu da belirten Andrew, Türkiye’nin işkenceye karşı bir rapor hazırlamak istememesinin bunun engellenmek istenmediği anlamına da geldiğini söyledi.  OHAL’in insan hakları ihlalleri konusunda zemin hazırladığına da vurgu yapıldı.   Baskıların 2016’da başladığını söyleyen Andrew, 2017’de de baskıların artarak devam ettiğini vurguladı.   Raporda Türkiye ile ilgili öne çıkan ihlaller şöyle sıralandı:    *Türkiye’de işkenceler raporlanmıyor .   *Türkiye’de cezasızlık oturmuş geleneksel bir sorun.   *Türkiye’de yaşam hakkı ihlalleri arttı ve bu şikayetler etkin olarak soruşturulmadı. 34 vaka AİHM’e taşındı.   *Türkiye’de ihraçlar devam etti.  107 bin kamu çalışanı işten çıkartıldı. İhraçlar konusunda çözüm bulunmadı.   *Türkiye’de hakim ve savcılar kolluk kuvvetlerinin uyguladığı işkenceye sessiz kaldı.   *Sokağa çıkma yasağının bölgelerden binlerce insan yerinden edildi. İnsanlar evlerine mahallerine geri dönemedi.   *Türkiye’de mülteciler sağlığa ve barınma hakkına erişemiyor.   Öte yandan Uluslararası Af Örgütü, konuya ilişkin bir açıklama da Washington'da yaptı.  Raporda, dünyadaki birçok ülkede ayrımcılığın olağan hale geldiği vurgulanırken, Myanmar'daki Rohingyalara uygulanan zulmün, azınlıkların bilinçli olarak dışlanmasının nasıl "ağır insan hakları ihlallerine" yol açtığını gösteren korkunç bir örnek olduğu kaydedildi.    Özgürlüğün kısıtlanmasına eleştiri   Raporda, birçok ülkedeki "fikir, toplanma ve gösteri özgürlüğünün kısıtlanması veya hukuk devletinin getirdiği teminatların hiçe sayılması" girişimleri eleştirildi. Macaristan'da hükümeti eleştiren grupların "yabancı ajan, casus ve devlet düşmanı" olarak etiketlendiğini, Polonya'da ise hükümetin "yargı, sivil toplum kuruluşları ve medyanın polis denetimine girmesi için girişiminin sürdüğü" kaydedildi.   Hak savunucularına açılan davalarda artış    Raporda, Türkiye'deki gözaltı ve yargılama süreci de eleştirilerek, "keyfi, uzatılmış ve cezalandırma amaçlı gözaltılar ile adil olmayan yargılamaların" gündemin bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan Uluslararası Af Örgütü Almanya Genel Sekreteri Markus Beeko, bu durumun Türkiye'nin şu anda bir hukuk devleti olmaktan ne kadar uzak olduğunu gösterdiğini savundu.   'Uluslar arası toplum seyirci kaldı'   Katledilen ve tutuklanan insan hakları savunucularının sayısındaki artışa, yeni çıkarılan kanunlarla sivil toplumun haklarında yapılan kısıtlamalara, dini ve etnik azınlıklara yönelik tehditlere dikkat çekilen raporda, uluslar arası toplumun tüm bunlara seyirci kaldığı belirtildi.    27 ülkede 312 hak savunucusu katledildi   Öte yandan geçtiğimiz yıl 27 ülkede en az 312 insan hakları savunucusu katledildi. Bunun 2016 yılına oranla belirgin bir artışa işaret ettiğine dikkat çekildi. BM'de geçen yıl sadece Kolombiya'da yaklaşık yüz insan hakları savunucusunun katledildiğini öne sürüyor.