Alin Taşçıyan ile Pazar sohbeti: Daha fazla zengine değil daha fazla kadına ihtiyacımız var 2018-03-11 09:04:04   Evrim Kepenek   İSTANBUL - Kadınların tarih boyunca sosyal ve profesyonel hayattan uzak tutulmak istendiğine dikkat çeken sinema eleştirmeni Alin Taşçıyan, "Sinemada da gazetecilikte de, özetle hayatın her alanında kadınlar olarak eşitlik talebinden vazgeçmeyeceğiz" diyor. Dünyanın kadın emeği üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken Alin, "Dünyanın daha fazla zengine değil, kadına ihtiyacı var" diyor.    Burjuva kültürünün üst salonlarında üretilen "Kadınlar çiçektir" sözüne sokağın verdiği "Kadın kadındır, çiçek babandır" yanıtı fazlasıyla karşılık buluyor. Tıpkı sinema eleştirmeni Alin Taşçıyan'ın sinema ve sinemadaki kadın emeği ile ilgili kurduğu bağ gibi. Tarih boyunca kadının emeğinin hayatın her alanında yok sayıldığına dikkat çeken Alin, "Kadın emeği olmasa dünya ayakta duramaz" diyor.   Alin, sinema eleştirmenliği, Türkiye'deki özgürlükler ve kadın sineması üzerine ajansımıza konuştu.    Sinema eleştirileri yazmaya nasıl başladınız?   Milliyet'te kültür sanatta muhabirlik yapıyordum. Bana "Sinema yaz" diye öneri gelince, ben de korktum. Çünkü Yeni Yüzyıl gazetesi açılmış ve Atilla Dorsay oraya geçmişti, ondan sonra yazı kaleme almak korkutucuydu. Üniversiteden hocalarıma sordum, sonra Sevin Okay ile görüştüm. Herkes beni destekleyince sinema sayfasının editörü gibi oldum. 8 ay bu böyle devam etti. Sonrasında da yazılar gelmeye başladı.     Sinemaya bir eleştirmen gözü ile bakarken nelere dikkat ediyorsunuz?   Profesyonel olarak film izlemeye başlıyorsunuz önce. Öncelikle çok iyi konsantre olmak gerekiyor. Bazı filmlerde hikâye sizi alıp götürüyor, kimi filmde görsellikten etkileniyorsunuz. Sanatta biçim ve içeriğin eşleşmesi önemlidir, sinemada da öyle kuşkusuz. Buna da dikkat ediyorum. Ben bunlara dikkat ediyorum. Ancak bunlar kişiden kişiye değişebilir. Bunun bir formülü olduğunu düşünmüyorum.   Türkiye'deki kadın yönetmenlerin filmlerini nasıl buluyorsunuz?   Kadınlar üretkenler ancak görünür değiller. Filmmor gibi festivaller sayesinde kadınların filmlerinden daha çok haberdar oluyoruz. Geçtiğimiz yıl Kültür Bakanlığı 159 filmi desteklemiş. Sadece üçü kadın yönetmenin filmi. Önce buraları irdelemek gerekiyor.   Kadın sinemacıların görünür olmaması sorunu…   Bu bir tarihi mesele. Tarih boyunca kadınlar her alanda bastırıldığı gibi sinemada da bastırılmış. Kadınlar tarih boyunca, eve, çocuk bakımına hapsedildi, sosyal hayata, profesyonel hayata katılımları engellendi. Dünyadaki yemeklerin yüzde 80'ini kadınlar yapıyor. Kadınlar olmazsa dünya aç kalır. Bunlar bilimsel veri. Bu kadınların emeği, sömürülen kadınlar olmazsa, dünya ayakta duramaz. Piramit var ya hani,  çok zengin ve yönetici erkekler var piramidin üstünde. Piramidin tepesini tıraşlarsanız dünya yerinde kalır, piramit yerinde durur ama kadınlar olmazsa dünya yerinde duramaz. Dünyanın daha fazla entelektüele, daha fazla zengine ihtiyacı yok, dünyanın daha fazla kadına ihtiyacı var. Kadınların eğitim almaya başlaması da çok geç bir süreç. Kadınlar demokrasiye, eğitim hayatına geç katılmışlardır. Bütün bu süreçte her şeyden mahrum bırakılınca sinemaya da yansıyor. 