Îlham Ehmed: Türkiye çözüm yerine savaşı öne sürüyor
- 09:11 28 Nisan 2020
- Güncel
Ronahî Nûda
QAMIŞLO - Bölgede salgına karşı alınan önlemler ve yaşanan son gelişmeleri değerlendiren MSD Yürütme Kurulu Başkanı Îlham Ehmed, virüs ile mücadele konusunda rejimin şimdiye kadar adım atmamakta ısrarcı olduğunu aktardı. Türkiye’nin saldırılarına da değinen Îlham, “Sorunları çözeceği yerde tam tersine toplumun odağını farklı noktaya çekmek için savaşı öne sürüyor” dedi.
Dünyada yeni tip koronavirüs (Covid-19) vaka sayısı 3 milyonu aşarken, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 200 bini geçti. Devletleri etkisi altına alan ve ekonomiyi de buhrana sürükleyen salgın, birçok çevre tarafından kapitalizmin krizi olarak yorumlanıyor. Kapitalist sisteme alternatif olarak Rojava Devrimi ile beraber demokratik ulus modelinin hayata geçirildiği Kuzey ve Doğu Suriye’de salgına karşı önlemler Özerk Yönetim tarafından sıkı bir şekilde uygulanıyor. Birleşmiş Milletlerin (BM) salgın sürecinde devletlere yaptığı ateşkes çağrılarına rağmen bölgede Türkiye ve ona bağlı grupların saldırıları ise aralıksız devam ediyor.
Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Yürütme Kurulu Başkanı Îlham Ehmed, Kuzey ve Doğu Suriye’de koronavirüse karşı verilen mücadeleyi ve bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin ajansımızın sorularını cevapladı.
*Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını karşısında dünya devletlerinin verdiği mücadeleyi nasıl buluyorsunuz? Yeterli midir?
Her yüzyılda muhakkak bir hastalık ortaya çıkıyor ve insanlık içerisinde büyük bir yıkıma neden oluyor. Bu tür hastalıklar beraberinde de sistem değişimini ve yeni bir toplum yaratımını getiriyor. Hastalık şuan oldukça yıkıcı bir aşamaya gelmiş durumda. Salgının neden olduğu kayıplar ve beraberinde getirdiği zararlar, hastalığın biyolojik bir savaş olarak yürütüldüğünü gösteriyor. Tüm dünyada devletler kendilerine göre gerekli gördükleri önlemleri aldı. Sağlık örgütleri de tedbirler almaya çalışıyor. Fakat bu salgının önünü almak da oldukça zor. Son yapılan açıklamalar bu virüsün önünün anca bir yılda alınabileceği yönündeydi. Virüsün yayılması ile beraber de ekonomide de ciddi bir durum ortaya çıkardı.
Görünen o ki toplum açısından da yeni bir sistem örülmeye çalışılıyor. Bu hastalık kültürel anlamda da bir değişimi yaratıyor. Ekolojide de ciddi anlamda olumlu gelişmeler yaşandı. Fakat oldukça olumsuz sonuçlar da doğuracaktır. Şuan hastalığın önünün alınması için alınan tedbirler yeterli değildir. Her devlet kendine göre kurallar ve yasaklar hayata geçirdi. Bazı devletler ise ekonomisini düşündüğünden kaynaklı sıkı tedbirler almadı.
“Suriye rejimi, Rusya, İran ve Amerikan askerlerinin gidiş gelişleri oluyor. Yine Türkiye’ye gidip sonradan tekrar dönen çete grupları da var. Bunlar da hastalığın yayılmasına zemin sunan hareketliliklerdir.”
*Bölgeye giriş ve çıkışlar kontrol altına alınsa da rejim, koalisyon ve Rus askerlerinin sık sık bölgeye geçişi söz konusu. Bu geçişler virüs ile mücadelede hangi riskleri barındırıyor? Buna karşı nasıl bir tedbir alındı ya da taraflara endişeler bildirildi mi?
