Ulusal birlik için 20 ülkeden kadınlar ortak mektup kaleme aldı
- 14:06 21 Mayıs 2020
- Güncel
HABER MERKEZİ - Uluslararası alanda 20’yi aşkın ülkeden 150’den fazla kadının ulusal birlik için ortak ele aldığı mektup KCK, KDP ve YNK’ye gönderildi. Kadınlar, “Tüm dünyada barışı ve ortak yaşamı sağlamayı bir görev olarak kabul ediyoruz” dedi.
Uluslararası alanda çok sayıda siyasetçi, gazeteci, yazar, akademisyen kadınlar, Kürt ulusal birliği için seslendi. 20’yi aşkın ülkeden 150’den fazla kadının ortak ele aldığı mektup Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (YNK) iletildi.
Kadınlar, “Kürdistan, bölgesel ve global savaşların alanı değil, Ortadoğu'da demokrasi ve barış içerisinde ortak yaşamın ilham kaynağı olmalıdır" diye seslendi.
Mektubun tam metni ise şu şekilde:
"İnsanlık ölümcül salgının gölgesinde kendisini COVID-19'a karşı korumakla meşgul iken, bazı devletler militarist, agresif ve işgalci politikalarını devam ettirmek için bunu bir fırsat olarak kullanmaktadırlar. Devam eden küresel sağlık krizine rağmen, Ortadoğu ve Kürdistan'da hegemonyaları için şiddete dayalı mücadele devam etmektedir.
Devletler kadın kırımı uygulamıştır
Geçmiş yüzyıl zarfında, dört ana işgalci devlet sınırlarındaki Kürdistan'ın jeostratejik konumu, onu sistematik bir savaş alanına dönüştürdü. Türkiye, İran, Irak ve Suriye Kürt kimliğini tümden ret eden politikalarda ortaklaşmış, hatta uluslararası kurumlar ve enstitüler bile Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını yasal, politik ve diplomatik anlamda tanımayı ret etmiştir. Bunun sonucu olarak, Kürtler sayısız defa insanlığa karşı suçların ve savaş suçlarının hedefi ve kurbanı olmuştur. Bu soykırıma paralel olarak, devletler Kürt kadınına karşı özel bir savaş yöntemi olarak kadın kırımı uygulamıştır.
Kürtleri zayıflatma çabası var
Bölgesel ve global kolonyal politikalarını uygulama çabası içerisinde olan devletler, kirli ve en vahşi araçları olan, hükmetmek istedikleri toplumun arasındaki farklılıkları sömürmeyi hep kullanmışlardır; böl ve yönet politikaları çerçevesinde iç anlaşmazlıkları istismar ederek kullanmışlardır. Türk devleti geçmişte yaptığı gibi, Rojava ve Irak Kürdistan Bölgesindeki iç çatışmaları böl-yönet ve yok et politikası ile körükleyerek özel olarak Kürtleri zayıflatma çabasında ısrar etmektedir.
Amaç iç çatışma çıkarmak
Türk devleti Güney Kürdistan'da bulunan Kandil dağları yakınındaki, İran sınırına 40-50 kilometre olan Zînî Wertê bölgesine yönelik büyük bir askeri saldırı için hazırlık yapmaktadır. Bu hazırlığın bir parçası olarak, Kürt güçlerinin vekil olarak orada konumlanması için yerel Kürt politik güçlerine baskı uygulamaktadır. Türk devleti, Kürdistan'ı daha da fazla işgal etme ve Kürt politik güçleri zayıflatma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma amacıyla Kürtler arası bir iç savaşı kışkırtabileceğine inanmaktadır.
Kürtlerin mevcut demokrasi, barış ve istikrar stratejisini zayıflatmak
Türkiye bir NATO, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi üyesidir. Avrupa Birliği üyeliği için aday ülkedir. Buna rağmen açık bir şekilde uluslararası hukuku ve anlaşmaları ihlal etmektedir. Uluslararası bu kurumların/örgütlerin sessizliği Türk devletinin Kürtlere karşı tek taraflı olarak hareket etmeyi sağlamaktadır. Doğrusunu söylemek gerekirse, üye devletler, Türk devletinin Kürtlere karşı mevcut düşmanlığını Ortadoğu'daki çıkarları için kullanmaktadır. Kürtlerin mevcut demokrasi, barış ve istikrar stratejisini zayıflatarak, savaş ve çatışmaların devamı anlamına gelse bile bölgede hegemonya kazanma girişimlerini daha da ileri götüreceklerdir.
Sadece Kürtlerin iç meselesi değil
Zînî Wertê'deki mevcut anlaşmazlık kendi başına istisnai bir sorun değildir. Aksine, kanın akmasını provoke edecek ve yayılacak çatışmalardan sadece birisidir, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri, NATO ve Irak Türk devletine sınırsız hareket özgürlüğü tanırsa.
