Eğitim Sen raporu: Bir sınıfta maksimum 12 öğrenci olmalı
- 11:44 22 Ağustos 2020
- Güncel
ANKARA - Eğitim Sen yayınladığı raporda, yüz yüze eğitim için devlet okullarındaki kalabalık sınıflarda fiziki mesafenin korunamayacağına dikkat çekerek, “Devlet okullarında bir sınıfta maksimum 12 öğrenci olmalıdır” dedi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) “Kovid-19 Salgınında Gelinen Aşama ve Eğitim Kurumlarının Durumu” konulu çalıştayın ardından rapor yayımladı. Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 21 Eylül’den itibaren başlatılması planlanan yüz yüze eğitimde, Covid-19 salgını nedeniyle yaşanabilecek sorunlara dikkat çekildi.
Covid-19 salgını sırasında okulları açan ülkelerden örnekler verilen raporda, İsrail’de okullar açıldıktan sonra vaka sayısının 2 kat arttığına dikkat çekildi. Raporda, "İsrail’de fiziksel uzaklık, maske, el yıkama gibi olanaklarla birlikte okullar açıldıktan 10 gün sonra, iki ayrı okulda birbirinden bağımsız olarak salgın ortaya çıkmıştır. Daha sonrasında salgın İsrail’de ikinci dalganın oluşumuna yol açmıştır. Şu anda İsrail ikinci dalgayı birinci dalgadan daha yüksek hasta sayısıyla birlikte yaşamaktadır" denildi.
‘Okullarda iş yeri hekimliği ve iş yeri hemşireliği bulunmalı’
“MEB okulları açmak istiyor, sendikalar istemiyor” algısının yanlış olduğuna dikkat çekilen raporda, “Salgından korunmayı ve bulaşma riskini minimuma indirmeyi sağlayan tüm tedbirler alındıktan sonra okullar açılabilir. Okullar açılmadan önce fiziksel mesafe ve hijyen planlaması yapılmalıdır. Devlet okullarında bir sınıfta maksimum 12 öğrenci olmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Raporda, hijyen malzemelerinin velilerden ya da öğretmenlerden para toplanarak değil de devlet tarafından ücretsiz bir şekilde karşılanması gerektiği vurgulandı.
Okullarda iş yeri hekimliği ve iş yeri hemşireliğinin bulunması gerektiği kaydedilen raporda, iş yeri hekimleri ve hemşirelerinin okullardaki çalışanlar üzerinde, risk grupları oluşturmak, sağlık durumlarını izlemek, çalışma koşullarını belirlemek açısından çok önemli işlevleri olacağı kaydedildi.
MEB’in başlattığı ‘Okulum Temiz’ belgesinin gerçeklikten uzak olduğu belirtilen raporda, 120 sayfalık kılavuz incelendiğinde devlet okullarının, yeterli bütçe ve temizlik personeli olmadan sertifikayı almasının mümkün olmadığına da işaret edildi.
Raporun devamında şunlara dikkat çekildi:
"Uzaktan öğretim kapsamında yapılan sınavlar adil değil. Çünkü öğrencilerin içerisinde bulunduğu sınıfsal, sosyal, coğrafi eşitsizlikler gibi hâlihazırdaki eşitsizliklerin derinleşmesine neden oluyor.
Geçtiğimiz süre zarfında laboratuvar, okul deneyimi gibi uygulamalı dersler için hiçbir hazırlık yok.
Üniversitelerde seyreltme yapılarak, fakülteler farklı zaman dilimlerinde ikili ya da üçlü eğitim yaparak ve diğer fakültelerin de dersliklerini kullanarak yüz yüze eğitime geçilmeli.
Uzaktan eğitim konusunda ‘acil uzaktan eğitim’ kavramı kullanılmalı. Bunun sadece bu dönem için destekleyici olması gerektiği, ama bu yapılırken de olması gerektiği gibi yapılması talep edilmeli. Bu haliyle yapılamayacağı vurgulanmalı. Kampüslere dönene kadar uzaktan eğitim olması gerektiği gibi yapılmalı.
Okulların açılmaması nedeniyle çalışan annelerin çocuklarının evde olması, özel bakıma ihtiyacı olan yaşlıların olması ve bu sorumlulukların hepsinin kadının üzerinde olması kadınların ciddi sorunlar yaşamasına neden oldu.
Kimi üniversitelerde hiçbir oryantasyon süreci işletilmeden, gerekli önlemler alınmadan idari ve teknik personel geçici süreli biçimde tıp fakültelerine görevlendirildi.
Pandemi sürecinde eve kapanma nedeniyle öğrencilerde oluşan travma, travma sonrası stres, kaygı ve korku konusunda MEB kapsamlı bir çalışma yürütmeli."