Kuzey ve Doğu Suriye’de Özerk Yönetim sürecin başından beri gerekli önlemleri aldı. Bu tedbirler hastalığın önünü aldı. Fakat tehlikenin bittiğini söyleyemeyiz. Çünkü dünyanın dört bir yanına yayılmış olan bir salgından bahsediyoruz. Ve bizler de bunun bir parçasıyız. Bölgede salgının yayılma ihtimali var. Çünkü Suriye rejimi, Rusya, İran ve Amerikan askerlerinin gidiş gelişleri oluyor. Yine Türkiye’ye gidip sonradan tekrar dönen çete grupları da var. Bunlar da hastalığın yayılmasına zemin sunan hareketliliklerdir.
Bu süreçte hastalığın yayılmaması için yardım ve desteğe ihtiyaç var. Sokağa çıkma yasağı toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Ortadoğu halkı etkileşim halinde olan, manevi yönü ağır basan ve toplumsaldırlar. Fakat sürekli ev ortamında olmak toplumu da sıkıyor bir süreden sonra. Yine kadın açısından da olumsuz bir tablo ortaya çıkıyor. Çünkü evlerinin içindeler ve şiddete maruz kalıyorlar. Belli bir sürece kadar kadın maruz bırakıldığı şiddeti saklamak durumunda kalıyor. Şuan her kes evinde olduğu için de bunun yansıması çok mümkün olmuyor. Psikolojik, toplumsal ve kültürel anlamda etkisi oluyor. Özerk Yönetim’den de bu sorunların çözümü bekleniyor. Bu konuların kadın ve gençlik kurumları tarafından beraber tartışılması, tüm alanlara hakim olma ve bu tür sorunların önünü alma ile izlenecek stratejiyi belirleyerek çözüm yaratmak gerekiyor.
“Özerk Yönetim çabalasa da rejim tarafından herhangi bir adım atılmış değil.”
*Özerk Yönetim kendi imkanları ile halka hizmet ve tedbirler almaya çalışıyor. Peki uluslararası güçler ve Suriye rejiminin virüs ile mücadelede bölgeye sağlık alanı için herhangi bir yardımı oldu mu?
Suriye rejimi bu konuda bizlere zorluk çıkarıyor. Hatta yaptıklarında ısrar etmesi de bilinçli olarak hastalığı yaymaya çalıştığını gösteriyor. Bu çerçevede rejim ile bu konuda herhangi bir iletişim söz konusu değil. Özerk Yönetim her ne kadar çabalasa bile rejim tarafından herhangi bir adım atılmış değil. Bu da hükümetin kendi denetimi altında olan bölgelerin sorumluluğunu aldığını diğer bölgelerin ise sorumluluğunu almadığı anlamına geliyor. Bu davranışta virüsün yayılmasına zemin vermektedir. Rejime dair uçaklar sürekli seyahat halindeler. Fakat gidip gelenleri rejim kontrol etme gereğinde bile bulunmuyor. Bu konuda ciddi sorunlar yaşıyoruz ve rejim bize yardımcı olmuyor.
*Yine Birleşmiş Milletlerin tüm dünya için ateşkes çağrısı vardı. Fakat bölgeye saldırılar aralıksız devam ediyor. Böylesi bir süreçte bu saldırılar ile ne amaçlanıyor?
Türk devletinin elinde sadece savaş kalmış durumda. Ekonomi, siyasi ve toplumsal olarak derin sorunlar yaşıyor. Bu sorunları çözeceği yerde tam tersine toplumun odağını farklı noktaya çekmek için savaşı öne sürüyor. Dönem dönem bazı bölgelere saldırıyor, örneğin seçim süreçlerinde Efrîn’e saldırdı. Farklı bir kriz olduğunda da başka yere saldırıyor. Bununla kendine sahte başarılar elde etmeye çalışıyor. Türkiye yüz yüze olduğu tehlikeleri “terör karşıtı” söylemlerle kapatmaya çalışıyor. Fakat bu siyaset kısa vadeli bir siyasettir, uzun vadede bu böyle sürmez. Dünyayı saran pandemi Türkiye’de de yayılmış durumda. Bizler de bu krizi nasıl yönettiğine bakıyoruz. Bir taraftan çevreye tehdit ve saldırıda bulunuyor, diğer taraftan çete olan bölgelere yardımı devam ediyor. Bu krizi farklı taktiklerle atlatmaya çalışıyor. Asıl stratejileri Türkiye sınırlarını genişletmek ve bu temelde ciddi çalışmalar yürütüyor. Fakat bu çalışmaları bir yere kadar sürer. Uluslararası hukuku bir raddeye kadar çiğneyebilir. Tehlikeleri çok fazladır ve bunun için buna karşı ciddi bir reaksiyon olması gerekir.
