HDP Kadın Meclisi’nden demokrasi mücadelesinde öncü olma iddiası
- 09:08 7 Haziran 2020
- Güncel
Habibe Eren
ANKARA - HDP’nin açıkladığı Tutum Belgesi’ni sokakta hayata geçireceklerini dile getiren HDP Kadın Meclisi üyesi İlknur Birol, tüm ezilenlerin lehine yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirterek, “Kadın Meclisimiz en önde olacak” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı yeni dönemin yol haritası niteliğindeki ‘Tutum Belgesi’nin içeriğinde hak, hukuk ve adalet, Demokratik Anayasa, barış hakkı, ekolojik haklar, inanç ve mezhep özgürlüğü, Kürt sorunun demokratik çözümü ve kadına yönelik şiddete karşı verilecek mücadele hattına yönelik dokuz başlık yer alıyor.
HDP Kadın Meclisi üyesi ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi İlknur Birol, “Hep Birlikte Demokratik Bir Geleceğe" başlığıyla hazırlanan “Tutum Belgesi”ni ve Kadın Meclisinin özgün örgütlenme ve mücadele hattına ilişkin konuştu.
‘Uzun zamandır yeni dönem hattı tartışılıyor’
HDP’nin bütün kurulları, kongreleri ile il ve ilçe örgütleri ve Parti Meclisi (PM) organlarında çok uzun zamandır yeni dönem hattının detaylı tartışıldığını aktaran İlknur, “HDP’nin kendi kuruluş felsefesine uygun bir biçimde faşizmin kurumsallaşması yolunda atılmış bütün otoriter adımları demokrasi ile aşmak için bir mücadele ve bir araya gelişin önemli olduğu kararını aldık” dedi.
‘Tüm ezilenlerin lehine yeni bir yol haritasına ihtiyaç var’
Tutum Belgesi’nin uzun süredir ifade ettikleri “demokrasi ittifakı” ile kendini bulan yaklaşıma güncel bir atılım kazandırdığını vurgulayan İlknur, Tutum Belgesi’nin HDP’ye yönelmiş olan son derece ağır koşullar altında siyaset yaptırmama ve örgütlerini diri tutmama saldırganlığı karşısında bir demokrasi birliği ve demokratik siyasette ısrar anlamına geldiğini kaydetti. Toplumun tamamının bütün ezilenler lehine demokrasiye ve yeni bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu kaydeden İlknur, “Tutum belgesini bu açıdan dosta düşmana ilan etme kararı aldık” diye konuştu.
‘Özgürlüklerin sahiplerine teslim edilmesi gerekiyor’
AKP-MHP ittifakının toplumun, geleceğine dair hayal kurma hakkının bile yurttaşların elinden alındığına dikkati çeken İlknur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şiddetin beslendiği, yoksulluğun ve ezilmişliğin kat be kat arttığı doğa talanın dizginsiz bir şekilde devam ettiği, kadına yönelik şiddetin bizzat iktidar dili ile ve iktidar eliyle neredeyse hoşgörülür halde ilerlediği, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarının olağan hale geldiği, insanların mutsuz olduğu ve hiç kimsenin kendini güvende hissetmediği bir atmosferde insanlar artık bir çıkış yolu arıyor. Dolayısıyla bu süreçlerin yeni bir keşif olmadığını hemen herkesin iyi bildiği temel demokratik bir çerçeveyi hem siyasi olarak hem de toplum olarak kabul edip; özümseyip uygulayabileceğimiz bir süreçle aşabilmemiz mümkün olacağını biliyoruz. Bunun yolu da mücadeleden geçiyor. Dolayısıyla demokratik hak ve özgürlüklerin evrensel anlamda tanımlanmış, hak arayışların sahiplerine teslim edilmesi gerekiyor.”
Tutum Belgesi’ndeki başlıklar
Tutum Belgesi’nde yer alan başlıklara değinen İlknur, emekçiler, kadınlar, Kürtler, inanç ve çeşitli mezheplerden halk kesimleri ile zedelenmiş olan ve kimsenin güven duymadığı adalet sisteminin güvenceye alındığı bir adalet sistemine kavuşturulması için mücadele edeceklerine vurgu yaptı. Kürt sorununda meselenin çözümünü; Kürtleri yok sayma, onun bütün siyasi temsillerini hatta sosyal temsillerini inkar etme, etkisizleştirme, asimile etme ve problemi görünmez kılma siyasetinin terk edilmesi gerektiğinin altını çizen İlknur, “Barışçıl çözüm olanaklarının mümkün olduğunu tarihimizde yaşadığımız pozitif örneklerin bugüne dair güncellemelerle bir barış iklimine ve çözüme ihtiyacımız olduğunu ifade ettik” diye ifade etti.
