'Tutsaklara ses olalım seslerini duyuralım'
- 14:00 17 Ocak 2019
- Güncel
İSTANBUL - Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde 123 gündür ölüm orucunda olan Kadir Karabak ile Esat Naci Yıldırım'ın aileleri, tutsakların sağlık durumunun kritik aşamada olduğunu belirterek, "Bedenini ölüme yatıran tutsakların sesini duyurmak bizim görevimiz. Onlara ses olalım seslerini duyuralım" dedi.
Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Kadir Karabak ile Esat Naci Yıldırım "Gökyüzünü görmek bizim de hakkımız" diyerek başlattığı ölüm orucunun 123.gününde. Tutsakların aileleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Kadir Karabak'in eşi Eylül Karabak ve İHD İstanbul Şube üyeleri katıldı. Toplantıda ilk olarak söz alan Züleyha, tüm yasal hakların ihlal edildiği bu süreçte zorunlu olarak tutsakların hakları için eylem yapmak zorunda kaldıklarını söyledi.
'Yönetmelik yok, keyfi uygulamalar'
Ölüm orucundaki tutsakların taleplerinin havalandırmalarının üzerindeki tel örgülerin kaldırılması olduğunu ifade eden Züleyha, havalandırılmanın üzerine tel örgü çekilmesine dair herhangi bir düzenleme ve yönetmeliğin olmadığını tamamen keyfi bir durum olduğunu ifade etti. Züleyha, "Sabah akşam arama adı altında yapılan eşyaların dağıtımı söz konusu. Bu duruma müdahale ettikleri için arkadaşlarımıza yapılan saldırılar var. Yine tutsaklara ailelerinden gelen mektuplar verilmiyor. İletişim olanakları kısıtlanıyor. Bir bütün olarak yaşam koşullarını zorlaştıran, dışarıyla irtibatını kesmeye çalışılan bir durumla karşı karşıyayız. Aileleri İstanbul'da olmasına rağmen Van'a sürgün gitmiş durumdalar. Tüm cezaevlerinde aynı sorunlar yaşanıyor. Tutsaklar yargılandıkları yerlerden ailelerin yaşadığı yerlerden başka yerlere sürgün edilerek ailelerle yakınlarla iletişimleri kesiliyor" diye konuştu.
'Bir an önce talepler kabul edilmeli'
Cezalandırma üzerine cezalandırma yöntemlerinin uygulandığı bir cezaevi gerçekliği ile karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken Züleyha, cezaevlerinde devam eden süreli ve süresiz olmak üzere açlık grevi eylemleri olduğunu belirtti. Züleyha, "Çok uzun bir süredir nasıl ki dışarıda toplumsal muhalefete yönelik ağır baskılar yoğunlaştıysa biz biliyoruz ki cezaevleri bundan ilk payını alan olur ve cezaevlerinde saldırılar yoğunlaşır. Arkadaşlarımız ölüm orucunun 123. gününde ciddi rahatsızlıklar meydana gelmiş durumda. Bunun bir an önce çözümlenmesi gerekiyor. Talepler aslında zaten olması gereken ama cezaevleri idareleri tarafından yapılmayan yerine getirilmeyen talepler. Bir kez daha Adalet Bakanlığı'na ve cezaevi idaresine seslenmek istiyoruz. Bir an önce talepler kabul edilsin bir an önce arkadaşlarımızın ölüm orucu sonlansın. Tüm cezaevlerinde işkence ve baskı altında olan arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu, taleplerinin taleplerimiz olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
'Artık süreç çok kritik'
Ardından söz alan ölüm orucunda olan Kadir Karabak'ın eşi Eylül Karabak ise şunları kaydetti: Cezaevi yönetiminin baskıları günden güne çoğalmakta. Geçen hafta mektup cezası aldı. 17 Eylül'de açlık greviyle başladılar. 3, 4 gün sonra bunu ölüm orucuna çevirdiler. Ölüm orucuna çevrildikten sonra tel örgü yapımları durduruldu. Şu an cezaevinin üstünün yarısı açık yarısı kapalı. Onların talepleri şu; 'Kim olursa olsun böyle bir uygulamaya tabi tutulamaz. Biz insanız insan gibi yaşamak istiyoruz. Adalet Bakanlığı'na da sesleniyorum. Sayın vekillerimiz başvurularını yaptılar. Bizler de başvurularımızı yaptık. Ancak olumlu bir yanıt alamadık. Artık süreç çok kritik. Esat'ın durumu ciddi düzeyde kötü. Duymakta ve görmekte zorluk çekiyor. Kafasını sabit tutamıyor. Kadir kendini çok zorlayarak günde yalnızca bir bardak sıvı tüketebiliyor. Onların sesine ses olalım, seslerini duyuralım."
Açıklamada tutsakların talepleri ise şu şekilde sıralandı:
"*Koğuş havalandırmalarının diğer adıyla avluların üzerindeki tel örgülerin derhal kaldırılması ve insani olmayan kafes mantığına son verilmesi,
*Her gün sabah ve akşam saatlerinde koğuşların arama adı altında dağıtılmasına son verilmesi,
*Yasal ve bandrollü olmasına rağmen kendilerine verilmeyen kitapların ve günlük gazetelerin erişiminin sağlanması,
*Herhangi ideolojik ve yasaklı bir içerik olmamasına karşın alınan ve gönderilen mektupların engellenmemesi."
'Sağlık durumları kritik aşamada'
Açıklamada son olarak, "Bedenini ölüme yatıran tutsakların sesini duyurmak bizim görevimiz. Talepleri haklı ve oldukça insanidir. Buna ne devletin ne hapishanenin göz yumma hakkı yoktur. Onlara ses olalım seslerini duyuralım" denildi.







