Emekçiler: Mevcut yönetimler rant politikaları üretiyor 2018-12-14 14:59:02   İZMİR - Yerel seçim öncesi İzmir’de bulunan meslek odaları ve emek örgütleri ortak bir açıklama yaparak, tüm partilerden aday belirlerken bekledikleri kriterleri açıkladılar. Açıklamada, var olan yönetimlerin rant politikaları ürettiği vurgusu yapıldı.   İzmir’de bulunan meslek odaları ve emek örgütler i ‘Nasıl bir yerel yönetici, nasıl bir kent istiyoruz’ sorusunu yanıtlamak üzere İzmir Barosu Toplantı Salonunda basın açıklaması düzenledi. Toplantıya İzmir Barosu, İzmir Diş Hekimleri Odası, İzmir Serbest Muhasebeci  Mali Müşavirler Odası, İzmir Tabip Odası, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Disk Ege Bölge Temsilciliği, KESK İzmir Şubeler Platformu temsilcileri katıldı. Basın açıklamasını İzmir Barosu Genel Sekreteri Perihan Kayadelen okudu.   Kim belediye başkanı olsun sorusundan çok ‘Nasıl bir kent yönetimi istiyoruz’ sorusuna yanıt aramanın daha doğru olduğunu söyleyen Perihan, AKP iktidarının 16 yıllık geçmişi süresince sürdürülebilir olmayan rant politikalarının ekonomik kriz yarattığını söyledi. Bu süre zarfında doğal yaşam alanlarında geri dönülmez zararlara yol açıldığını söyleyen Perihan “Yakın zamanda İzmir ve çevresine ilişkin rant projeleriyle, İzmir’in doğal yaşam alanları yapılaşmaya açılarak, kent ve çevresinde paraya dönüştürülecek ne kadar alan varsa, sonuçlarına bakılmaksızın enerji yatırımları (JES, RES, Termik Santraller vb.), taş ocakları, altın, nikel vb madencilik çalışmalarıyla plansız bir şekilde yok edilmeye çalışılıyor” dedi.    ‘Seçim sürecinde  sadece aday üzerinden değil, demokratik belediyecilik savunulmalı’   Kentlerin, doğal yaşam ve tarım alanlarının, ormanların yanı sıra kent dokusunun ve Kent Kültürünün de gelecek kuşaklara aktarılacak biçimde korunması için demokrasi ve hukuk çerçevesinde mücadele ettiklerini söyleyen Perihan İzmir’deki mevcut yerel yöneticilerden yeterince destek alamadıklarını söyledi. Yerel yöneticilerin İzmir’i yaşanmaz hale getirecek politikalara itiraz etmemesinin kaygı verici olduğunu söyleyen Perihan “Kentleşme politikalarında demokratik yöntemlerden uzak, bilimden ve hukuktan yana olmayan proje ve planlarla karşı karşıya kaldığımızı da üzülerek eklemek zorundayız. Mevcut siyasal atmosfer koşullarında sadece ‘adayın kimliği’ üzerinden seçim kazanmak olanaksız hale gelmiştir. Dolayısıyla, bu seçim sürecini, sadece adayın ‘şahsiyeti’ üzerinden değil, aksine, katılımcı, kamucu ve demokratik, halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışının savunulması ve uygulanması üzerinden, bu anlayış ve uygulamayı en iyi yerine getirebilecek adayların seçilebilmesini esas alarak yürütmek gerektiğine inanıyoruz” diye belirtti.   Perihan, meslek odaları ve emek örgütleri olarak tüm partilerden aday belirlerken bekledikleri kriterleri şöyle sıraladı:   *Şeffaf ve denetlenebilir bir yönetim anlayışı gereği, belediyenin yaptığı ve yapacağı faaliyetleri, ilgili meslek odalarının görüş, öneri ve denetimine açık hale getirecek belediye başkan adayları belirlenmelidir.   *Sosyal demokrat bir kent yönetimi, kentin her kesiminin mümkün olduğunca karar mekanizmalarına katılmasıyla mümkündür, bu nedenle kent adına verilecek kararlarda kentlinin görüş ve önerileri mümkün olan en geniş biçimde alınmalıdır.   *Kente ilişkin yapılacak her türlü alt ve üst yapı yatırımlarında, öncelikle uzman meslek odalarından görüş alınmalı, büyük projelerde halkın ve demokratik kitle örgütlerinin görüşüne başvurulmalıdır.   *Sermaye kesimi yerine kentin önemli bir kesimini oluşturan yoksullara, emekçilere, dezavantajlı kesimlere yönelik politikalar gözetilmelidir.   *Su kaynaklarının, havanın kirlenmesine yol açacak, halkın sağlığını olumsuz yönde etkileyecek, kentin doğal hayatını yok edecek projelere izin verilmemelidir.   *Merkezi yönetimin aldığı ve kamu zararı net olan kararlara karşı kentteki demokratik kitle örgütleriyle işbirliği yapılarak hukuksal ve demokratik olarak en net tavır gösterilmeli, yağma politikalarıyla mücadele edilmelidir.   *Belediye emekçilerinin kadrolu, güvenceli istihdamını esas almalı, liyakatten taviz verilmemeli, sendikaları tahakküm altına almaya çalışmadan eşit ilişki kurabilmelidir. Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin İzmir’de yerel demokrasinin gelişiminin bir parçası olduğu bilinmelidir.   *Seçildiğinde, bulunduğu makamı kendi siyasi çıkarları için kullanmayacak, belediyeyi şirket gibi görmeyecek, yargı kararlarına uyacak donanımlı kişiler aday gösterilmelidir.