'Kayyımlarla yönetilen halkların özgürlüğü söz konusu olabilir mi?' 2018-12-20 15:07:42   ANKARA- "Yerel Yönetimler ve Demokrasi" sempozyumunda konuşan iktisatçı Gaye Yılmaz, belediyeciliğe halkın katılımını sağlamak zorunda olduklarını belirterek, "Kayyımlarla yönetilen halkların özgürlüğü söz konusu olabilir mi?" diye sordu.    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL- SEN) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) Ankara'da bulunan Akar Otel'de, "Yerel Yönetimler ve Demokrasi" konuşu sempozyumu ikinci oturum ile devam etti. İkinci oturumda "Ekonomik Kriz Sürecinde Siyasal Gelişmeler ve Yerel Yönetimler" konusuyla İktisatçı Dr. Gaye Yılmaz sunum yaptı.    'Kapitalistler birbirini soyar'   1966'ya kadarki dönemde kapitalizmin dünyada altın çağı yaşadığını ifade eden Gaye, şunları belirtti:  "Kâr oranları sürekli artıyor. Ne oluyor bu altın çağlarda. Kapitalistler karları büyüyene kadar tekrardan yatırama başlarlar. Üretim araçları ile teknolojik yenileme yaparlar. 1970'li yılların sonunda doğru taşeronlaştırma dediğimiz en güvencesiz çalışma şekli de bu yönüyle başladı. 70'li yıllar sermaye birikiminde bir yavaşlamanın başlangıcı oluyor. Üretimden gelen kazançlar aktarılamadığında ne olur? Finans piyasalarını geliştirmek lazım. Burada toplamı sıfırdır. Kapitalistler burada birbirini soyarlar. Bu şekilde karşılıklıdır işlemleri ve orada bir artı değer ve kar da yoktur. Kapitalistlerin isteyerek gittiği alanda değiller. Mecbur kaldıkları için giderler."   'Düşük faizli krediye boğulduk'   80 ve 90'lı yıllarda faiz ve rantın yükseliş zamanı olduğuna dikkat çeken Gaye, 2000'li yıllarda  merkez ülkelerin  kazandıkları paranın bir kısmını genişlettiğini  bir kısmını da finansa kaydırdığını söyledi. Gaye, "Merkez ülkelerin sermaye sınıfı bu kez de finans dışına yöneleme başladı. Morgage diye bir şey buldular. Daha fazla yatırım yapamayınca oradan da vazgeçtiler. Hala muazzam para olunca yoksul halka ipotek kredisi verelim dediler. Bunu orta sınıfa verdiler. Ardından riskli grup olan Küba ve Meksikalı yoksul emekçilerdi.  Onlar ödemeyince büyük bir çöküş başladı. Böylece kredi miktarları büyüdü. Merkezde el yakan şekilde sermaye birikmişti. Ve çevre ülkelere para aktarılıyor. Bize de sıfıra yakın faizlerle para aktardılar. Sadece Türkiye'ye değil birçok ülkeye. Biz düşük faizli krediye boğulduk" ifadelerinde bulundu.     'Bu kadar şirketin konkordota ilan etmesi tesadüf değil'   2002-2017 yılları arasında en az 20 bin 447 işçinin iş cinayetinde yaşamını yitirdiğini anımsatan Gaye, taşeron işçi sayısının da 16 yılda 380 binden 2 milyona ulaştığını vurguladı. Gaye,  kiralık işçi tanımının da AKP döneminde ortaya çıktığını ifade etti. Türkiye'de şuan para kıtlığı krizi olduğunu, üretimin ise  durma noktasında olduğunu söyleyen Gaye, "O kadar çok şirketin konkordato istemesi tesadüfi değil.  Çok ciddi para politikaları ve daralma var. Bizim kriz algımızda da toplum olarak sorun var. Biz daima dövize bakarız. Aslında sen kendi cüzdanına bak. Sen ne kadar alabiliyorsun? Ciddi bir parasızlık var"  dedi.    'Belediyeciliği kar amaçlı kurumlar haline getirdiler'   "Bundan 30 yıl önce bir dizi belediyecilik pratiği yaşadık biliyoruz. Belediyeciliği kar amaçlı kurumlar haline getirdiler" diyen Gaye, belediyeciliğin kaygı gütmeden yapılması gerektiğinin altını  çizdi. Kayyım atanan belediyelerin durumuna da değinen Gaye, kayyım atanan belediyelerde halkın iradesinin gasp edildiğini vurguladı. "Kayyımlarla yönetilen halkların özgürlüğü söz konusu olabilir mi?" diye soran Gaye, son olarak  kayyımsız belediyeciliğe dair şu önerileri sundu:    "Halkın katılımını sağlamak zorundayız. Bağlı nüfusun en kırılgan gruplarından oluşan yatay yapılar oluşturmak zorundayız. Emeği merkeze koyan bir yönetim anlayışı olmalı. Bunun temel koşulu halkın katılımının sağlanması. Mevcut kaynakların en kırılgan toplum kesimlerinden başlayarak seferber edilmesi, topluma sağlanacak hizmetlerde kırılgan gruplara göre hizmetin öncelikli olması gerekir. Belediyeye ait tesislerin konaklama için gerekli ideale kavuşturulması gerekiyor. Bunlar imkansız değil. Her yolu denemek zorundayız."