Bu yalnızca Kürtlerin bir iç meselesi değildir. ABD-Iran tansiyonu ve çeşitli Iraklı gruplar arasındaki çekişmeler bağlamında, Kandil yakınındaki görüntüde yerelleştirilmiş bir saldırı Türkiye'nin genişletilmiş işgal saldırı stratejisi olarak Türk devletinin ve onun cihatçı müttefiklerinin saldırılarına veya sözde İslam Devleti'nin (DAİŞ) yeniden dirilmesine yol açabilir. Şayet bu güçlerden herhangi birisi buradaki iktidar boşluğunu doldurmaya çalışırsa, sonuç şimdiye kadar nispeten istikrarlı olan Güney Kürdistan'da ve ötesinde daha geniş bölgesel bir krize yol açacaktır.
Kürt sorunu bölgesel ve küreseldir
Türk ordusunun Suriye'deki saldırılarında gördüğümüz gibi, Türk devletinin kendi sınırları dışındaki alanlara saldırarak işgal etme arzusu elbette çok iyi biliniyor. 'Kürt Sorunu' birden fazla kişiyi ve devleti ilgilendiren, ve geniş kapsamlı yerel, bölgesel ve küresel sonuçları olan bir gerçekliğe sahip.
Zînî Wertê ve Kandil'i koruma amaçlı Kürt partileri ve hareketleri arasında bir birliğin sadece Kürtlerin faydasına olmayacağı, aynı zamanda bölge barışına büyük ve hayati katkı sağlayacağına inanıyoruz. Dahası, Kürt sorununun çözümünün, Ortadoğu'da demokratik dönüşümün sağlanmasının ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu sorunun barışçıl ve adil bir şekilde çözümü daha geniş bir bölgede demokratikleşmeyi destekleyebilecektir. Kürt perspektifinin Ortadoğu'nun barışı ve bir arada yaşamına olan potansiyel etkisini hafife almamalıyız. Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin demokratikleşmesine hayati düzeyde etkisi olabilir.
Kürt kadınları merkezi rol oynamıştır
Son yıllarda Kuzey ve Doğu Suriye/Rojava, özgürlük, adalet, onurlu yaşam ve demokrasi temelli eşitlik ilkelerine dayalı demokratik bir alternatif sunmuştur. Başta Kürt kadınları olmak üzere Kürt halkı DAİŞ'e karşı zaferle sonuçlanan başarılı bir mücadele vermiş ve Kuzey ve Doğu Suriye/Rojava'da etkileyici bir sistem olan demokratik özerk yönetim inşa etmiştir. Kürt kadınlarının bu mücadelede oynadığı merkezi rol, Kürdistan sınırlarını aşan düzeyde kadınlara global bir ilham kaynağı, kaynak, ve güç yaratmıştır. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimini savunmak ve korumak, Suriye'nin ve daha geniş bölgenin demokratikleşmesi için zorunludur.
Anayasal ve uluslararası kabul görmüş Kürt hükümeti olarak Irak'ın Kürdistan Bölgesel Hükümeti kuruluşundan bu yana, Kürt halkının tüm ulusal isteklerini sürekli ezerek bastırmaya çalışan Türk devleti için hep bir diken olarak görülmüştür. Türk devleti Kürdistan Bölgesel Yönetiminin herhangi bir şekilde istikrarsızlaşmasını ve zayıflamasını bir zafer olarak görmektedir. Irak'ın en güvenli bölgesi olan Kürdistan Bölgesi, tüm Kürt halkı açısından büyük bir kazanımdır, ve bizler Kürt ulusal birliği yoluyla birlikte çalışarak korumalıyız.
Kadınlar olarak ortak yaşamı savunuyoruz
Biz kadınlar savaşın önüne geçmeyi ve tüm dünyada barışı ve ortak yaşamı sağlamayı bir görev olarak kabul ediyoruz. Son olarak sizlere çağrımız: Kürdistan, bölgesel ve global savaşların alanı değil, Ortadoğu'da demokrasi ve barış içerisinde ortak yaşamın ilham kaynağı olmalıdır.”
Uluslararası kurumlara da gönderildi
Ayrıca mektubun birer kopyası uluslararası kurumlara da gönderildi;"BM Genel Sekreteri- António Guterres, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri-Marija Pejčinović Burić, Avrupa Komisyonu Başkanı- Ursula von der Leyen, NATO Genel Sekreteri-Jens Stoltenberg, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı-Donald Trump, Rusya Federasyonu Başkanı-Wladimir Putin, Irak Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı-Barham Salih."







