Nobel ödüllü isimlerden tecridin kalkması için CPT'ye mektup

  • 12:10 8 Mayıs 2019
  • Güncel
HABER MERKEZİ - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için Nobel ödüllü tanınmış isimler adına Adolfo Pérez Esquivel imzasıyla CPT Genel Sekreteri Regis Brillat ile Türkiye Sorumlusu Michael Neurauter'e mektup gönderildi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle Nobel ödüllü tanınmış isimler, İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) Genel Sekreteri Regis Brillat ile Türkiye Sorumlusu Michael Neurauter'e mektup gönderdi. Nobel Barış Ödülü sahibi Adolfo Pérez Esquivel'in CPT'ye gönderdiği mektupta, devletlerin baskılarına karşı ezilenler lehine harekete geçilmemesi halinde Avrupa kurumlarının varoluş gerekçelerini kaybedeceği uyarısı yapıldı.
 
Ocak ayında Nobel Ödülü sahibi onlarca şahsiyetin gönderdikleri mektubun ardından konuyu takip ettikleri vurgulanan mektup,  Uluslararası Barış Delegasyonu'nun hem bölgede yaşanan gelişmeler hem de tecride ilişkin taleplere ilişkin hazırladığı raporla birlikte iletildi.
 
Kendisinin eski bir siyasi tutsak olarak Abdullah Öcalan'a gönderdiği bir mektubu da paylaşan Adolfo Pérez Esquivel, sadece uzun tutukluluk sürelerinin değil, keyfi tecrit politikalarının da ciddi bir hukuksuzluğa yol açtığına dikkat çekti.
 
'Gerçekleştirilen görüşme kamuoyu desteğinin sonucu'
 
Nobel Ödülü sahipleri olarak CPT'nin tecrit konusunda daha acil ve kararlı bir eylem içerisine girilmesi gerektiğinin vurgulandığı mektupta, beklentiler arasında CPT'nin acilen İmralı'yı ziyaret etmesine de yer verildi. Mektupta, Abdullah Öcalan ile geçtiğimiz Cuma günü yapılan görüşmenin Leyla Güven öncülüğünde 180 gün önce başlayan ve binlerce tutsağın da katıldığı açlık grevlerinin ulaştığı ciddi kamuoyu desteğinin bir sonucu olduğunun altı çizildi.
 
'Tecridin kaldırılması barışın tesisi için ilk adım olur'
 
Avrupa, Amerika ve dünyanın birçok yerinde kuruluşların insan haklarını koruma ve savunma adına yola çıktığına işaret edilen mektupta, "Eğer Avrupa'da, Amerika'da ve dünyanın her yanında insan haklarını savunması gereken kurumlar devletin aşırılıklarından ötürü acı çekenler için kararlı eylem içinde olmazlarsa, bu kurumlar var olma gerekçelerini yitirirler" denildi.
 
Mektubun sonunda, bugüne kadar birçok vesileyle ifade edildiği gibi tecrit politikasına son verilmesinin Türkiye'de başta işkencenin sonlanması ve halklar ile bireylerin haklarına saygıyı esas alan bir barışın tesisi için ilk adım olacağına vurgu yapıldı.