21'inci yüzyılın olayı sinema olsa da, kadınların varlığı ile yükselişi ile sinemadaki yükselişleri ters orantı içeriyor.   Kadın oyuncuların sayısı fazla, yönetmenlerin sayısı az…   Kadın bedeni arzu nesnesi olarak sunuluyor, filmlerde kadın oyuncuları bu şekilde sunuyorlar. Sinema için, erkekler için erkekler tarafından yapılan bir sanattır derler ya. Türkiye'deki ataerkil yapı, eril yapı çok saldırgan. Bu nedenle de Türkiye'deki kadınlar sinemada daha geç başladılar yönetme işine, yapım işine. Oyunculukta daha fazla geliştiler. Evet bir sürü kadının bir sürü şansı var, bir sürü ülkeden daha iyi olabiliriz ama katılım açısından asla yeterli değil. Kadınlar sayıca azaldığından, yeterince temsil edilemediklerinden, halen suyun başını erkekler tuttuğundan bu işte kadınlar geri kalıyor. Zaten Kültür Bakanlığının seçici kurulunda hep erkekler var. Bu da seçim sonuçlarına yansıyor. Biz eşitliği sistemin içinden sağlarsak geriye kalan eşitlik de öyle gelir. Kadınların yazdığı projeler yeterli nitelikte değilse onu da irdelemek lazım. Hangi eksiklikten neden eksik diye bakmak lazım.  Zaten devlet yapısı kadına dost bir yapı değil. Dolayısıyla çok beklentimiz olamaz, biz eşitlik talebinden vazgeçemeyiz, sinemada da gazetecilikte de her alanda eşitlik talebinden vazgeçemeyiz.   'Kürt'e Kürt diyemiyorduk'   Türkiye'deki özgürlükleri nasıl tanımlıyorsunuz?    Özgür bir ülkedeydik de sanki özgürlükler bir anda yok oldu demek yanlış, çünkü zaten Kürt'e Kürt diyemiyorduk, Ermeni'ye Ermeni diyemiyorduk. 1940'lardan iyiyiz diyen varsa kendisini kandırıyor, gerideyiz derse yine kendini kandırıyor. Türkiye şöyle bir ülke. Zaman zaman bazı ilerlemeler oluyor, militarist yapıdan, eril yapıdan biraz esneklik sağlanıyor ama sonra yine fabrika ayarlarına dönüyor. Maalesef bu böyle. Bir kere sağlıklı bir tartışma ortamı yok. Bu durumda nasıl bir özgürlük tanımlaması yapabiliriz?   Peki, sinema izleyicilerine hangi filmleri önerirsiniz?   Ben genel olarak bu türlü öneri listelerine çok ılımlı bakmıyorum. Ama illa bir liste istersen mutlaka dönem filmlerini izlemek gerekir diye düşünüyorum. 1920'lerin filmlerini izleyin, sinemaya ses gelmeden önceki filmleri izleyin mutlaka. Çünkü şimdiki o gürültünün olmadığı yerde görüntülerle, ışıkla görsel şölene tanık olun isterim. Bütün Rus avangartlarını, Alman dışavurumlarını önerebilirim.   'Sinema salonları için anma töreni düzenleyebiliriz'   Son olarak ne eklemek istersiniz?   Teknolojiyi seven ve takip eden bir insanım ama sinema sinemada izlenir unutmamak lazım. Bir salona girmek, görkemli perdenin açılması, sessizlik başlaması sonra yüksek sesle filmin başlaması, benim gibi bizim kuşak için sinema salonunun önemi bambaşka. Mesleğim gereği online çok film izliyorum ama hiçbiri sinemanın yerini tutmuyor. Unutamadığım sinema salonları var, Tünel'den başlayıp Şişli'ye kadar uzanan yol boyunca,  Emek, Lale, Konak, eski Atlas daha adını sayamadığım onlarca sinema salonu için o yol üzerinden bir anma töreni düzenleyebiliriz.