‘Sur’da amaç belleksizleştirme operasyonudur’

  • 09:01 28 Nisan 2020
  • Güncel
Beritan Canözer
 
DİYARBAKIR - "Coğrafya olarak en zengin doğaya ve tarihe sahip olan Kürtlerdir" diyen arkeolog Fatma Aslan, Kürtlere ait her şeye saldırı gerçekleştirildiğini dile getirdi. Fatma, "Her saldırının ideolojik ve politik zemini vardır. Örneğin Sur'un yok edilmesi sadece yeniden dönüşüm ya da restorasyon değildir. Bir belleksizleştirme operasyonudur" dedi.
 
Diyarbakır'da bulunan ve tarihi 7 bin yıl öncesine dayanan Hevsel Bahçeleri, aynı zamanda bölgenin en büyük kuş cenneti olarak biliniyor. İçerisinde 180'den fazla kuş türü bulunan Hevsel Bahçeleri, tarımsal verimliliği ile de tanınıyor. Son yıllarda Hevsel Bahçeleri’nin bakımının neredeyse hiç yapılmadığı görülüyor. 7 bin yıllık tarihi geçmişe sahip ve birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hevsel Bahçeleri’nin bilinçli bir şekilde bakımsız bırakıldığını dile getiren arkeolog Fatma Aslan, hükümetin bu konudaki tutumunu eleştirdi.
 
'Hevsel’de tarımın yapılabilmesi için desteğe ihtiyaç var'
 
Hevsel Bahçeleri’nin dünden bugüne birçok hikayede, edebi eserlerde yer aldığını belirten Fatma, kimi zaman kutsal olarak görüldüğünü kimi zaman ise Diyarbakır'ın akciğeri olarak nitelendirildiğini söyledi. Fatma, "Hevsel Bahçeleri önemli doğa zenginliklerimizden biridir. Hevsel Bahçeleri hem tarihi zenginliği açısından hem de kültür ve ekolojik boyutu açısından Kürtler için çok kıymetlidir. Diyarbakır Surları ile Dicle Vadisi arasında verimli bir toprağa sahiptir. Mardin Kapı’dan başlayıp On Gözlü Köprü’ye, ardından Yenikapı'ya kadar uzanıyor. Ekolojik olarak da 4 bin dönümlük alana sahiptir. O zamanlarda orada yaşayan halkın çoğu geçimini öyle sağlamış ama şu an yeterli tarımın yapılabilmesi için desteğe ihtiyacı var" diye ifade etti.
 
'Sur'un tarihini de yok ediyorlar'
 
Fatma, sokağa çıkma yasakları ile beraber tarihi yerlerin ve Sur ilçesinde bulunan yüzlerce evin yıkıldığını dile getirerek, " Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Bakü'de 43. Dünya Mirası Komitesi ile bir toplantı gerçekleştirdi ve toplantıdan önce bir rapor yayınlandı. UNESCO, Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri üzerine koruma çalışmalarını değerlendirmişti. Şimdi Türkiye, Hevsel Bahçeleri’ni sahipsiz bırakıyor. Bunun amacı güya şehirleşme. Şimdi Sur'da dönüşüm yapanlar yeni Sur evleriyle birlikte Sur'un tarihini de yok ediyorlar. Hevsel Bahçeleri’ni de bu şekilde yok edip kendilerince kullanmak istiyorlar. Burada amaç sömürü elde etmek, halkın bunlara karşı dikkatli olması gerekiyor. Sokağa çıkma yasaklarında zarar gören yerlerin imarını yapmaya başladıklarında kendi destekçileri dışında hiçbir arkeoloğu işe katmadılar ve böylece restorasyonları gerçekleştirdiler. Sonra neyin kurtarılıp neyin yıkıldığı bilgisi de dışarı çıkmadı. O zaman tarihi yok etme çabasına girdikleri belli oldu" sözlerinin altını çizdi.
 
'Hevsel'i yaşatabiliriz'
 
88 yıl önce de dönemin Diyarbakır valisinin "Şehir nefes almıyor" gerekçesiyle 100 metrelik Sur'ları yıktığını hatırlatan Fatma, Fransız arkeolog Albert Louis Gabriel'in bu yıkıma engel olduğunu belirtti. Türkiye tarihinin yıkım ve talanla dolu olduğunu kaydeden Fatma, "Bu ülkede tarihi değerlere önem gösterilmiyor. Bunlardan biri de Hasankeyf. Yıllardır baraj altında bırakmaya çalışıyorlar, binlerce eylem yapıldı, karşı çıkıldı ama işe yaramadı. Bir baraj uğruna koskoca tarih yok edildi. 12 bin yıllık tarihi geçmişe sahip ve aynı zamanda UNESCO'nun koruması altında olan Hasankeyf tüm dünyanın gözü önünde sular altına gömüldü. İkinci bir Hasankeyf durumunu yaşamak istemiyorsak, Hevsel Bahçeleri’ne sahip çıkmalıyız ve üretime açmalıyız. Keza şu an zaten bazı aileler ekin ekip, gelir elde ediyorlar. Bu konuda o aileleri destekleyebiliriz, Hevsel'i yaşatabiliriz" ifadelerini kullandı.
 
'Belleksizleştirme operasyonu'
 
En çok da Kürt tarihi ve doğası üzerine saldırıların yaşandığını kaydeden Fatma, şunları dile getirdi: "İnsanların olduğu her yerde doğa öldürülüyor, tarih işkence görüyor. Türkiye'de Kürt halkını belleksizleştirmek isteyen devlet Kürtlere dair bir iz bulduğu her yeri yok etme peşinde. Coğrafya olarak en zengin doğaya sahip olan Kürtlerdir. Amaç yalnızca para kazanmak değildir. Her saldırının ideolojik ve politik zemini vardır. Örneğin Sur'un yok edilmesi sadece yeniden dönüşüm ya da restorasyon değildir. Bir belleksizleştirme operasyonudur. Yine Hasankeyf'in yok edilmesi yalnızca bir baraj meselesi değildir, Kürtlerin tarihini yok etme saldırısıdır. Lice'nin doğasında her yıl yangın çıkartılıyor. Binlerce hektarlık ormanlar kül oluyor, hayvanlar katlediliyor. Dersim'de Munzur vadisinin yok edilmeye çalışılması, doğasında çıkan yangınlar bunların hiç biri tesadüf değildir."
 
Fatma, herkesi “doğasına sahip çıkmaya ve korumaya” çağırdı.