TJA’dan Mülteciler Günü açıklaması
- 15:04 19 Haziran 2020
- Güncel
DİYARBAKIR - TJA, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne ilişkin yayınladığı yazılı açıklamada, “Kadınlar ve çocuklar sınır kapılarında, kamplarda fiziksel ve cinsel saldırılar ve şiddetle yüz yüze bırakılmışlardır. Mülteciliğin bir sonuç olduğu unutulmamalıdır” denildi.
Tevgera Jinên Azad (TJA), 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yayınladı. TJA, kapitalist-devletçi uygarlığın başlattığı 3’üncü dünya savaşının Ortadoğu’da her geçen gün derinleştiğine işaret ederek, tüm dünyada yükselen militarist, cinsiyetçi, faşist iktidarların ve onların geliştirdiği politikaların halklara, kültürlere ve kadınlara baskı, şiddet, yoksulluk, ölüm, kıyım, göç ve savaş olarak geri döndüğünü vurguladı.
‘Kadınların yaşadığı şiddet mültecilikte artmıştır’
TJA, binlerce yıldır iktidarlaşan erkek egemen zihniyetin, faşizan, militarist, cinsiyetçi anlayış ve inanç istismarlığı ile barbarlık düzeyinde yaptığı saldırı milyonlarca insanın zorunlu göç ile mülteci olduğunu belirtti. TJA, “Derinleşen savaşlar ile birlikte son verilere göre 70 milyona yakın insan göç etmek zorunda kalmıştır. Savaş sonucu oluşan göçlerde özellikle kadınların görünürlüğü artmakta, en ağır bedelleri çocuklar ve kadınlar ödemektedir. Kadınların yaşadığı erkek şiddeti, mülteci olma durumunda daha da yoğunlaşmaktadır” sözlerine yer verildi.
‘Kadın ve çocuklar şiddetle yüz yüze bırakıldı’
TJA, zorlu savaş koşullarından kurtulup yeniden yaşama tutunma mücadelesiyle Türkiye'ye uzun ve zorlu bir yolculuk ile ulaşan kadınların ve çocukların, pandemi sürecinde her türlü temel insani haklardan mahrum bırakıldığını belirtti Açıklamanın devamında şu hususlara yer verildi:“Sınır kapılarında, kamplarda fiziksel ve cinsel saldırılar ve şiddetle yüz yüze bırakılmışlardır. Hiçbir sosyal güvenceye sahip olmayan mülteci ve göçmen kadınlar, bugün sokak ortasında katledilmekte, istismara açık bir ortamın içine sürülmekte, ucuz işgücü olarak kullanılmakta, fuhuşa sürüklenmektedir. Bizler, mülteci kadın ve çocuklara yönelik gerçekleştirilen bu saldırıların arkasında mülteci ve göçmen yasalarının uygulanmadığını, imzalanan anlaşmaların gereğinin yerine getirilmediğini buradan bir kez daha belirtiyoruz”
‘Şeffaf politikalar geliştirmeye çağırıyoruz’
Mülteci ve göçmen statüsünde olan kadın ve çocuklarla dayanışma amacıyla, mülteci kadın ve çocukların güvenli bir ortamda kalmaları ve yine en sağlıklı şekilde tekrar kendi kararları ile kendilerini var edebileceği yaşam alanlarına dönmelerine yönelik çalışmaları daha da derinleştirerek mücadele edeceğiz. Tüm bu yaşanılan sorunların tamamının, savaşçı ve militarist politikaların sonucu olduğunu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Tüm dünyada binlerce insanın ölümüne neden olan ve hala ciddi bir tehdit noktasında olan corona virüs pandemisinde mültecilere yönelik sağlık, hijyen koşullarının düzeltilmesi ve geliştirilen sistematik nefret, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı tüm kurum ve kuruluşları şeffaf politikalar geliştirmeye çağırıyoruz.
Mülteciliğin bir sonuç olduğu unutulmamalıdır. İnsani yaşam koşullarının oluşturulması ve mültecilerin her türlü hak ihlalinin, emek sömürüsünün önlenmesi ve istismar ile pandemiye karşı korunması devletlerin zorunlu görevidir.”