Kadınların ekonomik olarak kendini güvende hissettiği bir ortamın oluşmasına ihtiyaç olduğunu kaydeden İlknur, “Emeğinin ucuza satılmayacağının garantide olduğu ve her türlü hakla donanımlı bir yaşantının mümkün olabileceğini ve bunun kadının eşitlik özgürlük mücadelesinin çıkardığı prensibin kabulü ile mümkün olabileceğini, insani gelişmişlik düzeyine uygun bir yaşantı sürdürebilmemiz mümkün olabileceğini belirtiyoruz. Hukuka da toplumsal yaşama da tüm bu mekanizmaların sindirilmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘Toplumsal düzen ve çalışma rejimi üzerinde durduğumuz bir mevzu’
Hem dünyada hem Türkiye’de işçi sınıfının ve emekçilerin alın terinin karşılık bulmadığını kaydeden İlknur, pandemi sürecinde bu durumun daha derinleştiğini belirtti. Kölece çalışma koşullarının dayatıldığını ve örgütlenme haklarının etkisizleştirilmeye çalışıldığını söyleyen İlknur, “Geçimlik bir ücret olanaklarının dahi olmadığı bu ortamda emekçilerin iş cinayetlerine kurban gitmediği ve emekçilerin bütün haklarının kabul edildiği bir toplumsal düzen ve çalışma rejimi bizlerin bu belgede bir kez daha hatırlattığı bir mevzu. Bu durumun yan yana gelişlerle mümkün olabileceği bununla gelişecek demokrasinin de önünün açık olduğu, bu yol haritasında birlikte yürümek için bütün demokratik kesimlerin yan yana gelmesinin gerekli olduğunu bir kez daha ifade ediyorum” sözlerine yer verdi.
‘Demokrasi otorite ve zora dayalı rejimden kurtulmakla mümkün’
“Biz sesimizi gücümüzü topluma dönerek kullanıyoruz. Bu bahsettiğim bütün kesimlere demokrasiye ulaşabilmenin yolu bu otorite ve zora dayalı rejimden kurtulmakla mümkün” diyen İlknur, tarihin gösterdiği mücadelen başka bir şekilde kurtuluşun olmayacağını sözlerine ekledi. İlknur, “Hele de demokratik siyaset alanında ısrarını defalarca ifade etmiş hatta test edip onaylanmış bir gelenekten gelen HDP, önümüzdeki dönemde söyleyeceklerini yapma azmi ile bütün toplumsal ve demokratik güçlere, STK’lara, sınıf temsilcilerine, kadın örgütlerine mücadeleyi birleştirme çağrısında bulunuyor” dedi.
‘Talepleri topluma yayma bir araya gelişlerle ortaya çıkabilir’
Ortak taleplerle birlikte dilin ve faaliyetlerin de ortaklaşabileceğine dikkat çeken İlknur, “Talepleri bütün topluma yayma imkanı, bu bir araya gelişlerle ortaya çıkarabilir. Öncelikle bu kesimler yüz yüze konuşarak, tartışarak, her eylemi ve faaliyeti birlikte yapmak için bütün olanakları zorlayarak demokratik siyaset alanında temsili bulmuş siyasi partilerin bunu meclise taşıması, çerçeveler çizmesi birlikte seslenme imkanını araması gerekiyor. Her direnme eğiliminin her talep etme eğilimin de mutlaka örgütlü bir şekilde yanında olacağız ve birlikte inşa etmeye çalışacağız" şeklinde konuştu.
‘Kadın Meclisi çok uzun zamandır kadın hareketi ile birlikte’
Kadın Meclisi'nin çok uzun zamandır tartışmalar yürüttüğünü ve kadın hareketi ile birlikte kadınların gündemini ve mücadelesini örgütleme noktasında adımlar attığını dile getiren İlknur şöyle devam etti: “Pandemi dönemi de gösterdi ki; bu salgının yarattığı toplumsal psikolojik ortamı iktidarın kendi lehine çevirme adımlarına rağmen sokağa çıkarak, bir araya gelerek kadın hareketi cevap veriyor. Diriliğini hiç yitirmiyor. Dolayısıyla Tutum Belgesinde ifade ettiğimiz genel çerçevenin kadınlar açısından çok önceden yazılmış bir tutum belgesinin ortaya çıktığı, kadın hareketinin kadınların haklarına yöneldiği makul kadın rolüne sokmakla ilgili her türlü erkek egemen yönelimler karşısında yan yana durmuştur.”
‘Kadın Meclisimiz mücadele içinde en önde olacak’
Bu süreçte talepleri daha belirgin kılacaklarını ve sokağı daha fazla kullanacaklarını dile getiren İlknur, “O yüzden biz bu dönemde bunu daha belirgin kılacak olan, sokağa taşıyan ve görünür kılan çok fazla sayıda kadını yan yana getiren programı da Kadın Meclisimiz olarak hayata geçirmek için uğraşacağız. Aynı zamanda Tutum Belgesinin ifade ettiği çerçevede mücadele programının da en önünde en etkili bir biçimde kadınlar olacak” diye konuştu.







