‘Toplum nefes alamaz hale gelmiştir’

  • 12:13 27 Haziran 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - İHD, TİHV, Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Tabipler Odası’nın gözaltılarına ilişkin yayınladığı metinde, “Soruşturmalar ile birlikte gözaltı operasyonları neredeyse rutin bir hal aldığını kaygı ile tanık olmaktayız. Anti demokratik uygulamalar nedeniyle toplum adeta nefes alamaz duruma getirilmiştir” denildi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır şubesi, Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği ve Diyarbakır Tabipler Odası dün birçok kuruma dönük yapılan gözaltı operasyonuna ilişkin ortak yazılı metin yayınladı. Yayınlanan metinde, “Haksız şekilde gözaltına alınan yıllarca barış mücadelesi veren ve ağır sağlık sorunları bulunan Makbule Özbek olmak üzere herkesin serbest bırakılmasını istiyoruz” talebi yer aldı. 
 
‘Toplum nefes alamaz hale gelmiştir’
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında çoğunluğu Diyarbakır’da olmak üzere İstanbul, İzmir, Batman, Adana ve Urfa’da düzenlenen baskınlarda haklarında gözaltı kararı verilen 64 kişiden 42’sinin gözaltına alındığının belirtildiği açıklamada, “Gözaltına alınanlar arasında 70 yaşında ve ağır sağlık sorunları bulunan Barış Annelerinden Makbule Özbek, Kürt siyasetçiler, avukatlar, KESK, TMMOB, Rosa Kadın Derneği üye ve yöneticileri ile belediye eşbaşkanı ve belediye meclis üyeleri bulunmaktadır. Soruşturmalar ile birlikte gözaltı operasyonları neredeyse rutin bir hal aldığını kaygı ile tanık olmaktayız. Anti demokratik uygulamalar nedeniyle toplum adeta nefes alamaz duruma getirilmiştir” denildi.
 
Metnin devamında şu ifadeler yer alıyor:
 
“Temel insan hakları fütursuz bir şekilde çiğnenmekte, yargı kurumları ise ihlallerin önüne geçmek yerine ne yazık ki bu durumun sürdürücüsü konumuna geçmiştir. Kayyım atamaları ile seçme seçilme hakkı askıya alınmakta, işkence ve kötü muamele hem gözaltında hem sokakta olağan bir uygulama haline getirilmekte, sivil toplum örgütlerinin çalışmaları her geçen gün daha da sınırlandırılmaktadır. Kadın ve çocuklara karşı işlenen suçlar her geçen artmakta ancak bu suçların önüne geçmek yerine, Makbule Özbek’in gözaltına alınması ile barış mücadelesine, Rosa Kadın Derneğine yönelik soruşturmalar örneğinde olduğu gibi kadın kurumlarına baskılar arttırılmaktadır. 
 
‘Bu gidişatı kabul edilemez buluyoruz’
 
İnsan hakları savunucuları olarak, bu gidişatı kabul edilemez buluyoruz. Toplumun olmazsa olmazı demokratik değerlerdir. Devletin temel görevi insan haklarını koruyup temel haklarına saygı duymaktır. Ne yazık ki devlet yetkililerine temel görevlerini hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz. Bir ülkede yaşam hakkı, seçme ve seçilme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı, örgütlenme hakkı her gün hukuk dışı bir şekilde ihlal ediliyorsa, sivil toplum örgütü temsilcileri her gün saldırıya uğruyor, gözaltına alınıyor ve tutuklanıyorsa o ülkede ciddi bir problem vardır. Bizler, hemen hemen her gün bu uygulamalara tanıklık ediyoruz. Bu durum son derece kaygı vericidir.
 
‘Demokratik değerlerin çiğnenmesi topluma zarar verir’
 
Bizler hak savunucusu kurumlar olarak, hukuk dışı uygulamalara derhal son verilerek, toplumsal barış ve adaletin topluma hakim kılınmasını talep ediyoruz. Temel demokratik değerlerin çiğnenmesi tüm topluma zarar verir. Siyasetçilere, gazetecilere, aydın ve yazarlara, sivil toplum örgütlerine, kadın kurumlarına dönük baskılara son verilmesini istiyoruz. Devlet mekanizması bunu sağlamakla yükümlüdür. Yetkililerden, bu yükümlülüklerini yerine getirmesini talep ediyor, haksız şekilde gözaltına alınan yıllarca barış mücadelesi veren ve ağır sağlık sorunları bulunan Makbule Özbek olmak üzere herkesin serbest bırakılmasını istiyoruz.”