“İşkenceyi normalleştirmek valilerin görevi oldu’
- 09:02 1 Temmuz 2020
- Güncel
ANKARA - TJA aktivisti Sevil Rojbin Çetin’e yönelik köpekli saldırı ve işkenceye dair valiliğin yaptığı “kademeli zor” açıklamasının kabul edilemeyeceğini belirten İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, “İşkencenin açıklaması olmaz” derken, HDP’li Dirayet Dilan Taşdemir ise bu saldırının yeni dönemde Kürtlere yönelmenin bir mesajı olduğuna dikkat çekerek, “İşkenceyi normalleştirmek valilerin temel görevi oldu” dedi.
Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında yürütülen bir soruşturma gerekçesiyle 26 Haziran’da Diyarbakır’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınan Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu ve Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sevil Rojbin Çetin, köpekli saldırı ve işkenceye maruz bırakıldı. Polislerin yarı çıplak bir şekilde fotoğraflarını çektiklerini ve ölümle tehdit ettiğini aktaran Rojbin, hala gözaltında tutuluyor.
Son süreçte özellikle köpekli işkence ile gündeme gelen Diyarbakır aynı zamanda kadına yönelik polis saldırısı ve işkencesinde de ciddi bir artış söz konusu. İşkenceye karşı kamuoyunda ciddi bir tepki oluşurken Diyarbakır Valiliği polislerce yapılan köpekli ve fiziki saldırının gerçek dışı olduğunu söyleyerek, polislerin “kademeli olarak zor kullandığını” savundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, Rojbin şahsında son süreçte artan işkence vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Cinsel işkence suçu işlendi’
Rojbin’in 3 buçuk saat boyunca evinin aranması ve hem köpekli hem de fiziki işkence yapılmasının işkencenin geldiği boyutu gözler önüne serdiğini belirten Nuray, “Rojbin’in yüzükoyun yere yatırılarak darp edilmesi ve yarı çıplak fotoğraflarını çekilmesi de aynı zamanda cinsel işkence suçunun işlendiğini gösteriyor” dedi.
‘Valiliğin açıklaması işkenceyi normalleştirmektir’
İşkencenin hiçbir zaman bir açıklaması olamayacağını, Valiliğin “kademi olarak zor kullanılmıştır” açıklamasının da kabul edilemeyeceğini vurgulayan Nuray, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu açıklama işkenceyi tamamen rutin hale getirip olumlamaktır. İşkenceyi normalleştirmeye dönük bir açıklamadır. İşkencenin kademelisi, kademesizi, orantılısı ve orantısızı olmaz. İşkence işkencedir ve insanlık suçudur. Türkiye’nin de imzalamış olduğu sözleşmelere göre de suçun cezalandırılması gerekir. İşkence işlemini gerçekleştiren, emirleri veren ve fiili olarak uygulayan kim varsa soruşturma başlatılmalı ve cezalandırılmalıdır.”
‘İşkencenin birçok çeşidi uygulanıyor’
Daha önce de Halfeti’de gözaltına alınan kadınlara gerçekleştirilen işkenceyi hatırlatan Nuray, gözaltı merkezlerinde, resmi olmayan yerlerde, eylem ve etkinliklerde işkencenin birçok çeşidinin uygulanmaya devam edildiğini ifade etti. Gözaltına alınıp kendilerinden uzun süre haber alınmayan insanların mahkemeye çıktıklarında, kendilerine uzun süre işkence yapıldığını anlattığını belirten Nuray, “Türkiye’de işkence var ve çeşitli boyutları ile uygulanmaya devam ediliyor. Bu köpekli işkence karşımıza çıkan ikinci vaka. Duymadığımız bilmediğimiz ve belki de yansımayan farklı vakalar da olabilir. Bunun bir suç olarak kabul edilmesi ve bu uygulamalardan vazgeçilmesini istiyoruz. Kabul edilemez bir durumdur” diye konuştu.
Son süreçte polis şiddetine yönelik kendilerine çok fazla başvuru geldiğini aktaran Nuray, bu yönlü yaptıkları yazışmalardan bir sonuç çıkmadığını, mahkeme sürecinde ise genellikle “kovuşturmaya yer yoktur” kararları verildiğini kaydetti. Nuray, “Cezasızlık politikasından vazgeçilmelidir. Bu politika devam ettiği sürece işkence ile mücadele imkansız hale gelecektir” diye ekledi.
‘Kürtlere yönelmenin mesajı’
HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir de valiliğin açıklamasına ilişkin “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” sözünü hatırlattı. Açıklamanın işkenceye kılıf uydurma ve normalleştirme olduğunu vurgulayan Dirayet, “İşkenceyi normalleştirmek valiliğin temel işlerinden biri olmuş. Daha önce Diyarbakır'da benzer bir durum daha yaşanmıştı. O zaman da valilik böyle bir açıklama yapmıştı. Aynı yalan ve aynı manipülasyonla durum çarptırılmıştı. Valiliğin açıklamalarına ve yürütülen siyasete baktığımızda bu durumun bir sistematik politika olduğu ve sadece yereldeki kolluğun münferit bir çıkışı olarak ele alınmayacağı görülüyor. Bu saldırı yeni dönemde Kürtleri ve muhalefeti susturma ve Kürtlere yönelmenin de mesajını veriyor” diye belirtti.
‘Sahiplenici bir şekilde yapıyorlar’
“1990’larda yaptıklarının aynısını hatta bazen daha fazlasını şimdi daha aleni ve sahiplenici bir şekilde yapıyorlar” diyen Dirayet, sözlerine şöyle devam etti: “AKP’nin Kürt meselesine ve kadınlara yaklaşımının bir göstergesi. Elbette sembolik olarak Rojbin’in hedef alınması da kimi mesajlar içeriyor. Rojbin daha önce Edremit'te belediye eşbaşkanlığı yapmış yüzde 70’lerde oy alan, Türkiye kamuoyunda bilinen, kadın mücadelesi yürüten, Türkiye’de Sığınak Kurultayı’nın üyesi olan ve aynı zamanda kadın mücadelesinde bilinen biri. Kimlik olarak da kadın meselelerini takip eden bir sosyolog aynı zamanda. Kürt sorunun demokratik çözümünde de ciddi anlamda emek harcayan bir kadın. Çoklu bir kimliği var. Kürt, kadın, muhalif… Tabi ki burada Kürtlerin iradesine yönelik bir müdahale ve işkence ile ‘sizin iradenize yaklaşımımız budur’ mesajı veriliyor. Yine kadın bedeni üzerinden bir mesaj veriliyor. Aynı zamanda demokratik siyaseti yürütenlere de dönük mesajlar var.”
‘Köpekli saldırının politik ve ideolojik bir karşılığı var’
Rojbin’e yapılan işkencenin AKP’nin Kürtlere yönelik başlattığı savaş, imha ve inkar konseptinin yansıması olduğunu söyleyen Dirayet, “İktidar işkence ile korku, kaygı ve panik yaratmak istiyor. Faşizm karşısında geri adım atmayan mücadele eden herkesi bir şekilde itaate zorlayan bir girişimi normalleştirmeye çalışıyorlar. Köpekle saldırının bizler açısından bir anlamı var. Bunun siyaseten, politik, ideolojik bir karşılığı var. Diyarbakır zindanında işkence ile gündeme gelen Esat Oktay’ın ruhu canlandırılmak isteniyor” dedi.