“Uluslararası devletler İdlib’in rejim kontrolünde kalmasını istemiyor. Bu nedenle Rusya ve rejime karşı Türkiye’ye destek verildi ve İdlib’in olması gerektiği gibi kalmasında ısrarcılar.”
*Türkiye ve Rusya’nın karşı karşıya geldiği ve sonradan anlaşmaya vardığı İdlib aniden gündemden düşürüldü. Şuan orada neler yaşanıyor? Suriye hükümetinin bölgede hakimiyeti ne durumda?
Türkiye İdlib üzerinde çok duruyor ve kendi kontrolünde tutmak istiyor. Uluslararası devletler İdlib’in rejim kontrolünde kalmasını istemiyor. Bu nedenle Rusya ve rejime karşı Türkiye’ye destek verildi ve İdlib’in olması gerektiği gibi kalmasında ısrarcılar. Koranavirüs nedeniyle BM ateşkes çağırısında bulundu. Kısmi olarak bazıları uydu bazıları da uymadı bu çağrıya. İdlib konusunda Rusya, rejim ve Türkiye’nin ateşkese ihtiyacı vardı, Fakat Rusya, rejim ve Türkiye’de yeni hamleler peşinde. Artık ne zaman İdlib konusu patlaklık verecek belli değil. Bunun yanında rejim kabul etmiyor İdlib’in Türkiye denetiminde olmasını. Önümüzdeki dönemlerde yeni savaşın çıkması ihtimaldir.
*MSD tarafından Suriyeli tutuklu, kayıp ve kaçırılanların akıbetini araştırmak amacıyla bir komisyon kuruldu. Komisyonun çalışmaları şuan hangi aşamada?
Yakalama ve kaçırma komitesi çalışmalarına başladı ve hazırlıklarını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde listelerini paylaşacaklar ama bunun için birkaç çalışma daha gerekli. Bu konuda aydınlar yeni bir hamle başlatarak, taraflar arasında baskı yapıp ellerindeki tutukluların bırakılması yönünde girişimleri olacak. Bunun yanı sıra isimleri toplayarak bir liste haline getirmek ve taraflara baskı yaparak tutuklu sorununu doğru bir şekilde çözmeye çalışıyor.
*Son süreçte Türkiye’ye bağlı gruplar Efrîn’de birçok sivili kaçırdı. Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Türk devleti ve çeteleri Efrîn’de Kürtlere karşı sert saldırılar gerçekleştirdi. Çok kısa bir dönemde evlerinde kalan yaşları büyük kişileri kendilerine hedef alarak katlettiler. Bu saldırıların hepsi bilinçli olarak yapılmakta. Ve nedeni de demografyayı değiştirmektir. Efrîn’de yaşı büyük olanların kalması özellikle kadınların kalması önemli bir durumdur. Efrîn’de yürütülen politikaların hepsi de kabul edilmeyecek türdendir. Bu nedenle gelişmeleri takip etmemiz gerekir. Bu saldırıların bir şekilde durması gerekiyor. Efrîn’de olan çetelerin ne olduğu belli değil, bunların perspektif aldığı kaynaklar var. Ağır bir durum Efrîn’de yaşanılıyor. Önümüzdeki dönemlerde daha çok gündem yapacağız ve bu çetelerin ve katliamların önünü almak için ciddi bir çalışma başlayacak.







