Züleyha Gülüm: Tutsakların duyuramadıkları sesi olmalıyız 2018-10-07 09:10:50   İSTANBUL - HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerek, "İnsan hakları ihlallerine karşı yapmamız gereken en önemli nokta tutsakların duyuramadıkları sesleri olmalıyız.Bu anlamıyla tüm baskılara karşı ortak bir ses çıkartmanın örgütlenmesi gerekiyor" dedi.    Türkiye ve Kürdistan’daki cezaevlerinde tutsaklara yönelik hak ihlallerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bunlardan biri olan Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde de tutsaklar birçok hak ihlaliyle karşı karşıya kalıyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Düzce T Tipi Cezaevi’ndeki tutsakların maruz bırakıldıkları duruma ilişkin ailelerden aldıkları bilgiler ve yaptıkları ziyarette edindiği bilgileri aktardı.   ‘Saldırılar cezaevi müdürünün talimatıyla gerçekleşiyor’   Cezaevinde ağır saldırıların gerçekleştiğini söyleyen Züleyha, tutsaklardan edindiği bilgiye göre saldırıların direkt cezaevi müdürünün talimatıyla gerçekleştiğini kaydetti. Tutsakların 4 gün boyunca süngerli odada işkence gördüğünü belirten Züleyha, "Bunun sonucu olarak da idrarda kan ve öksürük gibi sonuçlar oluşmuş. Cezaevi doktorunun dışında başka bir tedavi görmedikleri için tam olarak ne gibi bir sağlık sorunu yaşandığı bilinemiyor. Tutsakların cezaevi dışında bir doktora gitmesi engelleniyor. Dolayısıyla delillerin karartılması durumu ortada" diye konuştu.   Tutsakların baskı altına alınmayan bir doktor tarafından muayene edilmesi gerektiğini vurgulayan Züleyha, "Cezaevi içinde saldırıyı gerçekleştiren gardiyanlarla birlikte yapılan müdahalede ne doktorun bağımsız bir rapor vermesi mümkündür ne de tutsakların doktora yapılanları anlatma şansı mümkündür. Doktorun hastayı hukuken de yalnız muayene etmesi gerekir" dedi.   'Kamuoyu oluşması gerekiyor'   Tutsakların kamuoyundan destek istediğini söyleyen Züleyha, "Dört duvar arasındalar. Onların yapabilecekleri şeyler çok sınırlı. Bu insan hakları ihlallerine karşı dışarının ses çıkarması gerekiyor. Cezaevindeki insanların haklarını isteyebilecek mekanizmaları yok. Dışarıdakilerin yoğun bir şekilde kamuoyu oluşturması gerekiyor" ifadelerini kullandı.   İçme suları bile kirli veriliyor!   Züleyha tüm cezaevlerinin yoğun bir baskı altında olduğuna dikkat çekerek, özellikle siyasi tutsaklara yönelik baskının olduğunu dile getirdi. Adli tutuklular üzerinde de farklı bir baskı oluştuğuna değinen Züleyha şöyle devam etti: “Koğuş ağalarının olduğu, iktidar ilişkilerinin kurulduğu adli koğuşlar var. Sadece adli koğuşlarda kaygılarından dolayı yaşananlar dışarıya yansımıyor. Her gün bize cezaevlerinden şikayetler geliyor. En son ki aldığımız şikayette Şakran Cezaevi'nde musluk sularının kahverengi aktığı bilgisi geldi. Tutsakların vücutlarında ciddi iltihaplı yaralar var. Birçok cezaevinde içme sularının kirli verildiğini duyduk. Bu tesadüf değil, bir bütün olarak özellikle siyasi tutsaklara yönelik iktidarın baskıcı politikaları söz konusu. Cezaevlerindeki uygulamalar da tıpkı dışarıdaki uygulamalar gibi bir sindirme aracı olarak kullanılıyor."   'Yapmamız gereken onların çıkartamadığı sesi çıkartmak'   Züleyha son olarak şunları ifade etti: “Bizim yapmamız gereken şey onların çıkartamadığı sesi çıkartmak olmalıdır. Bugün oradaki hak ihlaline ses çıkarmadığımızda başka yerdekine ses çıkartacak halimiz kalmayabilir. Bu anlamıyla tüm baskılara karşı ortak bir ses çıkarmanın örgütlenmesi gerekiyor."