'Kadınlar travmatik süreçlere karşı dayanışma ağı kurmalı' 2018-03-11 09:01:06   Duygu Ciniviz   DİYARBAKIR - Kadın ruh sağlığının kadınların yaşam hakkı çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyleyen SES Diyarbakır Şube Kadın Sekreteri Rozerin Çatak, travmatik süreçler karşısında kadınlara dayanışma çağrısı yaptı.   Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şube Kadın Sekreteri Rozerin Çatak, hem bölgede yaşanan savaş durumu hem de Türkiye'de artan şiddet ortamıyla bir kez daha gündeme gelen savaşın kadın ve toplum psikolojisi üzerinde yarattığı etkilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2015 yılında özyönetim direnişleriyle beraber bir nevi şehir savaşları yaşandığına değinen Rozerin, "Yüzlerce insan üç ayı geçen sürede evlerinden çıkmadı günlerce. Elektriksiz, susuz günlerce bombardıman altında yaşamlarını idame ettirmek için direndiler. Darbe girişimi ve sonrasında ise sivil darbe konsepti devreye konuldu ve bölgede bir sıkıyönetim devreye girdi" hatırlatmasında bulunarak bu süreçte travma yaşandığını kaydetti.    'Travmatik sonuçlar doğdu'   Rozerin, özellikle kadınlar ve çocukların süren savaştan ciddi anlamda etkilendiğini ifade ederek, psikolojik olarak ciddi travmalar yaşandığını belirtti. Kadınlardan bazılarının psikologlara başvurduğunu söyleyen Rozerin, "Bazıları ise farklı örgütlenme alanlarında mücadelelerini sürdürüyorlar. Sur nezdinde değerlendirecek olursak orada en büyük travmayı çocuklar yaşadı. Yaşam alanlarının boşaltılması, yıkılması, mahalle kültürünün yok edilmesi travmatik sonuçlar doğurdu. Nitekim Sur'dan zorunlu olarak çıkan aileler yeni yerlere alışmakta, orada yaşamlarını sürdürmekte zorluklar yaşıyor" dedi.   'Başvuru yapacak kadın kurumu bırakmadılar'   Rozerin, OHAL ile birlikten kadınlar başta olmak üzere Diyarbakır halkının açık cezaevi sürecini yaşadığını vurguladı. Rozerin, "Çünkü kadınların haklarına ciddi anlamda bir baskı var, kadınlar evlerine kapatıldı ve eşlerinin, abilerinin, babalarının baskısına maruz kaldı. Göçe zorlanan yurttaşlarda ise ekonomik, kültürel sorunlar ile dayanışma eksikliği yaşıyor. Kliniklere başvuru sayısı giderek artıyor, kadınlara yeterli destek verilmiyor. Bunun sebebi de belediyelere atanmış kayyımların birçok kadın kurumunu hedef alarak işleyişlerini engellemeye çalışması. Kadınların başvuracağı hiçbir kurum ve kuruluşun kalmaması bu sorunu daha da derinleştiriyor" diye belirtti.   'Cinsiyetçi söylemler'   Sur gibi benzer süreçlerin Nusaybin, Şırnak, Cizre'de de devreye konulduğunu hatırlatan Rozerin, cinsiyetçi söylemlerle kadınlara psikolojik şiddet uygulandığını vurguladı. Rozerin, "Cizre'de şehir savaşları sürecinde duvarlara yazılamalar ve cinsiyetçi söylemlerde bulunulmuştu, kadın pedi teşhir edilmişti. Yine o dönemde eve giren özel timlerin 'Biz yıllardır çalışıyoruz hiçbir şey alamıyoruz. Bunların her şeyi var' deyip evdeki her şeyi balyozlarla kırması ve eşyaları döküp özellikle kadınların tüm ziynet eşyalarına el koyması kabul edilebilir değil" ifadelerini kullandı.   'Saldırılar karşısında yan yana gelelim'   Sistematik saldırılar karşısında kadınları yan yana gelerek mücadele etmeye çağıran Rozerin son olarak, "Ben Cizreli kadınlardan şunu gözlemledim; kadınlar bu sistematik saldırılar ve travmatik süreçlerden geçerken aynı zamanda yine sokaktaydı. Çünkü kadınlar savaşın etkilerini, travmasını atlatmak, yaralarını sarmak için aralarında dayanışma kültürü oluşturmuştu. Bu sebeple kadınlar olarak saldırıları boşa çıkarmak ve yaralarımızı sarmak için dayanışma ruhunu büyütmeliyiz" dedi.