‘Kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz’
- 13:37 4 Temmuz 2020
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 797’nci haftasında JİTEM tarafından kaçırılarak katledilen Kürt siyasetçi Vedat Aydın’ın faillerini sordu.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 797'nci haftasında, Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı olduğu dönemde polislerce kaçırılıp katledilen Vedat Aydın’ın faillerini sordu. Online gerçekleştirilen eylemde, Vedat Aydın’ın faillerinin cezalandırılması istendi.
Eylemde, Vedat Aydın’ın oğlu Felat aydın, kendilerini polis olarak tanıtan bazı kişilerin evlerine gelerek bir ifade işlemi için babasını götürdüklerini hatırlattı. “Ne yazık ki babam gitti ve bir daha dönmedi” diyen Felat, babasının işkence edilmiş bedeninin 7 Temmuz’da Elazığ’ın Maden ilçesinde bir yol kenarında bulunduğunu söyledi. Felat, yüzbinlerce kişinin katılımıyla düzenlenen cenaze töreninde polislerin açtığı ateşte onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini kaydederek, “Olayın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen aydınlatılması için hiçbir girişim yapılmadı. Ne kimse tutuklandı, ne kimse yargılandı ne de sistem bu olayı kabullendi. Biz de diyoruz ki davanın takipçisiyiz. Bu olay ve benzer diğer olaylar aydınlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
‘Ona borcumuzu ödemeye çalışacağız’
Ardından konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin şunları dile getirdi: “Vedat Abi 1990 İHD kongresinde o güne kadar kimsenin cesaret edemediği bir şey yaptı. Kürtçe konuşma yaptı ve ardından hemen tutuklandı. Cezaevinde bir aydan fazla kaldı. Sonra hakkında açılan davada yine Kürtçe konuşmaya devam etti. Ve bu mücadele sonunda da Kürtçeyi yasaklayan yasayı kaldırmak zorunda kaldılar. Biz o zaman Vedat abiye yönelik son derece kötü kararlar alınmış olabileceğini düşünüyorduk. Oda diğer kontr-gerilla cinayetleri gibi sonuçsuz kaldı. Bir gün işkence edilerek katledilen birinin cenazesini morga getirmişlerdi. Biz de o cenaze ile ilgileniyorduk. Vedat Abi, bana ‘biz bunların hakkını nasıl ödeyeceğiz’ demişti. Şimdi biz de ona borcumuzu ödemeye çalışacağız.”
‘Emniyette olmadığı söylendi’
Daha sonra söz alan gözaltında katledilen Gazeteci Metin Göktepe’nin kardeşi Meryem Göktepe, devleti yönetenlerin, cezasızlığı ve suçun tekrarlanmasını engellemek için etkin soruşturma yapılması taleplerine kulaklarını tıkadığı için, kayıpların dosyalarının cezasız bırakılmaya devam ettiğini belirtti. Meryem, “38 yaşındaki üç çocuk babası Vedat Aydın Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanıydı. 5 Temmuz 1991 gecesi kendilerini Siyasi Şube polisleri olarak tanıtan silahlı, telsizli kişiler tarafından 'ifade vermek için emniyete götürülmek üzere' denilerek evinden gözaltına alındı. Gözaltına alınmasının hemen ardından Aydın’ın avukatı, Emniyet Müdürlüğü'ne başvurdu, ancak kendisine Vedat Aydın'ın emniyette olmadığı söylendi” diye anlattı.
Cenaze töreninde onlarca insan katledildi
Ertesi sabah Vedat Aydın’ın eşi ve avukatının, Diyarbakır’daki ilgili tüm idari, adli ve askeri makamlara başvuru yaptığını ancak yetkililerin “bilgimiz yok” dediğini belirten Meryem, “Bir gazeteci, 7 Temmuz 1991 tarihinde Ergani-Maden yolu üzerinde bulunan bir erkek bedeninin Maden Mezarlığı’na defnedildiği bilgisine ulaştı. Bunun üzerine aile ilgili savcılığa başvurdu. Söz konusu mezar açıldı ve ağır işkence izleri taşıyan bedenin ‘kimliği meçhul kişi’ olarak defnedilen Vedat Aydın'a ait olduğu açığa çıktı. Aydın'ın bedeni 10 Temmuz 1991 günü ailesi tarafından teslim alındı. Aynı gün yapılan cenaze törenine on binlerce insan katıldı. Törene katılanların üzerine açılan ateş sonucunda çok sayıda insan öldürüldü. Yüzlerce insan da yaralandı” sözleriyle yaşananları hatırlattı.
‘Evinin önünde beyaz Toros bekletildi’
Emniyette ifade veren Şükran Aydın’ın, eşini gözaltına alanların eşkal bilgilerini detaylı bir biçimde verdiğini ve bu bilgilerle kişilerin robot resimleri çizildiğini ifade eden Meryem, “Eşimi devlet öldürdü diyen Şükran Aydın, bu ifadesini çekmesi için tehdit edildi. Onlarca kez evi basıldı, gözaltına alındı. Beş yıl boyunca evinin önünde ‘beyaz toros’ bekletildi” diye konuştu.
Meryem, JİTEM mensubu Abdulkadir Aygan’ın soruşturma dosyasına alınan ifadesinde ve JİTEM mensubu Murat İpek’in basına yaptığı açıklamalarda, Vedat Aydın’ın katledilmesinin JİTEM Komutanı Cem Ersever ve ekibi tarafından Diyarbakır Alay Komutanı İsmet Yediyıldız’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğinin yer aldığına dikkat çekti.
'JİTEM tarafından öldürüldüğü söylendi'
Kendileri de suça iştirak eden Abdulkadir Aygan, Vedat Aydın’ı gözaltına alan, sorgulayan ve infaz eden kişileri isim isim açıkladığını vurgulayan Meryem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dönemin Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Hanifi Avcı hem yazdığı ‘Haliç’teki Simonlar’ isimli kitabında hem de mahkemeye verdiği ifadede Vedat Aydın’ın JİTEM tarafından öldürüldüğünü söyledi. Avcı kitabında; kaçırılan Vedat Aydın’ın da içinde olduğu 3 aracın rahatça seyredebilmesi için yol güzergahındaki trafik kontrol polislerinin, sahte kaza ihbarı yapılarak ters yöne gönderildiğini yazdı. Bu talimatın Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Harekat Merkezi’nden geldiğini öğrendiğinde de olayın artık kimin tarafından gerçekleştirildiğini net olarak anladığını belirtti.”
Bugüne kadar dosyada etkili, tarafsız ve bağımsız bir soruşturma yürütülmediğine işaret eden Meryem, devletin 29 yıldır Vedat Aydın’ın gözaltında kaybedilmesi ile ilgili hakikatin açığa çıkartılması ve adaletin sağlanması görevini yerine getirmediğini söyledi.
'Görevinizi yerine getirin'
Siyasi ve adli makamlara seslenen Meryem, “Vedat Aydın dosyasında inkara ve cezasızlığa son verin! Hemen şimdi hukuku işletin, bilinen failleri ve sorumluları yargılama ve cezalandırma görevinizi yerine getirin. Vedat Aydın için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Meryem, son olarak 98 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kendilerine kapatılan kayıplarıyla buluşma mekânı Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.







