Eren Keskin: Türkiye'de sosyalleşmeden en uzak kesim yargıdır 2018-03-10 16:21:32   ŞIRNAK - Eğitim Sen tarafından Cizre'de gerçekleştirilen 8 Mart panelinde konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, yargının kadına yönelik şiddet ve istismar davalarında yaptığı ceza indirimlerine tepki göstererek, "Türkiye'de sosyalleşmeden en uzak kesim yargıdır" dedi.    Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylem ve etkinlikleri kapsamında Şırnak'ın Cizre ilçesinde panel düzenlendi. Eğitim Sen Cizre Şubesi'nde yapılan panele İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Necla Şengül, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Aycan İrmez ile partililer, Türk Tabipler Birliği (TTB) üyesi sağlık emekçileri, eğitim emekçileri ve avukatlar katıldı. Salonda, "Jin jiyan azadî", "Jinên azad, civaka azad", "Fıtratımızda direniş var itaat etmiyoruz" ve "Zıkkımın kökü dolapta, isyan sokakta" yazılı pankartlar asıldı.   'Türkiye'nin ideolojisi soykırımdan oluşuyor'   İlk olarak konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, kadınların bölgede yaşanan çatışmalı ortama rağmen bir araya gelmesinin önemli olduğunu ifade etti. Kadınlar olarak 90'lı dönemlerin en ağır koşullarını yaşadıklarının altını çizen Eren, yaşadıkları coğrafyada tüm hak ihlallerini konuşmaya 1915'ten başlamanın gerekli olduğunun altını çizdi. Eren, "Türkiye'nin ideolojisi soykırımdan oluşuyor. Cumhuriyetten bu yana yaşanan bütün ihlaller ağır oldu. İnsan Hakları savunucuları olarak gençlik yıllarımızla ihlallerle tanışmaya başladık. Gerçekten inanılmaz olaylar yaşadık. Halk daha ağır bir şekilde yaşadı. O dönem ile bu dönemi karşılaştırdığımızda, 90'larda bir görünür devlet ve bir de başka devlet vardı" dedi.     'Kadınların mücadelesi sonucu cinsel saldırı suç olarak kabul edildi'   Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana kadına yönelik cinsel saldırıların yaşandığını ve bunun hiç bir dönem insanlığa karşı suç olarak kabul edilmediğinin altını çizen Eren, kadınların mücadelesi sonucunda cinsel saldırıların insanlığa karşı suç olarak kabul edildiğine vurgu yaptı. Eren, İHD'nin kurulmasının ardından yaşanan hal ihlallerine karşı başvuru yapılması için çağrılar yaptıklarına değinerek, bu çağrı doğrultusunda çok sayıda başvuru aldıklarını söyledi. Eren, "Kadınlar çok sayıda başvuruda bulundu ve bunların başında cinsel saldırı geliyordu. En çok başvuru ise Musa Çitil'in komutanlık yaptığı Mardin bölgesinden geldi" diye konuştu.    'Umutlu olmak zorundayız'   "Umutlu olmak zorundayız. Bu toplantımız da umudun bir göstergesi" diyen Eren, konuşmasını şöyle sürdürdü: "O döneme kadar yaşanan bütün işkenceleri biliyorduk. 90'larda gözaltına alınan her kadın cinsel tacize uğruyordu. Ve kadınlar bunun travmasını yaşıyor. En önemli sorunlardan biri ise, kadınların katledilmesidir. Uzun bir dönem namus nedeniyle yapılan cinayetlerde indirim uygulanıyordu. Bu nedenle kadın katliamları politiktir. Bu coğrafyada erkek egemen yargı var ve bu bakış açısını devletten ayırmak mümkün değil. Kadınların mücadeleleri sonucunda yasada değişiklik oldu. Cinsel taciz yasalarda yer aldı."   