İHD 3 aylık İç Anadolu Bölge cezaevleri hak ihlali raporunu açıkladı
- 14:13 27 Temmuz 2020
- Güncel
ANKARA - İHD Ankara Şubesi, İç Anadolu Bölge cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair üç aylık raporunu açıkladı. Raporda, “Hapishanelerin infaz sistemi, hukuk sistemi ile bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli ve insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmelidir” denildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, İç Anadolu Bölge cezaevlerinde nisan, mayıs ve haziran aylarında yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu açıkladı. İHD Ankara Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında paylaşılan raporu, İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen okudu.
Rapora göre üç ay içinde derneğe “hak ihlali” nedeniyle Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi, Aksaray T Tipi, Bolu F Tipi, Eskişehir L Tipi, Karaman T Tipi, Kırıkkale F Tipi, Kırşehir E Tipi, Seydişehir E Tipi, Sincan Kadın, Sincan 1 Nolu L Tipi, Tokat T Tipi kapalı cezaevlerinden başvuru yapıldı.
‘165 kişi İHD’ye başvurdu’
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin düzeyi ve yaygınlığının, “mahpusları baskı altında tutma ve yıldırma amacı taşıdığını” ifade eden Nuray, “2020 Nisan-Mayıs-Haziran aylarında İç Anadolu Bölge Hapishaneleri için 123 kişi, diğer cezaevleri için 42 kişi olmak üzere toplam 165 kişi İHD’ye başvurmuştur. Bunlarla ilgili olarak gerekli olan kamu kurumlarına yazılar yazılmıştır” diye konuştu.
19 tutsak yaşamını yitirdi
Nuray, üç ayda çeşitli cezaevlerinde 19 tutsağın yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, bunlardan dördünün Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiğinin yetkililer tarafından dile getirildiğini belirtti. Adalet Bakanlığı tarafından pandemi konulu yapılan ilk açıklamada üç tutsağın açık cezaevlerinde yaşamını yitirdiğini söylediğini hatırlatan Nuray, geçen süre içerisinde yeni bir açıklama yapılmadığı için hapishanelerdeki durumu bilmediklerini belirtti. Nuray, “1’i çocuk olmak üzere 10 mahpusun intihar ederek yaşamını yitirdiği iddia edildi. Bir mahpus şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Üç mahpus da ağır hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. Dört mahpus Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. Bir mahpus adil yargılanma talebiyle başlattığı açlık grevinde iken yaşamını yitirdi” ifadelerine yer verdi.
‘Temel sağlık sorunları’
Temel sağlık sorunlarının tüm hapishanelerdeki ortak problem olduğunu vurgulayan Nuray, “aşırı kalabalık koğuşların, tek kişilik insan onuruna aykırı nakil araçlarının olduğunu, kelepçeli muayene, revire geç çıkarılma, hastane sevklerinin ya geç ya da hiç yapılmaması, diyet yemeklerinin verilmemesi, ısıtılamayan ve havalandırılmayan koğuşlarda kalınması, yeterli hekim ve sağlık personellerinin bulunmaması, temiz suya erişim” gibi birçok temel sağlık problemlerinin yaşandığını kaydetti.
‘Başvurular sonuçsuz kalıyor’
Üç ayda İç Anadolu bölge cezaevlerinde en az 32 tutsağın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını belirten Nuray, Adalet Bakanlığı’nın verileri paylaşmaması ve hapishanelerle haberleşmenin sürekli engellenmesine tepki göstererek, “Özellikle taşra hapishanelerinden haber almada yaşanan güçlükler, adli mahpusların yaşadıklarını basına, yetkili makamlara ve insan hakları örgütlerine iletmemesi nedeniyle işkence ve kötü muameleye maruz kalan mahpus sayısının bunun çok üzerinde olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Raporda anlatılan olaylar, cezaevi görevlilerinin tip durumlarda soruşturulma, yargılanma kaygısı olmadan hareket ettiklerini göstermektedir. Mahpusların, Adalet Bakanlığı’na, cezaevi yönetimlerine, cumhuriyet savcılıklarına başvuruları çoğunlukla sonuçsuz kalmaktadır. Yaşanan hak ihlalleri ve işkence iddiaları ile ilgili olarak bölgemizde olan Kırşehir ve Seydişehir cezaevlerinde mahpuslar tarafından açlık grevi yapılmıştır” diye belirtti.
‘Baskılar ve iletişim yasakları’
Kişi güvenliği hakkını ve sağlık hakkının ihlal edildiği uygulamalar dışında hapishane yönetimlerinin çok çeşitli yöntemlerle tutsaklara baskı uyguladığının altını çizen Nuray, “Mahpuslara baskı uygulamak için görüş ve iletişim cezaları verilmesi, ayakta sayım zorlaması, sosyal faaliyetlerin (spor, sohbet, kurs) tamamen durdurulması, telefon görüşlerinin tek bir kişiyle sınırlandırılması, pandemi başlangıcında belirtilen görüntülü görüşmenin uygulanmaması, aileleriyle yaptıkları haftalık telefon görüşmelerinin zaman zaman basit bahanelerle yaptırılmaması, aramak istedikleri kişi çıkmadığında telefon hakkından mahrum kalmaları ve ailelerinden haber alamamaları gibi birçok hak ihlali yaşanmaktadır” dedi.
Açıklamanın devamında Nuray sorunların çözülmesi için şu önerilerde bulundu:
* Hapishanelerin infaz sistemi, hukuk sistemi ile bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli ve insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmelidir.
* Hakkında yasaklama, toplatma kararı olmayan gazetelerin hapishanelere alınmasının önündeki engeller kaldırılmalı ve temini sağlanarak gazeteler mahpuslara verilmelidir.
* Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle gelemeyen ailelerine yakın cezaevlerine nakil talepleri kabul edilmelidir.
* Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence-darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
* Cezaevlerinde meydana gelen intihar vakalarının önüne geçmek için mahpusların ruh ve bedensel bütünlüklerine yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır uygulamalar geliştirilmelidir. Gerekli önlemi almayan ve etkisi olan kişiler varsa etkin soruşturmalar yapılmalı ve yaptırımlar uygulanmalıdır.







