‘Reyting uğruna haber yapmaları gazetecilik sorumluğu ile bağdaşmıyor’ 2018-03-03 12:23:54           DİYARBAKIR - Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İHD Diyarbakır şubesi Kadın komisyonu, DHA’nın, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde zihinsel engelli F.’nin 13 Haziran 2014-21 Mart 2015 tarihleri arasında 86 erkeğin sistematik cinsel istismarına maruz bırakılan ve 22 kişinin yargılandığın davayı dün haberleştirmesine dair yazılı açıklama yaptı. Haberin çocuğun hayatını riske atma pahasına zamansız bir şekilde muhataplarından bilgi alınmadan sırf reyting uğruna haber yapıldığı belirtilerek, bunun gazetecilik sorumluluğuyla bağdaşmadığı vurgulandı.   Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Hakları Komisyonu, DHA’nın Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde Zihinsel engelli F.’nin 13 Haziran 2014-21 Mart 2015 tarihleri arasında 86 erkeğin sistematik cinsel istismarına maruz bırakılan ve 22 kişinin yargılandığın davayı haberleştirmesine dair yazılı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, cinsel istismara maruz bırakılan çocuğun hayatının riske atma pahasına zamansız bir şekilde ve muhataplarından bilgi almadan sırf reyting uğruna haber yapmalarını gazetecilik sorumluluğu ile bağdaşmadığı vurgulandı. Açıklamada kadın komisyonları olarak, basın özgürlüğünün önemine inandıklarını, kin, nefret ve şiddete teşvik içermeyen her fikrin topluma ulaştırılmasından yana oldukları aktarıldı.    ‘Çocuğun can güvenliği hala bulunuyor!’   Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Soruşturma aşamasında soruşturmanın gizliliği, kovuşturma aşamasında ise mahkemenin çocuğun yüksek yararı gereği aldığı yayın yasağı kararı uyarınca kamuoyu bu vaka hakkında bilgilendirilememiştir. Soruşturmanın başladığı ilk günden bugüne kadar kurumsal olarak çocuğa destek sunarak hem adaletin tecelli etmesi için hukuki mücadele vermekte, hem de çocuğun yaşadığı ağır travmanın etkilerini minimalize etme gayretindeyiz. Yine yaşanılan olayın adli mercilere intikal etmesiyle, çocuk ve annesi şüpheli ve sanıkların yakınları tarafından ciddi baskı ve tehditlere maruz kalmış, çocuk hakkında mahkeme tarafından bakım tedbiri uygulanarak, koruma altına alınmıştır. Çocuk koşulların yetersizliği nedeniyle en son yerleştirildiği yurtta kalmayı reddetmekte ve hala can güvenliği tehlikesi yaşamaktadır.”   ‘Voice of Amerika, Jin News ve BBC Türkçe çocuğun yararını gözetti’   Çocuğun bundan sonraki yaşamında güvenli bir yere yerleştirilmesi hususunda çocuk hakları alanında çalışan kurumlarla görüşmeler yaptık. Görüşmeler sonucu hem çocuğun can güvenliğini sağlayabilecek hem de çocuğa psikolojik destek sunabilecek ve bu alanda uzman olan kişilerin kabulü ile kısa süre içinde çocuğu güvenceye aldıktan sonra bu tür davaların en önemli ayağı olan basın kanadını aktif işlemeyi hedefledik. Hatta bu davayı başından beri takip eden Voice of Amerika, BBC Türkçe ve Jin News gibi ajanslar davanın haberini hazırlamalarına rağmen çocuğun vekilleri olarak tarafımızdan aldıkları görüş ve çocuğun menfaati gereği haberi yayınlamayı ertelemişlerdir.   ‘DHA uyarımıza rağmen haberi geçmiştir’   Maalesef, 2 Mart 2018 tarihi itibariyle DHA muhabiri davayı doğrudan takip etmediği halde, mağdur çocuğun can güvenliğine dair tüm tehlikelerin farkında olup dava avukatları olarak bu aşamada haber yapmaması yönündeki uyarımıza rağmen istismar vakasını sosyal paylaşım sitelerinde yayınlayarak, tüm basın kanallarında haberin hızlıca yayılmasını sağlamıştır. Dava dosyasında herhangi bir yayın yasağı olmadığı için bu olaya ilişkin haber yapmalarında kanunen bir sakınca bulunmamaktadır. Fakat gazetecilik meslek etiği ve cinsel istismara maruz bırakılan çocuğun hayati tehlikesinin devam etmesi nedeniyle bu olayın haber olarak işlenmesini öncelikle zamansal olarak yanlış bulmaktayız.”    ‘Davanın takipçisi olan örgütlü kadın ayağı görünmez kılınmıştır’   Diğer taraftan davaya ilişkin can güvenliği tehlikesini bilmesine rağmen bu hassasiyetin gözetilmemesi, bu davayı başından beri takip eden kadın avukatlardan görüş alınmadığının altının çizildiği açıklamada, davanın takipçisi olan örgütlü kadın mücadelesinin görünmez kılındığı belirtildi. Diyarbakır’da ilk defa bir istismar davasında müdahillik talebinde bulunan tüm kurumların (İHD, Baro’nun KHDUM ve Çocuk hakları komisyonu) davaya müdahilliklerine mahkemece karar verilmesi gibi hususlara yer verilmediği dile getirilirken, bunun gazetecilik etik değerleri ve sorumluluğu ile bağdaşmadığına vurgu yapıldı.   ‘Haberin ‘Sansasyonel’ kısmı anlatıldı’   Haberin veriliş tarzına ve diline bakıldığında davanın eril bir dille, sadece “sansasyonel” kısmı alıntılanarak yayınlandığına dikkat çekilen açıklamada, böylece bahsi geçen ajans ve muhabir nezdinde bu davanın yalnızca magazinselleşmiş halinin haber değeri taşıdığı anlaşıldığının altı çizildi.    Davanın geçmişi   KHK ile kapatılan JINHA’nın ortaya çıkardığı habere göre, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 13 Haziran 2014-21 Mart 2015 tarihleri arasında 86 erkeğin sistematik cinsel istismarına maruz bırakılan F.’nin şikayeti üzerine 60 erkek hakkında soruşturma açılmış, daha sonra 10 erkek tutuklanarak haklarında iddianame hazırlanmıştı. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında, F.’nin sağlık raporlarında darp izleri bulunurken, sistematik cinsel istismar anlatıldı. 17 Ocak 2017 tarihinde görülen davanın ilk duruşmasının ardından Şubat ayında aralarında AKP’nin Kulp Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Kara’nın da bulunduğu 11 kişi daha tutuklandı. Aynı zamanda davaya yayın yasağı getirildi.   28 Mart tarihinde görülen davanın ikinci duruşmasına sanıklardan sadece ilk tutuklanan gruptaki 10 kişi hazır edildi. SEGBİS üzerinden ifadesi alınan F. ise, emniyetteki ifadesini tekrarlayarak 10 sanığın kendisini istismara maruz bıraktığını ve şikayetçi olduğunu beyan etti. Davanın üçüncü duruşmasında F.’nin avukatları dosyaya daha sonra eklenen 11 kişi hakkında F.'nin ifadesinin alınmadığını, bu nedenle sanıklar hakkında talep edilen tahliye taleplerinin reddedilmesi gerektiğini dile getirdi. Avukatlar, sanıkların tahliye olması halinde F.'ye ulaşıp vereceği ifadeye dönük etkide bulunabileceğini vurguladı. Sanıkların F.’nin ifadesinde etkide bulunabileceği yönündeki kanaatine rağmen 12 sanık tahliye edildi. Davanın son celsesinde ise tutuklu bulunan 9 erkek de tahliye edilerek, tutuklu kimse bırakılmadı.