'İstismar yargı yoluyla meşrulaştırılmaya çalışılıyor'   Cinsel işkencenin belgelenmesinin son derece zor olduğunu ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna bağlı olduğunu dile getiren Eren, çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddetin de yargı yoluyla meşrulaştırıldığına dikkat çekti. Trans kadınlara yönelik saldırılara da dikkat çeken Eren, "Kadınların trans bireylere sahip çıkması gerekiyor. Çünkü translar, yolda yürürken bile saldırıya uğruyor ve cezaya maruz kalıyor. Kabahatler Kanunu'nun 'Çevreyi kirletme' maddesine göre cezai işleme maruz kalıyorlar" diye ifade etti.   'AKP kadına dönük saldırı dilinden vazgeçmedi'   Ardından konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Ayketin Aydoğan ise, AKP'nin 15 yıldır hiç şaşmayan cinsel politikalarının olduğunu hatırlattı. AKP'nin kadına yönelik saldırı dilinden hiçbir zaman vazgeçmediğine dikkat çeken Feray, "Erdoğan'ın kadınlara yönelik sarf ettiği cinsiyetçi söylemler son derece ideolojiktir. Faşist ideolojinin gelişmesindeki en büyük etken kadına yönelik saldırılardır" ifadelerini kullandı. Feray, çocuklara yönelik şiddet ve çocuk yaşta evlendirilmedeki artışa işaret ederek, bunun nedenini ise İmam Hatip okullarına bağlı olduğunu kaydetti.   'Yeni müfredat farklı inançları ötekileştiriyor'   Eğitim sisteminde yapılan müfredat değişikliğinin cinsiyetçi öğeler üzerinden yapıldığını ifade eden Feray, "Yerli ve milli olarak ifade edilen ne varsa, yeni müfredat bunlar üzerinde inşa edildi. Türk İslam sentezi dediğimiz her şey müfredatın içerisinde var. Farklı inançları ötekileştiren her şey var. Bazen açık bazen örtülü bir şekilde bunlar tüm ders kitaplarında yer alıyor. Kitaplardaki ifadeleri söylemekten imtina ediyorum. Önümüzdeki dönemin eğitim hattı açısından önemli bir mücadele dönemi olduğunu söyleyebiliriz. Israrla eğitimde iktidar olamadığını kendi sözleri ile deklere ediyor" diye belirtti.     'Devlet itaat etmeyenlere karşı zor kullanıyor'   SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden de, kadınların 8 Mart'ta Cizre'de olmanın anlamlı olduğunu belirtti, Cizre'nin zora, zulme, baskıya karşı direniş tarihi olduğunun altını çizen Gönül, "Tüm engellemelere rağmen Cizre'de olmak, her şeyi özetliyor. 15 yılık AKP iktidarı, her alanda yaptığı değişim ve dönüşümü, yaşamımızın her alanında yaşıyoruz. İktidarın kadınlara dönük politikaları, AKP'nin gitmesiyle bitecek politikalar değil. AKP ile başlamadı, ancak bu iktidarlar politikasıdır. Devletin genetik kodlarında cinsiyetçilik, biat, itaat var ve buna uymayanlara karşı zor ve zulüm var" diye konuştu.   'Kadınlar 8 Mart ruhuyla Newroz'a gidiyor'   Kadınların kamu alanında verdiği mücadeleye dikkat çeken Gönül, "İktidar en çok kadınlardan korkuyor. Ama en çok direnen kadınlardır. OHAL sürecinde de bunu bir kez daha gösterdi. En saldırgan dönemde yasalar kadınların direnişi sonucunda değişmiştir. Kadınlar inatla sokaklarda barış mücadelesini sürdürmeye devam etmiştir. İktidarın ısrarla nefes aldırmadığı bir dönemde, kadınlar 8 Mart ruhuyla Newroz'a gidiyor. Umudu korumalıyız" diyerek konuşmasını sonlandırdı.   Panel, soru-cevap bölümü ardından sona erdi.