Sınırları aşan ‘Dayanışma bizi yaşatır’ kampanyası

  • 19:00 19 Mayıs 2020
  • Güncel
HABER MERKEZİ-Birçok kadın örgütünden cezaevindeki siyasi tutsakların özgürlüğü için, “Dayanışma bizi yaşatır” kampanyası başlatıldı.
 
Almanya’nın Köln kentinde bir araya gelen kadın örgütleri koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde siyasi tutsakların cezaevlerinde tutulmasına karşı ‘Dayanışma bizi yaşatır’ kampanyası başlattı. Açıklama Köln’deki Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde gerçekleştirildi.3 dil, 2 lehçede yapılan açıklamayı Kürtçe Besime Konca, Ronak Fadavi Sorani lehçesinde, Türkçe Yıldız Filmci ve Almanca Yvonne Heine yaptı.
 
Basın açıklamasında ilk konuşmayı yapan TJK-E’den Besime Konca, Pakistan, Afganistan, Güney Amerika ve İspanya’da birçok kadın örgütü ve hareketi olarak bir kampanya başlattıklarını söyledi. Koronovirüse karşı başta düşünce özgürlüğünden dolayı cezaevinde olan tüm siyasi tutsakların özgürlüğü için kampanya başlatıldığını vurgulayan Besime, kampanya kapsamında ortaklaşa değişik çalışmalar yürütüleceğini de dile getirdi.
 
Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) gibi kurumları harekete geçirecek tarzda diplomatik çalışma yürüteceklerini de kaydeden Besime, “Türkiye gibi devletler siyasi tutsaklara ayrımcı davrandı. Adli suçluları serbest bırakırken, siyasi tutsaklar hala cezaevinde, yaşamları risk altında, tutsak aileleri ile dayanışma içinde olacağız” dedi.
 
İran’da da Kürt tutsaklara ayrımcı davranıldığını vurgulayan Besime, İran’ın hala Kürt siyasetçileri idam ettiğini söyledi ve buna karşı mücadele edeceklerini de belirtti.
 
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
 
“Kapitalist modernite sisteminin doğa, çevre ve toplum yaşamında yarattığı tahribatlar ile bağlantılı olarak günümüzde coronavirüs pandemisi insan sağlığı ve yaşamı için büyük tehlike olmaktadır. Daha önceleri de kolera, AİDS, kuş gribi, domuz gribi, SARS I / II gibi epidemiler ortaya çıktı. En son Covid-19 olarak ortaya çıkan virüs kapitalist modernite sisteminin azami kâr elde etmek için doğaya ve topluma yönelttiği saldırının ortaya çıkardığı bir sonuçtur.
 
Mevcut Coronavirüsü birçok devlet fırsat olarak görüp toplumda en savunmasız yani üretim dışında kalan yaşlı ve cezaevlerindeki tutsaklar başta olmak üzere gözden çıkardığı insanlara karşı kullanmaktadır. Özellikle de muhalif ve siyasi tutsaklar, virüsün cezaevlerinde yayılmasını önlemek amacıyla çıkarılan ceza erteleme ve af düzenlemelerinin dışında tutularak, adeta ölüme terk edilmekteler. Yine başta kadın ve çocuklar olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yüzbinleri aşan politik tutsaklar hapishanelerde kötü yaşam ve yetersiz sağlık koşullarında tutulup, salgın karşısında tamamen savunmasız ve korumasız durumdalar. Kimi ülkede koronavirüs gerekçesiyle yapılan düzenlemeler sonucu mafya-çete mensupları, katil ve tecavüzcüler salıverilirken, antidemokratik rejimler tarafından düşman olarak görülen muhalif-siyasi tutsakların adeta virüse yakalanması beklenmesi elbette ki bilinçli bir politikadır.
 
Hapishaneler kamuoyundan soyutlanmış mekanlardır. Özellikle muhalif-siyasi tutsakların sesinin kısılması, yüksek duvarlar ve tel örgüler ile tutsakların toplumdan tecrit edilmesi amaçlanıyor. O nedenle onlara ses olmak, ‘içeridekilerin’ sesini ‘dışarıya’ ulaştırmak her zaman oldukça önemliyken, onların sağlığı ve yaşamı koronavirüsü salgını nedeniyle ciddi risk altında olduğu bu günlerde daha da elzem ve acildir. Biz ‘dışarıdakiler’ bu süreçte ‘içerdeki’ direnişçi kız kardeşlerimizi, muhalif, devrimci ve siyasi tutsakları savunmalı, onların hayatını korumalıyız! Ki savunmasız insan hayatını korumak ve kurtarmak bizler açısından bir ahlak ve vicdan meselesidir. Ki onlar, kriz ve kaostan kalıcı çıkış için şart olan özgür yaşamın inşa gücünün önemli bir boyutunu oluşturuyorlar. Mevcut olan adaletsizlik bize yeniden neden cezalandırma sisteminin kaldırılmasının gerektiğini gösteriyor.
Mücadelemizin amacı da cezalandırma sistemsiz ve cezaevsiz yaşamaktır.
 
Sizlerin de böyle düşündüğüne inandığımız için bu çağrımızı sizlerle paylaşıp, yaşam ve sağlıkları ciddi risk altında olan muhalif-siyasi tutsakların serbest bırakılması için kampanyamıza katılmanızı bekliyoruz.”
 
Kampanyanın talepleri ise şöyle sıralandı:
 
*Mahkumlar, özellikle kadınlar, akrabalar ve destekçilerin arasında anlamlı temaslar kurmak ve mahkumların durumu ve düşüncelerini topluma görünür kılmak.
 
*Tüm ülkelerde mahkumları desteklemek ve hükümetlerin cezaevi politikalarına karşı dilekçe kampanyaları başlatmak için girişimlerde bulunmak.
 
*Birleşmiş Milletler’den talep etmek için, İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve benzeri kuruluşlar, tüm siyasi mahkumların derhal serbest bırakılmasını talep ederek, söz konusu ülkeler üzerinde siyasi ve diplomatik baskı uygulamaktadır. 
 
Kampanyayı düzenleyen kurumlar ise şunlar:
 
Free Women’s Movement (TJA), Kurdish Women’s Movement – Europe (TJK-E), International Women’s Alliance (IWA), Women Democratic Front Pakistan (WDF), Ruba odeh Palestine, Abya Yala Feminists, National Front for Egyptian Women, Moroccan Association for Progressive Women, Revolutionary Association of the Women of Afghanistan RAWA, Collective of Support for Women Prisoners in Aragon (C.A.M.P.A.)